Bir yanlışlık yok mu? (IV)

30/01/2015 Cuma
Bir yanlışlık yok mu? (IV)

Devlet ve vakıf üniversiteleri AKP’nin piyasacı ve gericiliğine destek verdiği gibi, eğitimle ilgili görülen ve arada bir raporlar yazan bazı sivil toplum kuruluşları da, ya Eğitimde Reform Girişimi (ERG) gibi piyasalaşmaya ya da Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) gibi hem piyasalaşmaya hem de gericileşmeye destek çıkıyor.

Gericileşmeyi isteyenlerin piyasalaşmayı desteklemeklerini anlamak mümkün olsa da, laik eğitimi savunanların, piyasalaşmaya destek vermelerini anlamak mümkün olmuyor. Çünkü eğitimin piyasalaştığı tüm Müslüman dünyada, gericileşmenin de hız kazandığı ve yaygınlaşıp pekiştiği biliniyor. Bu bağlamda örneğin, ERG’nin hazırladığı, “ERG: Eğitimi İzleme Raporu 2013” adlı rapora bir göz atalım. 

Bu ERG raporunda, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK), nasıl oluyorsa olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor! Oysa bu KHK ile rekabetçi öğrenci yetiştirilmesine başlanmıştı. Üst düzey bürokratların hepsi, görevden ayrılmış sayılmıştı.  Talim ve Terbiye Kuruluna eğitimci olmayan üye atanması yolu açılmıştı. Bakanlığın  yapan tüm birimleri kapatılmıştı ve her türlü gereksinim piyasadan karşılanacaktı. Eğitimci olmayan kişilerin sözleşmeli bürokrat olarak istihdam edilmesi kolaylaşmıştı. Kişilerin üst düzey görevlere getirilip görevden alınması, bakanın iki dudağı arasına bırakılmıştı. Bakanlık yönetimi, bir şirket yönetimine dönüştürülmüştü.

ERG raporunda, “Kız öğrencilerin okullaşma oranını artırmak amacıyla” 2012’de 66 kız imam hatip lisesi açılmıştır” (s. 83) denerek, gericileşme bile olumlu bir gelişmeymiş gibi gösteriliyor!  Raporda, genel liselerin kapatılması, liselerin Anadolu lisesine ya da imam hatibe dönüştürülmesi ve yalnız kızlar için meslek okulu açılması gibi konular, sıradan olaylarmış gibi hiç irdelenmeden haber niteliğinde veriliyor.  

Raporda, TEOG’da sorulacak ders konularına değiniliyor; ancak bu sınavda din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil, TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinden soru sorulması hiçbir şekilde irdelenmiyor!

Raporda, kamu tarafından gerçekleştirilen eğitim harcamalarıyla öğrenci başına düşen eğitim harcamalarına genel olarak yer verilirken, din öğretimi, açıköğretim ve yaşamboyu öğretimle ilgili ayrıntılı harcamalara yer verilmiyor! Bu tür bilgiler verilmeyince, dini öğretimindeki gerçek durumun ne olduğu anlaşılmıyor!

Eğitim emekçileri sendikaları, sağcı olanlar bile, dershane yasasıyla dört yılını dolduran binlerce okul müdürü ve yardımcısının AKP’lileşmiş il ve ilçe milli eğitim müdürlerinin oluşturacağı komisyonların değerlendirmesiyle görevden alınmasına karşı çıkıyor. Ancak ERG raporunda bu duruma hiçbir eleştiri getirilmiyor! Tam tersine bu haksız görev değişimi,  “eğitimin farklı paydaşlarına imkanlar sağlaması ve deneyimlerini artırması açısından olumlu olarak” değerlendiriliyor! 

Raporda,  2013 yılında uygulanmaya başlanan ve çağdaş giysilere yasak getirirken türbana serbestlik getiren kılık kıyafet yönetmeliğine hiç değinilmiyor!  “Düşünen, soran, araştıran ve eleştiren öğrenci” hedefinin çıkarıldığı, yasal evlenme yaşı 18 olsa da, lise öğrencisine evlenme izni verildiği, evlenen öğrenciyle disiplin cezası alan öğrenciyi açık liseye gönderecek ortaöğretim yönetmeliği değişikliğine de hiç değinilmiyor!

ERG raporu, Türkiye’nin içinde bulunduğu (sosyal, ekonomik, dinsel, etnik ve kültürel) nesnel koşulları yadsıyarak, eğitimdeki piyasalaşmayı hızlandıracak, yönetişim, akreditasyon ve performans değerlendirmesi yapılması gibi konuları destekleyip yerele yetki devri yapılmasını istiyor!  Raporu hazırlayanların, akreditasyonu önerirken örneğin eğitim fakülteleriyle ilgili olarak şu ve benzeri sorularla da ilgilenmedikleri anlaşılıyor: Fakülteler akredite olduğunda, bu fakültelere bilimsel görüş sahibi,  insan haklarına saygılı, aydınlanmacı öğrenci mi gelecek?  İmam hatipten gelen öğrenci eğitim fakültesinde çağdaş değerler mi kazanacak? Eğitim fakültelerindeki felsefe, tarih, psikoloji, sosyoloji gibi bilim alanlarına ilahiyatçıların alınması mı durdurulacak? Eğitim fakültesi mezunları yığınlar halinde (okullarda türban isteyen, anaokulunda dini öğretim isteyen, karma eğitime karşı çıkan, harf devriminden geri dönülmesini isteyen) sendikalardan uzak mı duracak? …

Bu ERG raporu, piyasacılıkta bakanlığı desteklerken,  aynı zamanda gericiliği de desteklemiş olmuyor mu?

Bu işte bir yanlışlık yok mu?

[email protected]