Öğrenmenin işlevi!

27/12/2013 Cuma
Öğrenmenin işlevi!

İnsan her gün, her yerde ve her zaman bir şeyler öğreniyor. Öğrenme, erken insanın üç milyon yıl kadar öncesinde ortaya çıkmasından bu yana devam ediyor. Ve devam edecek. Öğrenme yaşamboyu sürüyor. Her yerde, her koşulda, her zaman yeni öğrenmeler oluşuyor.

Duyuşsal gelişim ile bilgi, tutum ve davranış kazanmaya yönelik öğrenmeler, genellikle ve öncelikle insanın özgürleşmesine yardımcı oluyor.

Ancak yalan söylemeyi, yolsuzluk yapmayı, rüşvet vermeyi, insanı sömürmeyi, komplo kurmayı, hırsızlık yapmayı, sahtekarlığı, tetikçi olmayı vb. öğrenme kişiyi özgürleştirmiyor. Tam da tersine kişiyi hem köleleştiriyor hem de insanlıktan çıkarabiliyor.

Yanlış, yanlı (taraftar) ya da sınırlı bilgiyi öğrenmek de, insanı özgürleştirmiyor insanı yanlışa, taraftarlığa ya da sınırlı bilgiye tutsak ediyor başka öğrenmelerin de önünü tıkayabiliyor. Yanlış, yanlı ya da sınırlı bilgi öğrenimleri genellikle koşullandırılma sonucunda oluşuyor. Irkçılık, erkek egemenliği/kadın düşmanlığı, bağnazlık, emek sömürüsü vb. öğrenme türleri, genellikle koşullandırmalar sonunda gerçekleşiyor. Kişinin tutsaklığının niteliği de bu yanlış/yanlı/sınırlı bilgi öğrenmenin niteliğiyle ilişkili oluyor. Hitler döneminde, “ari ırk, üstün ırk” öğretisine tutsak olan Almanların II. Dünya Savaşı’ndaki tutumları, onların tutsaklığının niteliğini gösteriyor. Günümüzde adım adım okullarda uygulamaya konan girişimci ve rekabetçi öğretilerin gençlerde yaratacağı tutsaklığın da, Almanların başına gelenler kadar vahim olacağı da şimdiden görülüyor.

Nakil yoluyla aktarılan (yanlış/yanlı/eksik) bilginin öğrenilmesi de, genellikle kişiyi özgürleştirmiyor. Bu durum bize insanı özgürleştirecek öğrenmelerin doğru/gerçek/hakiki bilgi, tutum ve davranışlara dayanması gerektiğini gösteriyor. Günümüzde, tüm insanlar için yararlı ve geçerli olan bilimsel bilgi, doğru bilgi oluyor. İnsan hakları gibi, eşitlik gibi, emeğin yüceliği gibi, özgürlük gibi evrensel değerlere uygun tutum ve davranışlar da doğru tutum ve davranışlar oluyor

Doğru bilgi edinme, gerçekçi öğrenme, kişiyi özgürleştirmekle kalmıyor onu yeni öğrenmelere açık ve hazır hale getiriyor. Bu tür kişiler daha çok merak ediyor, daha çok okuyor, daha çok sorguluyor. Kişi, merak ettikçe, okudukça, sorguladıkça yeni öğrenmelere daha açık ve hazır hale geliyor ve daha çabuk öğreniyor.

Yanlış, yanlı ya da sınırlı bilgi öğrenenler ise köleleşmenin yanında yeni öğrenmelere de kapalı oluyor, pek merak da etmiyor, okumuyor da, sorgulamıyor da yeni şeyler öğrenmeleri zaman alıyor.

Son altı ayda yaşanan, Gezi Parkı direnişleri, dershane dalaşı ve içinde bulunduğumuz ve AKP-cemaat-polis-yargı “Bermuda şeytan dörtgeni” diyebileceğimiz olaylar, öğrenme konusunda bir okul gibi, bir laboratuar gibi hizmet veriyor.

Cemaatin yaptıklarını öğrenen cemaatçinin, kendini cemaatten kurtarıp özgürleşmesi olasılığı artıyor.

AKP’nin yaptıklarını öğrenen AKP’linin, kendini AKP bağnazlığından kurtarıp özgürleşmesi olasılığı artıyor.

Gezi direnişi sırasında, “Camide içki içildi’’ söylemini dile getiren AKP yetkililerinin yalan söylediğini öğrenmeyenlerin en azından önemli bir bölümü, bugün doğruyu öğrenip özgürleşiyor.

Dün (altı yıl önce), AKP’nin kurucularından ve ilk iki AKP hükümetinin başbakan yardımcılarından Abdüllatif Şener’in istifasından bir şeyler öğrenmeyenler, istifanın nedenini merak etmeyenler ve olayı sorgulamayanlar çoktu. Bugün onların önemli bir bölümü, Başbakan’ın büyükşehir başkanlığından bu yana onunla yakın ilişkide olan ve dört yıldır bakanlık yapan Erdoğan Bayraktar’ın hem bakanlıktan hem de milletvekilliğinden istifası, pek çok kişiye bir şeyler öğretmiş bulunuyor daha çok insan istifanın nedenini merak da ediyor olayı da sorguluyor. Bu istifadan bir şeyler öğrenmeyenler, bu kez herhalde, Bayraktar’ın “Bu milleti ve vatanı rahatlatmak için Sayın Başbakan'ın istifa etmesi gerektiğine inandığını” söylemesinden bir şeyler öğreniyor.

Kendisini bir yere tutsak edip yeni öğrenmelere karşı direnç kazananların öğrenmeme direnci devam etse de, “Bermuda şeytan dörtgeni”nin er ya da geç onların da öğrenme direncini kıracağı, onları da özgürleştireceği görülüyor.

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI