Yeni müfredat: Nasıl olmalı? (5)

18/08/2017 Cuma
Yeni müfredat: Nasıl olmalı? (5)

İktidarlar, yürürlükteki müfredatla yetişenlerin anlayış, tutum ve davranışlarını beğenmedikleri, yeterli bulmadıkları anda yeni bir müfredat hazırlamaya kalkarlar. AKP iktidarı, müfredatla pek çok kez oynayıp değiştirmişse de, imam hatipleri ve din derslerini akıl almaz derecede çoğaltmışsa da, öğrencilerde istediği davranışları sağlayamamış ve çoğunun laik ve bilimsel anlayışta yetişmelerini engelleyememiştir. Yeni müfredat, laik ve bilimsel anlayışta olmayacak ve dinin ve kininin davacısı olacak kişileri yetiştirmeyi garantileyecek bir müfredattır. Yeni müfredat, iktidar için “bulunmaz Hint kumaşı” gibidir; piyasacı ve gerici iktidarı yeniden üretecek bir müfredattır. Çocuklarımızın çağdaş değerler kazanmasını engelleyip toplumu gelişmiş ülkelerin boyunduruğu altında tutacak bir müfredattır. Bu müfredat, bırakın muhalif kesimleri, iktidara oy verenlerin çoğunluğunu da dışlayan çağdışı bir müfredattır.

Bu müfredat, inancını AKP’nin ya da cemaatlerin istediği gibi değil de, kendi kişiliğine sahip çıkarak yaşayan milyonların, Cumhuriyetin aydınlanmacı kazanımlarını benimseyenlerin, özgürlüğünün ve halk egemenliğinin ayrımında olanlarla laik, demokratik ve sosyal hukuk devletini benimseyenlerin kabul edilebileceği bir müfredat değildir. Türkiye’nin çoğunluğunu oluşturan bu kesimlerin benimseyebileceği bir müfredatın, olmazsa olmazları vardır.

Bunlarda biri, öğrencileri, “fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür olarak; gerçek aydınlanmanın bilim olduğu bilincine vardırarak; yurtta barış ve dünyada barışı ile halk egemenliği anlayışını benimseyecek” şekilde yetiştirmektir.

Olmazsa olmazlardan bir başkası, öğrencileri, Cumhuriyete ve aydınlanmacı kazanımlarına (ilke ve devrimlerine) sahip çıkacak ve bunları, insan, doğa ve insan emeği adına daha ileri anlam ve uygulama düzeyine taşıyacak şekilde yetiştirmektir. Bunun için öğrencilere, din, dil, ırk, cinsiyet, toplumsal köken ve ulusal aidiyet gibi hiçbir ayırım gözetilmeksizin, herkesin eşit bir şekilde sahip olduğu insan hakları yanında, halk egemenliğini, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, devletin insan haklarına saygılı, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olduğunu benimsetmek gerekir.

Bilindiği gibi, bisikletten uçağa, telsizden telefona, radyodan televizyona, hesap makinesinden bilgisayara,  aşılardan vitaminlere, sinemadan internete kadar insan yaşamını kolaylaştıran tüm buluşlarla, mızraktan makineliye ve kimyasal silahlardan atom bombasına kadar insan yaşamını karartan tüm buluşlar, din kitaplarından ya da din adamlarının söylemlerinden yararlanarak üretilmemiştir. Buluş ve yeniliklerin ortaya çıkmasının nedeni, insanın aklını kullanmasıdır, merak etmesidir, olaylara eleştirel bakmasıdır, düşünmesidir, araştırmasıdır ve ürettiği bilimsel bilgilerdir. Dolayısıyla müfredatın bir başka olmazsa olmazı, öğrencilerin bu yeteneklerini ortaya çıkarıp kullanmalarını sağlayacak içerikte olmasıdır. 

Bilindiği gibi, tarihsel süreç içinde insanın yaşadığı acı deneyimlerden ve din savaşlarından sonra, inançları, etnik aidiyetleri, cinsiyetleri ve varlık düzeyleri farklı olan insanların barış içinde yaşamasını sağlayan yol bulunmuştur. Devlet yönetiminin, gücünü ilahi bir varlıktan alması yerine halktan alması ve inançlar karşısında tarafsız olması anlayışına (demokratik ve laik anlayışa) ulaşılmıştır. Dolayısıyla müfredat geliştirmenin bir olmazsa olmazı da, demokratiklik ve laikliktir. Demokratiklik ve laikliğin de, ayrıca iki olmazsa olmazı vardır: İlki, müfredatın kendisinin demokratik ve laik olmasıdır. Müfredatın demokratikliği, dili, inancı ve kökeni farklı insanlara da, dilini, inancını ve kendi etnik kültürünü öğrenme fırsatı vermesiyle, uygulamalarında kişinin cinsiyetine, yaşadığı yöreye ve varlık düzeyine göre ayrımcı olmamasıyla, öğrencinin edinimlerini ölçen sınavların eleyici/seçkinci olmamasıyla, herkese eşit fırsatlar sunmasıyla sağlanır. Müfredatın laikliği, inançlar karşısında tarafsız olmasıyla, ya her inanca eşit mesafede ve saygıda olacak bir dersle ya da farklı inanç kesimlerine, zorunlu öğrenimlerini tamamlamış kişilere inançlarını öğretme hakkı ve fırsatı verilmesiyle sağlanır. Ya devlet ülkedeki farklı inanç sahiplerinin din adamlarını yükseköğretimde yetiştirir ya da onlara kendi din adamlarının yükseköğretimde yetiştirme hakkı ve fırsatı verir. Demokratik ve laik müfredatın ikinci olmaz olmazı da, müfredatın öğrenciye demokratik ve laiklik anlayışları kazandıracak süreçleri içermesidir. Bunun yolu yordamı da, müfredatta ırkçı, dinci, cinsiyetçi ve piyasacı anlayış ve uygulamalar yerine öğrencide insan, doğa, toplum sevgisi ile emeğe saygıyı anlayış, davranış ve tutumunu sağlayacak anlayışlara ağırlık vermekten geçmektedir.

[email protected]