Bir iftar fotoğrafı!

06/08/2013 Salı
Bir iftar fotoğrafı!

Bu Ramazan’da birbirleriyle yarışırcasına iftar yemekleri veriliyor! Ana muhalefet partisinin, Genelkurmay’ın, Cumhurbaşkanı’nın nesi eksik? Onlar da bu kervana katılıyor! AKP iktidarı devam ederse, gelecek yıllarda iftar yemeği verme sırasının adli makamlarla YÖK ve üniversitelere geleceği tahmin ediliyor.

Gazetelerde, Ramazan sayfalarına ek olarak, boy boy iftar sofraları resimleri yer alıyor. Geçenlerde de, Cumhurbaşkanı’nın YAŞ üyelerine verdiği iftarın fotoğrafı yayımlandı!

İftar yemeğindeki silahlı kuvvet mensupları hakkında yığınların aleyhte gösterileri yok. Hatta toplum, (nasıl oluyorsa) hâlâ silahlı kuvvetlere güveniyor. Ancak silahlı kuvvetlerin, örneğin Diyanet İşleri Başkanı, RTÜK Başkanı, YÖK Başkanı ya da yandaş bir medya patronu kadar gücü de yok. Özellikle toplumun dinamik kesimleri, her yerde ve ortamda, iftardaki sivil güçler aleyhine gösteri yapıyor. Ancak sivil güçler, her şeye kadir! Gücü olan güçsüzlerle gücü olmayan güçlüler aynı sofrada bulunuyor! Bu fotoğraf, ister istemez bazı soruları ve düşünceleri de akla getiriyor.

Dindar dostlar/arkadaşlar arasında ya da yoksullar için verilen iftar yemekleri anlamlı olsa da, resmi kurumlar adına iftar yemeği neden veriliyor? Bir hadise göre, “Ramazan’da bir misafire oruç açtırana Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşacağı” için mi? “Dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdal” olduğu için mi? “Büyük bir sevab” olduğu için mi? … İftar yemeği veren ana muhalefet partisi, Genelkurmay, Cumhurbaşkanlığı sevap mı kazanıyor?

Haydi iktidar verince ana muhalefet de yarışa girdi diyelim, Genelkurmay’a ve Cumhurbaşkanlığına ne oluyor? Laik cumhuriyette bu kurumlar, iftar yemeği verir mi? Laik cumhuriyetin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, silahlı kuvvetlerin üst kademesi, milli savunma bakanı iftar sofrasında bir araya gelir mi?

Onları iftarda bir araya getiren etmen nedir? Din mi? Dostluk mu? Devlet/kamu görevi mi?

İftara katılan askerlerin, komutanları ya da iş arkadaşları yıllardır tutuklu/mahkum değil mi? Tutuklu/mahkum olanların çoğunun fiilen işlediği bir suç ortaya çıktı mı? Balyoz’dan ceza verilmiş (!) olanlar, bir değişiklik olmazsa, canlı olarak dışarı çıkabilecekler mi? Tutuklu olanlar, fiilen ortay çıkmış suçları olmasalar da, büyük bir olasılıkla, Ergenekon’dan/28 Şubat’tan/vesaireden Balyoz’dakine benzer cezalara çarptırılmayacaklar mı? İftara katılan komutanların da yarın öbür gün tutuklanmayacaklarının bir garantisi var mı? Silahlı kuvvetlerin üst kademesinin, komutanlarına/iş arkadaşlarına bunları reva gören üst sivil yetkililerle iftarda bir araya gelmelerinin anlamı nedir?

İftara katılanlar içinde, üstelik teamüller gereği genelkurmay başkanı olması beklenirken Başbakan istemediği için emekli edilen komutan da var?

Bir merak konusu da iftarda neler konuşulduğu! İftara katılanların hepsi erkek olduğundan akla hemen kadın, içki, spor askerlik konularının konuşulduğu gelse de, katılanların resmiyeti, aylardan Ramazan olması, içki-ayran ve şike sözcüklerinin netameliliği nedeniyle bu olasılık anlamsız oluyor. Bir olasılık, iftarda, dinden imandan konuşulması… Biri, “Dinimizde kin tutmak haramdır” deyince bir başkası, “Ben dininin ve kininin davacısı olacak insanları severim” demiş midir? Biri, Milliyet’in bir Ramazan sayfasının başlığını kopyalayıp “Allah, Kuran-ı Kerimi herkesin anlayacağı bir dilde indirmiştir” deyince, bir başkası “Arapça herkesin anlayacağı bir dil mi” sorusunu sormuş mudur?

Belki de üniversitelerin medreseleşmesi bir imam hatip okuluna Said-i Nursi’nin adının verilmesi liselerin imam hatiplere dönüştürülmesi bir profesörün “Hamile kadınlar sokağa çıkmamalı” demesi Gezi Parkı eylemleri Yargıtay’da olan Balyoz davası Ergenekon davasının dinleyicilere kapatılması ve İşçi Partisi, Aydınlık Gazetesi, TGB ve Ulusal Kanal yöneticilerine karşı başlatılan hukuk dışı girişim gibi konular konuşulmuştur!

Belki de silahsız güç mensupları, silahlı güç mensuplarına, tatlı tatlı, nasıl olup da silahlı kuvvetlerdeki teamülleri altüst ettiklerini mütevazı bir dille ve onları ikna edercesine anlatmışlardır!

İftar sofrasındakilerin, resim, müzik, sanat, edebiyat, Atatürkçülük konularında pek ortak noktaları yok gibi! Yoksa var mı?

İnsan gerçekten merak ediyor.