Seçimin sonuçları, kazananı ve kaybedeni!

06/11/2015 Cuma
Seçimin sonuçları, kazananı ve kaybedeni!

1 Kasım seçiminin sonuçlarını, kazananını ve kaybedenini belirlemek için, oy dağılımını görünen (zahiri) ve görünmeyen (içte kalan, saklı, batıni) yönleriyle irdelemek gerekiyor.

Sonuçların görünen hali, somut durumu yansıtan oy dağılımı oluyor. Oyların dağılımı, az buz değil, 1 Kasım seçimlerinde beş milyon kadar seçmenin, çok kısa denebilecek bir süre önce 7 Haziran’da oy verdiği partiden cayıp AKP’ye oy vermesi, açık ve net bir şekilde AKP’yi kazanmış, CHP, MHP ve HDP’yi de kaybetmiş olarak gösteriyor. Bu sayısal sonuçlar, bir yönüyle AKP yönetiminin başarılı ve diğer parti yöneticilerinin ise başarısız olduğu anlamına geliyor. Hele 7 Haziran ile 1 Kasım arasında Türkiye insanının yaşadığı onca acıya karşın böylesi oy dağılımının gerçekleşmesi, meclisteki muhalefet parti liderlerini daha da başarısız hale sokuyor. HDP’nin aleyhine işlediği belli olan PKK eylemleri bu partinin makul mazereti olsa da, CHP ve MHP’nin hiçbir mazereti bulunmuyor.

Ancak seçmenin yüzde 49,4’ü AKP’ye oy verirken yüzde 50,6’sının AKP’ye karşı oy kullanmış olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Seçime katılmayanların genelde muhalif kesimler olduğu göz önüne alındığında, toplumun çoğunluğunun hâlâ AKP karşıtı olduğu daha da belirginleşiyor. Seçim sonucunun dramatikliği, seçim sisteminin adil olmamasından kaynaklanıyor. Sözgelimi 1960’larda uygulanan “milli bakiye” sistemi kullanılmış olsa yüzde 49,4 oyla 270 kadar milletvekili çıkarabilecek bir parti, adil olmayan bugünkü seçim sisteminde 317 milletvekili çıkarınca, yandaşlara yeri göğü inletme fırsatı doğuyor. Seçim sistemindeki bir eşitsizlik, öğrenim düzeyi ülke ortalamasının üstünde olan illerde bir milletvekili çıkarmak için gerekli seçmen sayısının, öğrenim düzeyi ülke ortalamasının altında olan illerde bir milletvekili çıkarmak için gerekli sayıdan çok fazla olmasından kaynaklanıyor. Bu bağlamda var olan seçim sistemi, bir yandan öğrenim düzeyi daha az olan kesimlerin daha çok milletvekili çıkarmasına, öte yandan da yalan-dolanlarla seçmeni kandırıp sömürmeye çalışan partilere yarıyor.

Seçim sisteminin adil olmaması, CHP ve MHP’nin başarısızlığının mazereti olamıyor. Çünkü adil bir seçim sisteminde bile onlar, aldıkları oy nedeniyle başarısız oluyor.

AKP, 2011 genel seçimleri öncesinde, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diyerek propaganda yapmıştı. 2011 sonrasında da gerçekten 2011 öncesindeki uygulamalarını pekiştirerek yaygınlaştırırken hukuku siyasallaştırması, (Libya, Mısır, Irak ve Suriye örneğinde olduğu gibi) barışçıl olmayan uygulamaları ve de başkanlık sistemi vurgulamasını da eklemişti. 1 Kasımda AKP’ye verilen oy, görünen yüzüyle bu uygulamaların desteklendiği anlamına geliyor. Oysa AKP’ye oy verenlerin önemli bir bölümünün, başkanlık sistemi, hukukun siyasallaşması, barış karşıtlığı ve yolsuzluk gibi konulara karşı olduğu biliniyor. Ancak 1 Kasımdan sonraki söylemlere bakıldığında AKP’nin, 1 Kasım öncesinde yaptıklarına ve yapmak istediklerine daha da kuvvetli bir şekilde devam edeceği de belli oluyor.

Dolayısıyla oy dağılımının görünen yüzüyle, bugün için seçimlerden AKP yönetimi kazançlı çıkarken AKP’ye oy verenler de dahil olmak üzere tüm toplumun kaybedeceği belli oluyor.  

Bu arada, AKP’nin 1 Kasım sonrasında da daha önce yaptıklarına devam edecek olması, seçim sonuçlarının görünmeyen yüzünün ipuçlarını veriyor.  Bu ipuçları da, yakın gelecekte kazananla kaybedenlerin yer değiştireceğini işaret ediyor. Önümüzdeki aylarda, piyasacılık ve gericilik pekiştirilmeye çalışıldıkça; laiklikten, bilimsellikten, hukuksallıktan, barıştan, kardeşlikten uzaklaşıldıkça; yalanlar, yolsuzluklar,  adam kayırmalar ve haksızlıklar çoğaldıkça; ülke kaynakları talan edildikçe; insan hakları ihlal edildikçe; kendilerinden olmayanlar dışlandıkça; başkanlık sistemine geçilmesi dayatıldıkça;  ülke insanı yurttaş yerine tebaaya dönüştürülmek istendikçe; halk egemenliğinin yerini parti ya da kişi despotluğu aldıkça;… ne olacak? Bu değerleri kaybetmek istemeyenler, ister istemez örgütlenip bu değerlere sahip çıkmayı öğrenecek. Dolayısıyla bu değerlere sahip çıkıldıkça toplum kazanacak, toplum kazandıkça AKP kaybedecek.

[email protected]

 

ÖNCEKİ YAZILARI