İnanmıyorum!

19/03/2013 Salı
İnanmıyorum!

Rıfat Okçabol'un “İnanmıyorum!” başlıklı yazısı 19 Mart 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Bir AKP milletvekilinin, Kanuni’nin askeri başarılarıyla övündüğü yazılıyor! Kanuni, Batı’ya gitmiş, Belgrad’ı almış, Mohaç’ta savaşmış, Macaristan’ı fethetmiş! Sonra Doğu’ya geçmiş Bağdat ve Tebriz’i fethetmiş! Askerleri denizlerde de savaşmış, pek çok donanmayı yok etmiş, Malta’yı fethedememiş! Sonra yine Batı’ya Viyana için sefere çıkmış. Bu savaşlarda yüz binlerce Müslüman ve Müslüman olmayan canlar ölmüş! Bu savaşlarda canı, malı, ırzı tarumar edilenlerin ve devşirilen çocukların haddi hesabı yok. Günümüzün değerleriyle bu resimde övünülecek ne var bu habere inanılır mı?

Bu vekilin, “Kanuni’nin askeri başarıları kadar, bu topraklarda adaletli yönetimin tesisi için gerçekleştirdiği çalışmalar da hafızalardaki canlılığını korumaktadır” dediği söyleniyor! Kanuni iki oğlunu ve bunlardan olma torunlarını, vezirlerini öldürtmüş! Anasından babasından kaçırılmış, sayısı bilinmeyen cariyelere sahip olmuş! Fransızlara ayrıcalık (kapitülasyon) verip, yabancıların Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapabilmesine, doğacak anlaşmazlıklarda Osmanlı Mahkemeleri yerine yabancı konsolosluklara kendi mahkemelerini kurup yargılayabilmesinin yolunu açmış! Savaş kararlarını da, ölüm kararlarını da kendisi vermiş! Haydi Mısır’daki isyanları boş verelim, Anadolu’daki isyanlarda, Kanuni’nin adaletinin (!) hiç mi payı yok? Bu söyleme inanılır mı?

Bu vekilin, “Ülkemizde olduğu kadar dünya çapında ismi kanunla müsemma olmuş Kanuni Sultan Süleyman’ın TBMM Yerleşkesi içerisinde özel bir köşe, anıt veya kitabe ile temsil edilmesi, TBMM Eski Cumhuriyet Senatosu Toplantı Salonu (İktidar Partisi Grup Toplantı Salonu) isminin Kanuni Sultan Süleyman Toplantı Salonu olarak değiştirilmesi hakkında kanun teklifi vermiş bulunmaktayım” dediği yazılıyor! Sultan Süleyman kim? Yavuz Sultan Selim’in tek oğlu olduğu ve babası ile dedesi Beyazıt gibi kardeş kavgası yaşamadığı için, “sultan” olmuş bir kişi. Üstelik babasının kılıç hakkı olarak elde ettiği ve babadan kendisine geçen halifeliği de var! Sultan olmak için, bir diploma, seçme sınavları, seçilmiş olma gerekmiyor İbrahim gibi, deli de olsa, meczup da olsa sultan oğlu olmak yetiyor! İsterse danışıyor. Canının çektiğini koynuna alıyor! “Kellesi vurula” diyor, nice kelleler gidiyor istediğine kese kese altınlar ya da dağları taşları bahşediyor. İstemediğinin her şeyine el koyuyor. Oysa Yavuz’un oğlu olmayıp bir garip Süleyman olsa, ne olacak? Açlıktan ya da bir isyanda yok olacak bir gazada (!) sultan için ölecek ya da gaza sırasındaki hizmetlerinden dolayı paşalığa yükselip kelle koltukta sultana hizmet verecek!

Milletvekilliği öyle mi ya! (Normal koşullarda) on binlerce seçmeni, seçilince neler neler yapacağına ikna etmek gerekiyor. (Yine normal koşullarda) dört yıl sonra seçmene hesap verip alnının akıyla çıkmak ve bir dört yıl için daha onların vekaletine talip olmak gerekiyor. Yanlış yapsa basının, suç işlese adaletin yakasına yapışacağını biliyor. Sultanlık öyle mi ya! Yönetimindeki tebaayı memnun etme kaygısı yok, elinde güçlü bir ordu olması ahalinin her daim memnun olmasına yetiyor! Milletvekili, adı üzerinde, (normal koşullarda) egemenliğin kayıtsız şartsız elinde olduğu söylenen milleti temsil ediyor. Sultan ise hiçbir kimseyi temsil etmiyor. Milletvekili, (normal koşullarda) halk adına yasama ve denetleme görevini yürütüyor. Sultan ise yasaları kendi adına ve kendisi için çıkarıyor.

Milletvekilinin görev yaptığı meclis, halkın egemenliği için, sultanla emperyalistlere karşı savaş vermiş ve sultanlığı da hilafeti de kaldırmış bir meclis. “Yurtta barış, dünyada barış” diyen bir meclis. Sultan ise halkın egemenliği için değil kendi egemenliği için ve emperyalist olduğu için alacağı ganimetlerle ordunun kendine olan sadakatini pekiştirmek için savaş yapıyor.

Bu vekil, işletme fakültesini bitirmiş ve yüksek lisans yapmış. Sivil toplum ve spor kulübü üyeliği dahil olmak üzere pek çok gönüllü ve ücretli işte çalışmış. 23. dönemde de TBMM İdare Amiri olmuş. Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi Türk Grubu üyesiymiş.

Böylesine birikimli, okumuş-yazmış ve demokratik süreçlerin içinde olan bir milletvekili, birey olarak Kanuni’nin en büyük hayranı da olsa, bizleri işletmiyorsa, bu öneride bulunur mu? İnanmıyorum!