Öğretim Birliği takıntısı!

07/03/2014 Cuma
Öğretim Birliği takıntısı!

Bilindiği gibi 3 Mart, özgürleşme, aydınlanma ve Cumhuriyet eğitimi adına, ümmetten yurttaşlığa geçiş yolunun açılması adına önemli bir tarih. Üç temel yasanın kabul edildiği, 3 Mart 1924’ün yıldönümü. O gün, 429 sayılı yasayla, Şeriye ve Evkaf ve Erkânı Harbiye-i Umumiye Vekâletleri kaldırılıyor. 430 sayılı Öğretim Birliği yasası (Tevhid-i Tedrisat kanunu) kabul ediliyor. 431 sayılı yasayla da, Hilafet kaldırılıp Osmanlı Hanedanı yurt dışına çıkarılıyor.

3 Mart’lar, cumhuriyet yandaşlarıyla cumhuriyet karşıtlarının giderek ayrıştığı bir gün oluyor. Cumhuriyet yandaşları, toplumun şeriatla yönetilmesini benimsemediklerinden, bu konuyla ilgili Osmanlı vekaletinin kaldırılmasını da hilafetin kaldırılmasını da doğal buluyorlar. Bağımsızlıktan ve halk egemenliğinden yana olduklarından, kendi istençleriyle seçecekleri kişiler tarafından yönetilmeyi, babadan oğula geçen saltanat yönetimine yeğlediklerinden Osmanlı Hanedanı’na son verilmesini de benimsiyorlar. Osmanlıdaki çok başlı eğitim sistemini eğitim bakanlığının sorumluluğuna veren, sistemin bilimselleşmesine, laikleşmesine, demokratikleşmesine ve evrenselleşmesine kapı açan öğretim birliği yasasını dacanı gönülden destekliyorlar.
Cumhuriyet karşıtları ise, şeriatla yönetime, saltanata, hilafete ve gerici eğitime son verilmesine, parasız, karma, laik ve bilimsel eğitime geçilmesine sevineceklerine, şimdilik 429 ve 431 sayılı yasalara ses etmeyip fırsat buldukça öğretim birliği yasasıyla ilgili olarak mazlumları oynuyorlar. Bu arada ‘İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), “Tevhid-i Tedrisat Kanunu Kaldırılsın” kampanyasını başlatıp geçen 3 Mart’ta, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Topkapı Yerleşkesi’nde, “Tektipleştiren Eğitime Hayır” panelini düzenliyor.

Bu panelde, bir konuşmacı, İsmet İnönü’nün 1920’li yıllarda öğretmenlere yaptığı bir konuşmada, ‘Dini değil milli terbiye istiyoruz’ demesini eleştiriyor! “Tevhid-i Tedrisat’ın miadını doldurduğunu, bir önceki yüzyıla ait hedefleri ve zihniyeti olan bir eğitim anlayışı ile geleceğin inşa edilemeyeceğini” belirtiyor!

Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı üyesi ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi akademisyeni olan bir konuşmacı, “Türk eğitim sisteminin askeri darbeler sonrasında kurulmuş olan bir sistem olduğunu” ifade ediyor: Kurtuluş Savaşını nasıl değerlendirdiğini açıklamış oluyor! “Ben eğitim ile ilgili en sınırlayıcı maddenin anayasanın 42. maddesi olduğunu düşünüyorum” diyor! Bu madde, ‘Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında eğitim yapılır. Esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz’ diyen bir madde. Akademisyenin, “çağdaş bilim ve eğitim esaslarından” da, “devletin gözetim ve denetimi altında eğitim” yapılmasından da hoşlanmadığı anlaşıyor! Bu akademisyen bir ara haklı olarak, “Daha garabet olan ise Yükseköğretimi düzenleyen kanundur. Amaçların a fıkrası şudur: ‘Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, Atatürk milliyetçiliğine bağlı..’ diye devam eder, gerisini artık siz düşünün. Yükseköğretimin asıl amacı olan hür ve bilimsel düşünce üretmek ise bu kanunda 5. sırada yer alır” diyor. Ancak bu akademisyen, “çağdaş bilim ve eğitim esaslarına” uymadan “hür ve bilimsel düşüncenin” üretilemeyeceğini ise yadsıyor!

Özgür Eğitim-Sen üyesi bir öğretmen daha açık konuşuyor: “Bizim canımızı yakan kısmı ise modern eğitimin kendisidir” diyor! Bu öğretmen, modern eğitimin amacının “devlete kul olacak vatandaş yetiştirmek ve kapitalizmin, sanayi toplumunun gerektirdiği iş gücünü sağlamak” olduğunu vurguluyor ancak ne Osmanlının ümmet anlayışına ne de kapitalizme karşı bir şey söylemiyor!

Paneli düzenleyen derneğin genel başkan yardımcısı da, “Aslında şuan özel okul diye bir okul yoktur. Maaşını özel sermayeden alan okul vardır. Bütün okullar devlet okuludur, devletin saptadığı eğitim sistemi, kitapları, müfredatı kullanılmaktadır” diyor. Bakalorya sistemi almış ayrıcalıklı Türk özel okullar, öğrencileri gelişmiş ülkelere transfer sistemi gibi çalışan yabancı özel okullar ve cemaatçi özel okullar arasında ya bir ayrım olmadığını sanıyor ya da var olan ayrımı bile az buluyor!

Dernek panel sonunda yaptığı basın açıklamasını, “Özgür bir gelecek, özgür bir toplum için eğitimde devlet tekeline hayır! Eğitimde tektipçi anlayışa son, Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılsın” ifadesiyle bitiriyor!

Eğitimde her kafadan bir ses çıkınca, toplumun özgürleşeceğini yutturmaya kalkıyorlar!

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI