Cumhurbaşkanı'nın Rahatsızlığı!

23/07/2010 Cuma
Cumhurbaşkanı'nın Rahatsızlığı!

Gazetelere yansıdığına göre Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığı görevinde kendisini en çok rahatsız eden şeylerin rektör atamaları olduğunu söylemiş! Atadığı rektörler için "Onları ben mülakata tabi tutmuyorum, onları tanımıyorum ki. Kendi değerlendirmem yok. Seçimi YÖK heyeti yapıyor" diyesiymiş!

Cumhurbaşkanı, YÖK başkanını ve YÖK üyelerini atıyor. Hiçbir yöneticilik deneyimi olmayan Özcan’ı YÖK Başkanı olarak atama sıkıntısı duymuyor. 21 kişilik YÖK Genel Kurulu’nu, AKP yandaşlarıyla doldurmaktan da rahatsızlık duymuyor YÖK’ün bir dönem Eğitim Komisyonu Başkanlığı’na bir ilahiyatçıyı getirmesinden de.

Cumhurbaşkanı, atadığı YÖK Başkanı’nın, katsayı konusundaki son YÖK değişikliğine onay veren Danıştay üyelerine birer kol saati hediye etmeye kalkışmasından da rahatsız olmuyor.

Cumhurbaşkanı, bir YÖK üyesinin intihal ile suçlanmasından da, bu üyenin yeni kurulan bir üniversitenin rektör adayı olmasından da rahatsızlık duymuyor.

Cumhurbaşkanı, AKP’nin oylarıyla kurulan ve sayıları hızla artan vakıf üniversitelerinden ve bunların bir bölümünün cemaatçi olmasından da, yine AKP oylarıyla cemaatçi vakıf üniversitelerinde eğitim fakültesi açılmasından da rahatsız olmuyor.

Cumhurbaşkanı, söz verdikleri halde milletvekili dokunulmazlığının hâlâ kaldırılmamış olmasından rahatsız olmuyor.

Cumhurbaşkanı, seçimlerde var olan yüzde 10 barajının hâlâ devam etmesinden de rahatsız olmuyor.

Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanlık Divanı’nın Üstün Hizmet Ödülü’nün geçen ay aralarında başbakanın tatillerini geçirdiği tesislerin sahibinin de bulunduğu kişilere verilmesinden de rahatsız olmuyor.

Aynı Cumhurbaşkanı, benzeri pek çok olaydan, karardan ve uygulamadan rahatsız olmuyor da, yine gazetelere yansıyan haberlere göre, AKP oylarıyla yapılan ve referandumda oylanacak olan Anayasa değişikliği için, kısmi değişiklik yerine “Yeni Anayasa daha iyi olurdu” diyerek bir başka rahatsızlığını dile getiriyor!

Cumhurbaşkanı, meclisten 200-300 AKP oyuyla gelen her yasayı, o yasanın emekçiler, emekliler ve toplumun çoğunluğunun aleyhine olup olmamasına bakmadan onaylıyor. Anayasa değişikliklerinde de aynı şeyi yapıyor, hiç değilse maddelerin referandumda ayrı ayrı oylanmasını sağlaması için yapılan başvuruları dahi göz önüne almadan, AKP’nin değişikliklerini hemen ve aynen onaylıyor.

Cumhurbaşkanı, “Türbana Özgürlük Bildirisi”ne imza atanları, AKP’den bir yerlere aday olanları ya da AKP’ye bir şekilde yakın olanları, üniversitelerinde yapılan seçimlerde ilk sıralara gelememiş ve üçüncü-dördüncü sıralarda oy almış olsalar da, rektör yapmaktan çekinmiyor. Cumhurbaşkanı üniversitelerinden en çok oyu almış ve rakiplerine 200-300 oy farkı atmış kişileri gönül rahatlığıyla eliyor sonra da, “İçime sinmedi, başka türlü olsaydı daha iyi olurdu” gibilerinden bir şeyler söylüyor.

Bu sözler inandırıcı olmuyor.

Cumhurbaşkanı bu rahatsızlıklarını dile getirirken bir yandan çaresizliğini gösterip önüne gelenleri imzalamak zorunda olduğunu ima ediyor. Öte yandan da toplumu, yeni bir sürece hazırlamaya çalışıyor.

Cumhurbaşkanı, esas rahatsızlığının rektörlerin seçimle gelmesi olduğunu da açıkça dile getiriyor: "Üniversitelerdeki bu sistem, rektör seçimiyle ilgili sistem, doğru değil. 12 Eylül’den sonra düzenlenen bir sistemdir. Bunun gözden geçirilmesi, en gelişmiş ülkelerde nasıl oluyorsa buna uygun bir şekilde düzenlenmesi gerekir" diyor!

Cumhurbaşkanı bu söylemle, rektör adaylarının üniversitede yapılan seçimle belirlenmesinin 12 Eylül ile ilgili olmadığını, 1989 seçimleri sonunda oluşan, bugün AKP’de siyaset yapanlarında da içinde olduğu TBMM’nin 1992 yılında kabul ettiği bir yasaya, meclisin iradesine, dayandığını yadsımış oluyor. Bu arada da, sanki her yönümüzle en gelişmiş ülkelere benziyormuşuz da bir tek rektör ataması konusunda onlara benzemiyormuşuz havasını veren özlemiyle de, Türkiye’nin kendine özgü koşullarını da yadsıyor. Üniversitelerin elindeki tek demokratik hakka da göz koyuyor.

Oysa toplumun büyük çoğunluğu gibi akademisyenlerin büyük çoğunluğu da, tüm bunlardan rahatsız oluyor.

Cumhurbaşkanı'ndan, rahatsız olması değil toplumun rahatsızlıklarına duyarlı olması bekleniyor.

[email protected]