Milli Eğitim Şurası (I)

07/01/2011 Cuma
Milli Eğitim Şurası (I)

Sonuncu ve 18. Milli Eğitim Şura’sı 1-5 Kasım 2010 günlerinde ve tarihinde belki de ilk kez, Ankara’da değil de (nedense) Kızılcahamam’da toplanmıştı.

Ankara’da, sırf bu şura toplantıları için yapılmış yeterli büyüklükte bir salon ve hemen yakınında da Ankara dışından geleceklerin kalabilecekleri öğretmen evleri ve bakanlığa ait uygulama oteli varken Kızılcahamam’ın yeğlenmesinin nedenleri vardır herhalde! En azından, toplantının Ankara gibi ayakaltında olmayan bir yerde yapılmasıyla, şura toplantılarıyla ilgili ayrıntılı bilgilerin basına yansımasının bir dereceye kadar engellenecek olması bile işlerine gelmiştir. Şura’ya 866 üye çağrılmış, Kızılcahamam’a giderek birilerine büyük kaynak aktırılması da işin cabası.

Biliyorsunuz, parasalcı düzende vizyon ve misyon sözcüklerinden geçilmiyor. Şuranın ana başlığı da, AKP’nin parasalcı-İslam ana misyonuyla örtüşür bir biçimde “Eğitimde 2023 Vizyonu” olunca, toplantının Kızılcahamam da yapılması, kıyamet koparacak değil ya, işin doğası gereği oluyor!

Toplantıların yapıldığı günlerde yeteri kadar sağlıklı bilgi akışı olmayınca, şura ile ilgili yazı yazmak ancak kararların resmen açıklanmasına kalmıştı. Aklı evvel bir rektörün sahne çalması, kararların açıklandığı geçen haftayı da kaçırmamıza neden oldu.

Şuralarla ilgili kısa bir bilgiyle, 18. şuranın “misyonu ve vizyonu” daha da belirginleşebilir.

Bilindiği gibi, bakanlıkta 1923’te bir bilim kurulu (Heyet-i İlmiye) oluşturuluyor ve bu kurul, Ağustos 1923 ile Nisan ve Aralık 1924’te yaptığı toplantılarda eğitsel sorunları tartışıp önerilerde bulunuyor (bkz. Türkiye Eğitim Sistemi, Ütopya Yayınevi, 2005). Bu kurul yerine 1933’te çıkarılan 2287 sayılı yasayla Milli Eğitim Şurası’nın aralıklı olarak toplanması kararlaştırılıyor.

İlk Şura, Hasan Ali Yücel’in bakanlığı döneminde, cumhuriyet eğitiminin plan ve esaslarını tartışmak üzere 17-29 Temmuz 1939 tarihlerinde toplanıyor. İlginçtir, son Şuranın gündemi de cumhuriyetin 100. Yılı: “Eğitimde 2023 Vizyonu” oluyor.

Yücel Şura’yı, “Mevcut öğretim bünyesini nasıl kurmalıyız ki, her parçası birbirinden haberli olarak işleyebilsin” sorusuyla açıp Şura’dan, “… her mesele hakkında Vekaletçe alınmış kararların, olduğu gibi tasdikini değil, her meseleyi yeniden tetkik ve mütalaa ederek” onları aydınlatmalarını rica ediyor (Milli eğitimle ilgili söylev ve demeçler: Hasan- Ali Yücel, Kültür Bakanlığı, 1993: 27).

18. Şura ise, eleştirilere tahammül edilemediğinden ve 17. Şura’da da olduğu gibi, Eğitim Sen’in ayrılmasıyla devam ediyor, cumhuriyet eğitimini parçalayacak önerilerle son buluyor.

Bu arada, sistemi parçalayacak kararlar alan Şura’nın ne mene bir yapıda olduğu önem kazanıyor.

Şura’nın, çağrılacak üyeleri, toplanma ve çalışma koşulları 8 Eylül 1995’te kabul edilen ve bazı maddeleri ise AKP tarafından 3 Ağustos 2006 ile 4 Mayıs 2010 tarihlerinde değiştirilen Milli Eğitim Şurası Yönetmeliği çerçevesinde belirleniyor.

Bakan Şura’nın tabii üyesi ve başkanı oluyor. Şura, tabii üyeler, seçimle gelen üyeler, davetli üyeler ve (oy verme hakkı olmayan) gözlemcilerden oluşuyor. Meclisteki Milli Eğitim Komisyonu üyeleri, bakanlığın Talim ve Terbiye Kurulu üyeleri ve tüm üst düzey bürokratları, YÖK başkanı ve yardımcısı, ÖSYM, TRT, DPT, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu bünyesindeki başkanlar Şura’nın tabii üyeleri oluyor.

Şura’nın seçimle gelen üyelerinin çoğunu bakanlık bürokrasisi ya da YÖK seçiyor! Seçilmiş üyeler içinde AKP’nin birebir etkisinin olmayabileceği, TÜBA, Genelkurmay ve Basın Konseyi’nin seçeceği 20 kadar üye de bulunuyor.

Davetli üyeleri de ya bakan ya da Şura genel sekreteri davet ediyor. Bu davetli üyeler içinde de eğitim sendikalarında gelecek 5 üyenin AKP ‘den bağımsız olma olasılığı bulunuyor. Gözlemcileri de bakanlık ya da Şura sekreteri davet ediyor.

Dolayısıyla 866 üyenin davet edildiği Şura’da, AKP’ye mesafeli durabilecek kişilerin sayısı 50’yi bile bulmuyor.

Şura’nın tüm hazırlıklarını ve işlemlerini, Talim ve Terbiye Kurulu üyelerinden biri olan Şura genel sekreterinin kurduğu ekip yürütüyor.

Şura toplandığı gün Bakanın başkanlığında başkanlık divanı oluşturuluyor. Genelde müsteşar ile, bakanlığın önerip genel kurulun seçtiği bir akademisyen divan başkan yardımcıları oluyor. Açılış konuşmalarının ardından, bakanlığın önerileri doğrultusunda komisyonlarla ilgili başkanlık divanları oluşturuluyor. Komisyonların iki gün çalışıp ürettikleri öneriler son gün yapılan genel kurulda oylanıyor. Bu arada önerge oyunlarıyla komisyon raporlarına eklemeler yapılıyor ya da bazı maddeler rapordan çıkarılıyor.

Bugüne kadar toplanan şuraların yapısına bakıldığında AKP’nin düzenlediği 17. ve 18. Şuraların, daha öncekilere kıyasla çok büyük oranda neredeyse birebir denecek derecede AKP yanlısı kişilerden oluştuğu görülüyor. Bu nedenle, 866 kişinin davet edildiği şurada, sayıları 20 küsur milyonu aşan öğrencileri ancak 25 kadar öğrenci, toplumun ve eğitimcilerin yaklaşık yarısını oluşturan kadınları da ancak 50 kadar kadın temsil ediyor.

Bir başka deyişle, bu Şura, AKP dışında toplumun hiçbir kesimini temsil etmiyor. Zaten Şura kararları da, bu durumu ayan beyan ortaya koyuyor.

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI