Eğitimin hali (II)

16/07/2013 Salı
Eğitimin hali (II)

1 Temmuz gazetelerinde, 4+4+4 yasasının bir yıllık uygulaması üzerinden eğitim sisteminin revizyona gireceği haberi vardı.

Haberde yer verilen sorunlar şöyleydi: Pilot çalışma ve kapsamlı düzenlemeler yapılmadan 4+4+4’ün uygulanmasına başlanmıştı. Bir araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 65’i, 1. sınıflarda yapılan sistem ve müfredat değişikliğine ilişkin herhangi bir eğitim almadığını yüzde 31’i, bu yönde eğitim aldığını ama işe yaramadığını ve ancak yüzde 4’ü, eğitim aldığını ve işe yaradığını belirtmişti. Derslik gereksinimi giderilmemişti. Birçok okulda 50 kişilik sınıflar ortaya çıkmıştı. Kalabalık sınıflarda 1. sınıf öğrencilerinin motivasyonu sağlanamamıştı.

60-66 aylık çocukların hazır olmadıkları halde okula başlaması nedeniyle ayrı sorunlar yaşanmıştı. Bu çocukların yüzde 67’si en az bir kez altına kaçırmıştı yüzde 44’ü boylarına uygun olmayan sıralarda oturmak zorunda kalmıştı 40 dakikalık derslere çocuklar uyum sağlayamamıştı dinleme bozukluğu, dikkatsizlik gibi olumsuzluklar ortaya çıkmıştı. Üst yaş gruplarındaki öğrencilerin tamamı Nisan ayında okumaya geçerken, 66 ay altındaki öğrenciler için bu oran yüzde 18’de kalmıştı yani 60-66 aylık her 5 çocuktan 4’ü, Nisan ayında okumayı sökememişti.

Böyle olacağı yasa çıkmadan belliydi ancak iktidar, her konuda olduğu gibi “Nuh!” demiş, “Peygamber” dememişti, tüm uyarılara kulağını tıkamıştı, bilimsel eğitimden intikam alırcasına ve çocuklardan korkarcasına bu konuya asılmıştı.

Üstelik gazete haberinde, erken yaşta okula giden çocukların yaşadıkları ruhsal bunalım, okuldan soğuma, ailelerin onları okula götürmede yaşadıkları sorunlarla ilgili bir bilgi yoktu. Yeterince gelişmeden imam hatiplerle diğer meslek okullarına ve açıköğretime geçen çocuklarla ilgili sorunlar da yer almıyordu. Öğretmenlerin yaşadığı sorunlarla ilgili bilgi de yoktu.

Aslında haberde yer alan bilgiler, 60-66 yaş uygulamasının iflas ettiğini gösteriyor. Ancak okula başlama yaşı yükseltilerek (bu) sorun çözülecek olsa da, iktidarın “Peygamber” dememe inadının devam ettiği görülüyor: Habere göre, (iktidarın sözcüleri olan) Bakanlık yetkilileri, “Sistemin temelinde bir değişiklik yok, uygulamada yaşanan bazı sıkıntıları ortadan kaldıracağız. Geri adım atılması söz konusu değil” diyor!

Revizyon olarak düşünülen olası önlemler(!) ise şöyle: Uyum sağlayamayanın anaokuluna gönderilmesi. Ders süresinin 20 dakikaya indirilmesi. Bodrum katları ile çatı katlarının oyun alanına çevrilmesi. Veli isteğinin yanında uzmanlardan oluşturulan bir komisyonun çocuklara “okula başlayabilir” onayını vermesi. Tüm sınıfa aynı eğitimin değil, öğrencilerin ilgi ve becerilerine göre “esnek” eğitimin hayata geçirilmesi. Okullarda 60-70 aylık çocuklarla 71-84 aylık çocukların ayrı sınıflarda toplanması, yeterli öğrenci yoksa yakın okullarda birleştirme yapılması. Çocukların klasik sıra düzeninde değil, yerde minderde veya nerede rahat ediyorsa orada ders dinlemeleri ve tek kişilik sıraların “u” düzeninde sıralanması için düzenleme yapılması. Okula hazırlık dönemlerinin 60-70 ay arasındaki öğrencilere 3,5 ay, 70 ay üzerindekilere ise 1 ay yapılması. Okul bahçe duvarları yükseltilip çizgi film karakterleri ile süslenmesi. Okulların fiziksel koşullarının 60 aylık çocuklar için yeniden düzenlenmesi… Nasıl bir revizyon ama!

SBS ile YGS ve LYS sonuçları, eğitim sistemindeki öğretme/öğrenme sorununa ve eşitsizliklere işaret ediyor. 11 ve 12 Temmuz gazetelerinde yer alan iki araştırma sonuçlarına göre, okullarda şiddet artıyor, ilköğretim çağında bile kavgaya karışanlar yüzde 62’yi buluyor lise öğrencilerinin, yüzde 15’i okula bıçakla geliyor, yüzde 6,5’i uyuşturucu kullanıyor ve yüzde 7,7’si de bir çete grubuna üye oluyor. Bu sonuçlar sistemin “eğitim” bağlamında da sınıfta kaldığını gösteriyor. İktidar ise, bu sorunlara hiç aldırmıyor! Küçük çocuklar için anaokullarını geliştirip yaygınlaştırmak yerine, okulları çocuk yuvasına dönüştürüp eğitim-öğretimi daha da sulandırmayı düşünüyor olmayacak önerilerle toplumu oyalıyor. Bu tür yaklaşımlarla eğitimin her yıl daha da beter olacağı belli oluyor.
Bu anlayış ve iktidar değişmeden, eğitim sisteminin doğru yola girmesi hayal bile edilemeyecek.