Mali durum raporları ve bakanlığın ciddiyeti!

31/08/2018 Cuma
Mali durum raporları ve bakanlığın ciddiyeti!

AKP’nin pek kanun-manun taktığı yok. Yine de, herhalde AB Müktesebatı çerçevesinde 10 Aralık 2003’te çıkardığı 5018 sayılı ‘Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na uymaya çalıştığı görülüyor. Bu yasa kapsamında devlet kurumları, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde ve bütçe uygulamalarında mali saydamlığı sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek için, ‘kurumsal mali durum ve beklentiler raporu’ hazırlıyorlar. 

Bulabildiğim kadarıyla milli eğitim bakanlığının hazırladığı ilk rapor Temmuz 2009’a ait. O zamandan bu yana hazırlansa da, bu mali raporlara ‘rapor’ demek kolay değil. 2009 raporunu kimin/kimlerin hazırladığı belli değil. Raporları 2010’dan itibaren Strateji Geliştirme Başkanlığı hazırlıyor. 

Tüm raporlarda, sunuş sayfasından sonra ‘1. Ocak-Haziran x(2009/2010 gibi) dönemi bütçe uygulama sonuçları başlığı’ kullanılıyor. Burada personel giderleri, sosyal ve güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri, mali ve hizmet alım giderleri, cari transferler, sermaye giderleri, sermaye transferleri alt başlıklarıyla ilgili ayrılan ve harcanan bütçe rakamları önceki yılla karşılaştırılarak tablolar ve grafik olarak yer alıyor. Sonra ‘II. Ocak-Haziran x dönemi yürütülen faaliyetler’; ‘III. Temmuz-Aralık x dönemine ilişkin beklentiler ve hedefler’ ile ‘IV. Temmuz-Aralık x döneminde yürütülecek faaliyetler’ anlatılıyor. 

Ancak 2014’e kadar bu raporlarda, içindekiler sayfası da, raporlarda yer alan tablo ve grafik adlarını içeren sayfalar da bulunmuyor. 2014 öncesi raporlar başlık sayfasından hemen sonra sunuş sayfasıyla başlıyor. 2009 raporunun sunuş sayfasını müsteşar yazmışken, 2010’dan itibaren sunuş sayfasında bakanların adı geçiyor. 

2014’ten itibaren başlık sayfası sonrasında içindekiler sayfası geliyor, ancak bu sayfada ‘içindekiler’ gibi herhangi bir başlık bulunmuyor! Bu sayfayı tablo adları ile grafik adlarının yer aldığı sayfalar izliyor. 

Raporların ilk bölümünde önce bir tabloya ve bu tablodaki verilerle ilgili bir grafiğe yer veriliyor. Bu bölümdeki alt başlıklarla ilgili veriler bazı raporlarda yalnız grafik olarak, bazı raporlarda önce grafik sonra (herhalde okuyucu anlamaz diyerek) tablo olarak tekrarlanarak veriliyor. Bazen metin içindeki anlatımda ilgili tabloya atıfta bulunulurken, çoğu kez metin ile tablolar/grafikler ilişkilendirilmiyor. Durum okuyucunun ferasetine bırakılıyor. 

Bütçeden ayrılan ödeneklerin kullanılma oranına bakıldığında, 2011 yılında okul öncesi alanına, ödenekten fazla harcama yapıldığı ve sonraki yıllarda bu alandaki harcama oranını iyice azaldığı görülüyor. Gerçekleşen harcamaların genellikle hukuk hizmetleri genel müdürlüğünde ve son yıllarda da din öğretimi okullarında yüksek oluyor.  Örneğin 2017 Temmuz raporunda harcamaların gerçekleşme oranı imam hatiplerde yüzde 85, hukuk hizmetlerinde yüzde 71’i bulurken okulöncesi ve ilköğretim okullarında yüzde 48’de kalıyor. Bu durum bakanlığın din öğretimini dayatırken hukuksal sorunlarla da başının dertte olduğunu gösteriyor Örneğin Ocak-Haziran döneminde gerçekleşen idari ve adli dava sayısı, 2016’da 10.134 iken 20017’de 18.079’a çıkıyor. Bu arada sözleşmeli personele yapılan ödemelerin de son yallarda arttığı görülüyor.

Bu raporlar kamuoyunun değerlendirmesine sunuluyor sunulmasına da, ortalama 

İnsanın bu raporları anlamaması için her yolun denendiği görülüyor. Örneğin cari transferler, sermaye giderleri ve sermaye transferleri gibi teknik terimlere hiçbir açıklama getirilmiyor. Ayrıca, raporlarda, örneğin ‘“CREATIVE EUROPE” programı’ ve ‘“To Strengthen The Employment Of The Syrian Refugees By Developing Vocationaland Culturel Training Modules” isimli proje’ gibi ifadeler yer alıyor. Bu tür yabancı ifadelerin Türkçesine neden yer verilmiyor, bilinmiyor! Raporlarda, örneğin ‘Eğitim Sistemleri Göstergeleri Programı (INES)’ ve ‘Bir Bakışta Eğitim (EAG)’ gibi anlaşılmaz kısaltmalar kullanılırken, ‘EURYDICE (Avrupa Eğitim Bilgi Ağı)’ ifadesinde olduğu gibi önce kısaltmalara sonra da açıklamalara yer verdikleri de oluyor.    

Temmuz 2016 raporunun II. bölümünde, “2016-2017 ders yılında eğitim ve öğretime başlamak üzere 35 Anadolu, 25 fen, 3 güzel sanatlar, 3 spor lisesi ve 1 sosyal bilimler lisesi olmak üzere 67 okul açılmıştır” ve mesleki teknik eğitim alanında, “33 yeni okul açılmış 10 okul kapatılmıştır” denmektedir. 2017 döneminde genel eğitimle ilgili açılan okul sayısı 41, meslekti eğitimde ise açılan okul sayısı 64 ve kapanan okul sayısı 57 olarak veriliyor. Meslek okullarının neden kapatıldığı açıklanmadığı gibi, pek çok imam hatip açılmasına ve pek çok okulun imam hatibe dönüştürülmesine karşın bu raporlarda bu konularda herhangi bir bilgi verilmiyor!   

2009’da zamanın müsteşarının sunuş yazısı, “devlet adına eğitim hizmetlerinin sunumundan sorumlu olan Bakanlığımızın misyonu; yüksek karakterli ve nitelikli insanlar yetiştirmek; bunun için politikalar geliştirmek, eğitim ve öğretim programları hazırlamak, ilgili standartları, öğretmen niteliklerini belirlemek ve bunlarla ilgili gerekli çalışmaları yapmak, eğitim ortamını hazırlamak, eğitim öğretim yapmak, rehberlik, denetim, ölçme ve değerlendirme sistemleri oluşturmaktır” paragrafıyla başlıyor! 

Bakanlık önceliği imam hatiplere verip öğrencileri 1400 yıl öncesinin değerlerine göre yetiştirecek bir müfredatı gündeme getirmiş olan bakan Yılmaz, 2017 raporunu sunarken, “Bakanlığımız; ‘bütün bireylerin eğitim ve öğretime adil şartlar altında erişmesini sağlamayı’, ‘bütün bireylere çağın gerektirdiği bilgi, beceri, tutum ve davranışın kazandırılması ile girişimci, yenilikçi, yaratıcı, dil becerileri yüksek, iletişime ve öğrenmeye açık, öz güven ve sorumluluk sahibi, sağlıklı ve mutlu bireylerin yetişmesine imkân sağlamayı’ ve ‘beşeri, mali, fiziki ve teknolojik yapı ile yönetim ve organizasyon yapısını iyileştirerek eğitime erişimi ve eğitimde kaliteyi artıracak etkin ve verimli işleyen bir kurumsal yapıyı tesis etmeyi’ amaçlamaktadır” diyor!  

 

Bütün raporların sunuş sayfasında, benzer hamasi edebiyat yapılsa da, fiilen yaşayarak gördüğümüz gibi, uygulamalar, sunuşlardaki söylemlerin tam da tersi oluyor. Dolaysıyla bu raporlara, kamuoyunu uyutma raporları demek yanlış olmuyor.  

 

Her yasa ve yönetmelikte olduğu gibi, 5018 sayılı yasa da, bu yıl iki kez olmak üzere şimdiye kadar toplam 19 kez değiştirilmiş. Yıllar içinde raporların niteliğinin bir gıdım gelişmemiş olması, herhalde yasa değişiklikleriyle değil de, bakanlığın ve/ ya da strateji geliştirme başkanlığının ciddiyetiyle ilişkili oluyor.  

 

[email protected]

 

ÖNCEKİ YAZILARI