Son hizmet (I)!

22/07/2016 Cuma
Son hizmet (I)!

Kendilerine, “Hizmet hareketi” derlerdi de, bunun ne anlama geldiğini pek önemsemezdik. Bu hareketin son hizmeti olan “darbe girişimi” hem hareketin geçmişini hem de hizmetlerinin niteliğini öğrenmemize ve de yeniden düşünmemize yol açtı.

Hizmet hareketi, son günlerde yapılan bir açıklamaya göre 12 Mart 1971 muhtırası ve bir başka açıklamaya göre de 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında ortaya sızmaya başlammış ve Özal zamanında palazlanmış bir hareket. 12 Mart ve 12 Eylül Amerikancı subayların eylemi ve sonucu ve Özal’ın da piyasacı, 12 Eylülcü, gerici ve Amerikancı niteliği göz önüne alındığında, hareketin Amerikancı niteliği daha kuruluşundan belirlenmiş oluyor. Amerikalıların Taliban, El Kaide ve Hamas gibi aktif örgütleri kurup desteklerken, hizmet hareketi gibi pasif bir örgütü de yedeklediği akla geliyor.

Anlaşılan hizmet hareketi, karşılıklı hizmetlerle gelişiyor. Bu hareketin ilk zamanlarında, devletin bu harekete hizmetleri ön plana çıkıyor. 12 Mart ve sonrasındaki hükümetler, cumhuriyetçi kesimleri baskı altına alırken imam hatiplerin önünü açıyorlar. 12 Eylül ve Özal Türk-İslam sentezi anlayışını benimseyip yaygınlaştırarak, harekete hizmete devam ediyor. Özal ayrıca, okullara ağırlıklı olarak dini öğretimden geçmişleri atayarak, eğitimde evrim kuramı yerine yaratılış düşüncesini işleyerek, imam hatiplere aşırı yatırım yaparak, cemaatçi özel okulların açılmasına ve cemaatçilerin yatılı devlet okullarından başlayarak okullara el atmasına izin vererek, harekete hizmette sınır tanımıyor.

1980’lerden itibaren de hareketin hizmetleri ortaya çıkmaya başlıyor. Hareket, açtığı ve devletin denetlemekten kaçındığı yurtlarda, özel okullarda ve özel dershanelerde, genelde akıllı ve yoksul gençleri, abi ve ablaları aracılığıyla cemaate devşirme hizmetine başlıyor. 

Hizmet hareketine, ABD’nin de açık ve net hizmetleri oluyor: Cemaate kol kanat gerip liderini Pensilvanya’da ağırlamaya, uluslararası bilimsel toplantılarda bile onu öven bildirilerin ortaya çıkmasını sağlamaya başlıyor.

Tabii bu arada cemaatin seçimlerde, piyasacı ve gerici partileri desteklemesi, hareketin ikinci hizmet biçimi oluyor.

Sonra, harekete hizmet etme sırası, AKP’ye geliyor. AKP, 2003 baharında, genelde sınavsız öğrenci alan (çoğunluğu cemaatçi olan) özel okullara, sınavla seçeceği 10.000 öğrenci göndermeye kalkıyor (çünkü sınavla öğrenci alacak özel okulların 2003 Haziranında alacağı öğrenci sayısı ancak 2.500 kadar, daha fazla öğrenci alacak halleri yok). Bu işi başaramayan AKP, devlet okullarındaki katkı paylarını artırarak, devlet yurtlarına yatırım yapmayarak, yoksulları, cemaat seçeneğiyle baş başa bırakıyor. Yetinmiyor, ortaöğretime giriş sınavı, tek sınav olarak yapılırken, bunu kaldırıp 6, 7 ve 8’inci sınıflarda yapılacak Seviye Belirleme Sınavı getirerek dershaneye gitmek zorunda kalacak öğrenci sayısının artmasına neden oluyor. Üniversiteye giriş sınavı, tek oturumluk bir sınav olarak yapılırken bu sınavı da iki ayrı haftada ve dört oturumda yapılacak sınava dönüştürerek dershane talebini pekiştiriyor. Arkasından cemaatin üniversite kurmasına izin veriyor. Bu tür uygulamalar nedeniyle cemaatçi özel okul, yurt ve dershane sayıları tavan yapıyor. AKP, 25 Ağustos 2004 tarihli MKG toplantısının, cemaate karşı eylem planı yapılması önerisini sümen altı ederek harekete hizmetini sürdürüyor.

Hareket de seçimlerde AKP’ye hizmet ediyor. Başbakan Erdoğan, seçimlerdeki desteği nedeniyle, Pensilvanya’ya teşekkürlerini sunuyor.

AKP, harekete hizmetini ve şükranlığını, tüm devlet kurumlarına cemaatçileri yerleştirerek devam ediyor. Anayasa Mahkemesi (AYM)’ne, Yargıtay’a, Danıştay’a, mahkemelere, Cumhuriyet savcılıklarına ve diğer tüm devlet kurumlarına ağırlıklı olarak cemaatçileri atıyor (bu gün cemaatçi diyerek işlerinden atılan on binlerce kamu personelinin hemen hepsini AKP göreve getirmiş bulunuyor).

Hareket ise, başta silahlı kuvvetler mensupları olmak üzere, Amerika karşıtı, türban karşıtı, laik ve cumhuriyetçi kesimlerin tasfiyesini sağlayacak sahte Ergenekon ve Balyoz gibi davaları düzenleyerek, AKP’ye en yaşamsal hizmetini sunuyor. Bu davaların savcısı olduğunu ilan eden R. T. Erdoğan, bu davaların resmi savcılarına hediyeler gönderirken, uygulamalarıyla, cemaatçi işverenlerin varlıklarına varlık katılmasına yardımcı oluyor.

AKP tarafından devlet kadrolarına atanan cemaatçiler, AKP’nin piyasacı ve gerici tutum ve uygulamalarına katkıda bulunarak AKP’ye her alanda hizmete devam ediyorlar. Yargı ve YÖK AKP’leşirken silahlı kuvvetlerin de AKP’leşmesi sağlanıyor. Yasal hiçbir değişiklik olmasa da, türban serbestleşiyor, hatta ilkokul-anaokuluna kadar giriyor; yargıdan tıs çıkmıyor! 4+4+4 yasasıyla, anayasada yer alan laiklik, bilimsellik, eğitimde fırsat eşitliği açıkça yok ediliyor; AYM, geçmişteki kararlarının tersine bunları anayasaya aykırı bulmuyor! Yargı, AKP yargısı, polis (örneğin AKP karşıtı demokratik gösterilerde olduğu gibi), AKP polisi ve ordu (örneğin HES tepkilerindeki davranışıyla), AKP’nin ordusu gibi davranmaya başlıyor.

17-25 Aralık yolsuzluk olayları sonrasında ortaya çıkan AKP-cemaat dalaşı, hareketin AKP’ye bir başka hizmetine dönüşüyor. Bu hizmet sayesinde, devlet kurumlarında bazı cemaatçilerin yerine AKP’liler getiriliyor, bir kısım cemaatçi AKP’ye yanaşıyor ve AKP karşıtları kolaylıkla cemaatçi olarak damgalanıyor. Geçmişte, hareket liderine saygıda ve şükranlarını sunmada sınır tanımayan AKP ileri gelenleri, hareket liderine karşı aslanlar gibi kükremeye başlıyor.

“Darbe girişimi” ise, hareketin (şimdilik) son hizmeti oluyor. Son hizmet, yine iktidarın işine yarıyor.

Darbe girişimi, askerin saygınlığını yerle bir ediyor.

Darbe girişimi,  iktidarın diktatörleşmesine yardımcı oluyor. Bu hizmet sayesinde, iki üç günde on binlerce kamu görevlisi (sanık/suçlu olup olmamalarına bakılmaksızın ve sırf “cemaatçi” damgasıyla) görevlerinden alınabiliyor, darbeciler dışında binlerce kişi tutuklanabiliyor, hukuk işletilmiyor. …

Darbe girişimi, TBMM’nin bay-pas edilmesini kolaylaştırıyor.

Darbe girişimi, ayrıca, gelecek hafta irdelenecek olan, ülkedeki “akıl tutulması” salgınlığını ortaya çıkarıyor.

 

[email protected]