Eğitimde vizyon balonu (V)

28/12/2018 Cuma
Eğitimde vizyon balonu (V)

‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesinin balonluğu konusunu, belgenin içermediği cek-cak’lara da değinip sona erdirmek gerekiyor. 

Türkiye, anayasasına göre insan haklarına saygılı, laik, demokratik ve sosyal hukuk devletidir. Bu nedenle eğitim bilimci bir bakanın hazırladığı bu belgenin, bir yandan ülkenin anayasal düzeniyle ve de eğitim bilimlerinin niteliğiyle uyumlu olması beklenir. Öte yandan da, sistemde var olan sorunlara ve olumsuzluklara değinip bunları giderecek açıklamaları içermesi beklenir. Ancak 2023 belgesinde bu tür bir içerik yoktur. Örneğin bu belgede; 

Laiklik sözcüğü hiç geçmemektedir. Türkiye, bir inancın herkese dayatıldığı ve hemen her konu birilerinin inancı doğrultusunda değerlendirilmeye başlanan bir ülke haline getirilmiştir. Belge, laiklik sorununa el atacağına, tüm cek-cak’larıyla laiklik karşıtı düzeni korumaya odaklanmıştır. 

Bilim sözcüğü bir kez geçmekte, bilimselliği geliştirip pekiştirecek evrim kuramını öne çıkaran ya da bilimsel beceri geliştirmeye yönelik hiçbir söyleme yer verilmemiştir.  

Demokrasi sözcüğüne bir kez yer verilmiştir. Belgenin hazırlanılmasında demokratik davranılmadığı gibi, belgede öğrencilere demokratik tutum ve davranış kazandırma konusuna da, kamusal ve parasız eğitimin benimsenip eğitim sisteminin demokratikleştirilmesi konusuna da değinilmemiştir.  

Toplumsal yaşamımızda AKP iktidarında artan olumsuzluklardan biri cinsel istismar ve kadın cinayetleridir. Bu olumsuz artışın arkasında ise, ne yazık ki “kadının fıtratında var” söylemiyle ifadesini bulan ayrımcılık vardır. Kadını dışlayan ve ikinci sınıf insan yerine koyan söylemler her gün artmaktadır. Toplumsal cinsiyet anlayışı konusunda dünyada son sıralarda olmamız da bu nedenledir. Oysa sağlıklı bir toplum yaşamı, kadının toplumsal cinsiyet eşitliğini benimsemekle mümkündür ve bu anlayışı benimsemenin en etkin yolu eğitim-öğretim süreçleridir. Ancak belgenin ne felsefesinde, ne örgün eğitim ne de yaşamboyu öğrenme bölümlerinde bu konu ele alınmıştır. 

Toplumsal yaşamımızda ve komşu ülkelerle ilişkilerimizde yaşanan bir sorun olan “barış” konusuna da değinilmemiştir. Üstelik barış konusu anayasanın başlangıç ilkelerinden biridir. 

Toplumsal yaşamımızda karşılaşılan farklılıklara tahammül edememe, insan haklarını saygılı olamama konusu da ele alınmamıştır. Örneğin eğitsel açıdan önemli konular olan anadilde eğitim konusu da yoktur, inançların ve ırkların eşitliği konusu da. Oysa bu konu, çağdaş dünyanın ortak paydasıdır. İnsan haklarını benimseyenler, farklı inançlara ve kimliklere de saygılı olmaktadırlar. İnsan haklarına saygılı olmayan ülkeler ise, toplumsal çalkantılarla uğraşmaktadırlar. 

Bir insanı insan yapan, onun güzeli-çirkini, doğruyu-yanlışı, iyiyi-kötüyü , … ayırmasını sağlayan duyuşsal gelişimidir. Duyuşsal gelişim gösteren kişi vicdan sahibidir, kin tutmayan biridir, hoşgörülüdür, farklılıklara ve insan haklarına saygılıdır, barıştan yanadır. Ancak belgede, ağırlıklı olarak edebiyatla, müzikle ve güzel sanatlarla kazanılan duyuşsal gelişim konusu da yer almamaktadır. 

Erişimden söz edilse de, seçme sınavlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersiyle İngilizceden soru sorulmasının, farklı inançta olanlarla yoksulların iyi okullara erişimini engellediği gerçeği de göz ardı edilmektedir. Üstelik bu dersler zorunlu olmaması gereken derslerdir. 

Evrensel bir sorun haline gelmiş bulunan doğa katliamı, hava ve deniz kirliliği ile sağlıklı yaşam konularına da değinilmemiştir. Karma eğitim, okullara ve camilere siyasetin girmesi, kaçak ve gerici sıbyan mektepleri ile medreseler, iyi eğitim görmüş gençlerin yurt dışına gitmesi konularına da yer verilmemiştir. Çocukların, küçük yaşta ve aile baskısıyla değil de, kendilerini ve çevrenlerini tanıdıktan sonra okul seçimi yapabilmeleri konusu da yoktur. Devletin zorunlu öğretimde dini öğretimden vazgeçmesi, yetişkinlere istedikleri anda ve istedikleri dini öğrenme olanaklarının yaratılması ve din görevlilerinin yüksekokulda yetiştirilmesi gibi konulara da değinilmemiştir. 

Toplumsal yaşamın ve Cumhuriyet anlayışının en önemli konularında biri olan yurttaşlık konusuna da yer verilmemiştir. Oysa halkın egemenliği anlamına gelen cumhuriyet rejimi, ancak kendi egemenliğinin ayrımında olan yurttaşlarla mümkündür. Ancak belgede, çocuk ve gençlerin özgürleşip demokratik yurttaş olmalarını sağlayacak cek-cak’lar yerine, imam hatipler ve manevi değerler vurgusuyla cemaatçilik öne çıkarılmaktadır.   

Bu tür yaşamsal konuları içermeyen söylem ve cek-cak’lar balon değilse, nedir?

[email protected]