Türbanlaşmanın hedefi!

22/10/2013 Salı
Türbanlaşmanın hedefi!

Süleyman Tosunoğlu, Paris’ten gönderdiği yazısında, Fransız okullarındaki “Okul Laiklik Şartnamesi”nden söz ediyor (Cumhuriyet, 13 Ekim 2013). Bu şartnamede, “laik, demokratik, sosyal ve bölünmez bir cumhuriyet” olan Fransa’da, “okullara herhangi bir dini simgeyle gelinmesinin kesinlikle yasak” olduğunun yazıldığını belirtiyor. Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye’de ise, dini simge olan türban kamusal alana/okula giriyor.

Laik Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın, yıllar önce bir yabancı gazeteciye, “Türkiye’de Cumhuriyet’in sonu geldi. Biz kesinlikle laik sistemi değiştirmek istiyoruz” dediği biliniyor. Cumhurbaşkanı, AKP’nin çıkardığı tüm gerici yasalara onay veriyor. YÖK Başkanlığı’na, önce Malezya İslam Üniversitesi’nde bir süre çalışmış Y. Z. Özcan’ı, sonra da cemaatçi olduğu söylenen Gökhan Çetinsaya’yı getiriyor. Genellikle AKP’li/ türban yanlısı kişileri, rektör, yüksek yargı üyesi ya da YÖK üyesi yapıyor. Hacca gidiyor.

Laik Türkiye’nin Başbakan’ı, geçmişte, “Demokrasi amaç değil, hedefe ulaşmak için bir araçtır Müslüman laik olmaz laiklik tabii elden gidecek Egemenlik Allah’ındır “ gibi söylemleriyle anımsanıyor. Son yıllarda ise, “Dindar nesil yetiştireceğiz gençler dininin ve kinin davacısı olmalı imam hatipleri toplumun gözbebeği yapacağız” gibi söylemleriyle dikkat çekiyor. Irak’ta, Mısır’da ve Suriye’de, laik rejime karşı olanları destekliyor. Mısır’da dünyadaki en katı şeriat anlayışını uygulamaya kalkan Mursi’nin devrilmesine göz yaşı döküyor elinden gelse Mısır’a saldırıp Mursi’yi devirenlere hadlerini bildirecek. Kadınların türbana girmesini ve 3-5 çocuk yapmasını istiyor. İmam hatibe gitme yaşını küçültüyor okulları bir bir imam hatibe dönüştürüyor. Sanat eserine “Ucube” deyip yıktırırken her yere birbirinin kopyası olan camilerin yapılmasına çalışıyor.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Biz zaten gençlerimizin ilahiyat fakültelerine gitmesini teşvik ediyoruz. İlahiyat okuyanların istihdam sorunu yok” diyor.

Ekim ayı içinde Yozgat’ın bir ilçesinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde düzenlenen “Seçmeli Din Eğitimi Dersleri Çalıştayı”nda, anaokulu ve ilkokulda da dini eğitim verilmesi isteniyor!

Neredeyse her gün küçücük çocukları camiye çekmek için çeşitli yöntemler üretiliyor. Üniversitelerde medrese ve Said-i Nursi konferansları düzenleniyor. Ramazan Bayramı öncesinde Ankara metrosunda, “Kurban, Allah’a yakınlaşmaktır” afişleri asılıyor. Genellikle erkekler adına kurban kesilirken, ortalık kan gölüne dönüyor. Üniversitelerin öğretim yılına dua okuyarak başlamaları giderek yaygınlaşıyor.

Ilımlı dindarlığıyla tanınan bir önceki Diyanet İşleri Başkanı, türbanla ilgili bir soru üzerine, “Laik bir ülkede böyle sorular Diyanet’e sorulmaz” deyince, yerine Mehmet Görmez getiriliyor! Görmez’in gözü, toplumu bir din toplumuna dönüştürmekten başka bir şey görmüyor. Kadınların dayak yemeleri, öldürülmeleri, tacize ve tecavüze uğramları her yıl artıyor. Tecavüz edenler ise mahkemelerce serbest bırakılırken kadın katiline, “parasız eğitim” iseyenlere verilmeye kalkışılan ceza kadar bile ceza verilmiyor. Gazetelerde son 18 ayda yedi bin kadar kadının devletten/polisten koruma istediği haberleri yer alıyor. Türkiye’de kölelik koşullarında yaşayanların büyük çoğunluğunun kadın olduğu biliniyor. Böyle bir ülkede Görmez, Birleşmiş Milletler’i, kadına karşı şiddet ile uğraşmak yerine, insanlığa karşı cinayetler ile uğraşmaya davet ediyor diyanetin kadına bakış açısını yansıtıyor.

Devleti yönetenler başta olmak üzere kim erkekler, kadınların türbana girmesi için yırtınıp duruyor! Devlet televizyonunda sürekli program yapan bir zatı muhterem, ikide bir, kadınla erkeğin eşit olmadığını haykırıyor.

Böyle bir ülkede türbanın kamuda serbest bırakılması ne anlama geliyor?

Ne anlama geldiğini AKP’li Beykoz Belediye Başkanı, kucağında türbanlı bir bebek olan adamın fotoğrafı ile “Gelecek seçim için değil gelecek nesil için belediyecilik” mesajı içeren duvar afişleriyle tüm dünyaya ilan ediyor.

Açılım paketlerinde olmayan demokrasinin kokusunu alanların, türbanlı öğretmenlerle okullarda 1-2 yıl içinde türbansız kız kalmayacağını anlamaları için, AKP’lilerin daha ne yapması gerekiyor?