Eylem içinde öğrenme!

04/06/2013 Salı
Eylem içinde öğrenme!

Rıfat Okçabol'un “Eylem içinde öğrenme!” başlıklı yazısı 04 Haziran 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

AKP, 2011 genel seçimleri sonrasını kendilerinin ustalık dönemi olarak görüyor. Bu görüş, bir bakıma, AKP’nin çıraklık dönemindeki eylemlerinden (karar ve uygulamalarından) bazı şeyler öğrendiği anlamına geliyor. Gerçekten de, ezelden beri bildiği din istismarı/sömürüsü konusunda yeni birşeyler öğrenmese de, bu konu dışında AKP’nin öğrendikleri saymakla bitmez. Medyayı, orduyu, polisi, üniversiteleri ve yargıyı ele geçirmeyi öğrendiler. Kadrolaşmayı da, piyasalaşmayı da, Amerikancılığı da, doğayı ve emeği sömürmeyi de. AKP liderinin de, il genel meclisi üyesinden belediye başkanına, milletvekilinden bakana (belki de muhtara) kadar, her dediğine itaat edecek kişileri seçmeyi öğrendiği de görülüyor. Bu arada AKP’nin, başta padişahlığın, din devletinin ve despotluğun modasının geçtiği demokrasinin çoğunluk diktası olmadığı ve ABD’nin dümen suyunda giderek bir yerlere varılamayacağı gibi pek çok konuda da öğrenmedikleri, öğrenemedikleri ya da öğrenmek istemedikleri de az değil tabii.

AKP öğrenirken toplum da boş durmuyor toplum da öğreniyor. Öğrenme yaşamın bir parçası. Kimi çabuk öğreniyor, kimi geç ama herkes öğreniyor.
Çok değişik kesimlerden oluşan toplumun öğrenmeleri de farklı farklı düzeylerde ve içerikte oluyor. Kimi AKP’nin Alevilere, kadına, laikliğe, bilimselliğe düşman olduğunu öğreniyor. Kimi KİT’lerin, orman ve madenler gibi doğal kaynakların birilerine peşkeş çekildiğini. Kimi AKP’nin kindar ve kininin davacısı olduğunu, Osmanlı ve padişah hayranlığını, dün dost dediğine bugün düşman diyebileceğini öğreniyor. Kimileri AKP’nin iktidarının ilk günlerindeki eylemlerinden, AKP’den bu topluma beş kuruşluk bir hayrın gelmeyeceğini öğrense de, kimileri için benzeri öğrenmeler zaman alıyor. Anayasa değişikliği oylamasında, “Yetmez ama evet” diyenlerden, “Böyle olacağını bilseydim evet demezdim” yakınmasını yapanlar, bu ikinci grubu oluşturuyor. Yetmez ama evetçilerin içinde pek çok okumuş insanın olması, eylemlerden ya da olup bitenlerden oluşan öğrenmelerin, nedense kişinin öğrenim düzeyiyle doğru orantılı olmadığını gösteriyor.

En kalıcı öğrenmeleri sağlayan eylemler ise, doğayı, insanı, insan emeğini, barışı, özgürlüğü vb. değerleri korumaya yönelik (HES, nükleer santral ve 2B eylemleri ve THY grevi gibi) kitlesel eylemler oluyor. Bu tür eylemleri, genelde duyarlı bir örgüt ya da birkaç duyarlı insan başlatıyor. Daha önceki öğrenimler ya da duyarlılıklar belli bir noktaya ulaşmışsa, başlatılan eyleme sahip çıkanlar artıyor. Bu tür eylemlerde, eyleme bilfiil katılan da öğreniyor, katılmayanlar da destekleyenler de öğreniyor, desteklemeyenler de.

Taksim Gezi Parkı’nı korumak üzere başlatılan eylemin, toplum kesimlerinde parçalı olan öğrenmeleri bütünleştirip öğrenmeleri, doğaya, insana ve ülkeye sahip çıkma boyutuna taşıdığı görülüyor. Eylemlerin yaygınlaşmasının bir nedeni, bu tür öğrenimlerin çoğalması oluyor. Gezi Parkı eylemiyle başlayan süreçte, iktidarın ve polisin halk düşmanlığı öne çıktıkça, toplumun ülkesine sahip çıkmayı öğrenmesi hızlanıyor ve yaygınlaşıyor.
Gezi Parkı eylemi üzerinden öğrenmeler sürerken, emekçiler, yeni öğrenmelere kaynaklık edecek bir eyleme hazırlanıyorlar. Çünkü emekçiler, AKP’nin emek düşmanı olduğunu, çoktaaaan ve herkesten önce öğrenmiş bulunuyor. Son 10 yılda ve yakın zamanlarda başta 6111 Sayılı Torba Yasa, 652 Sayılı KHK ve “Öğretmen İhbar Hattı” olarak işleyen ALO 147 gibi uygulamalardan öğrendiklerinin üstüne, 15 Mayıs günü TBMM’ye gönderilen “hükümet memurluğu” yasa tasarısı tuz biber ekiyor. Bu taslağın ne anlama geleceğini gayet iyi biliyorlar. Bu nedenle emekçiler, sürgün-rotasyon düzenlemesine, performansa dayalı ücretlendirmeye, uyanık tüccar hesabıyla disiplin cezalarının değiştirilmesine, iş ve ücret güvencesinin tamamen ortadan kaldırılmasına karşı çıkılması gerektiğini de biliyorlar. Meşru haklarını kullanarak, yarın 5 Haziran’da greve gidiyorlar.

Grev eyleminin, emeğin korunması yönünde yeni bir öğrenme dalgası yaratacağı bilinse de, bu tür eylemlerde öğrenmesi gereken yetkililerin, ne öğrenceği ve ne kadar öğreneceği bugünden bilinmiyor.