Asla!

14/12/2012 Cuma
Asla!

Pazartesi günü hazırladığım ve 11 Aralık günkü soL gazetesinde yayımlanan yazımda, AKP’nin özellikle son bir yıllık icraatını, Cumhuriyet’ten Osmanlının intikamının alınması icraatı olarak nitelemiştim. Meğer aynı gün, bütçe konuşmaları çerçevesinden Başbakan sağa sola laf yetiştirirken “Asla Cumhuriyetle hesaplaşma içinde değiliz” demiş! “Asla!” olunca inanılmaz mı?

Cumhuriyet, Müslüman kesimin dini hizmetlerini düzenlemek üzere Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB)’nı kurmuş ve dini hizmetleri yerine getirmek üzere de imam hatip okullarını açmıştır. AKP ise, tüm okulları imam hatipleştirmenin peşindedir. DİB de son zamanlarda kadınların altın günleriyle ilgili fetva verecek hale gelmiştir.

Cumhuriyet, toplumsal yaşamda kadın-erkek ayrımını ortadan kaldırmıştır kadını çarşaftan, örtünmekten, yaşamdan kaçmaktan ve eve kapanmaktan kurtarmıştır. Kadınlar etek, buluz, şort, kollu- kolsuz gömlek ve mayo giyebilmeye başlamıştır. AKP ise, bugüne kadar kadınları türbanlamakla meşgul olmuştur ve şimdi sıra kız çocukları türbanlamaya gelmiştir.

Resmi bayramlar Cumhuriyetin simgeleridir. Bugün ise resmi bayramların halk tarafından kutlanmasına bile izin verilmemektedir.

23 Nisan Çocuk ve Egemenlik Bayramı’nın yerini, miladi takvime göre her yıl farklı tarihlerde olması gereken kutlu doğum haftaları almıştır.

Cumhuriyetin gelecek umudu çocuklardır, gençlerdir, kadınlardır ve öğretmenlerdir. AKP’nin umudu ise imamlardır, mollalardır, çocukların hafızlık kursuna gitmesidir, kadının türbana girip, üç-beş çocuk doğurup eve kapanmasıdır.

Cumhuriyet padişahlığa son vermiştir. AKP ise, günümüzde padişahlık anlamına gelen başkanlık sisteminin peşindedir.

Cumhuriyetin özü, medeni kanundur. AKP’nin gözdesi ise, mecelledir.

“Bilimsellik” Cumhuriyet rejiminin temel bir ilkesidir. Cumhuriyeti kuranların, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” demeleri bu ilkenin benimsenmesi nedeniyledir. AKP’nin ise bilimle arası iyi olduğundan, bilimsel anlayışın özü olan evrim kuramı biyoloji kitaplarından bile tamamen çıkarılmıştır. Onun yerini yaratılış düşüncesi almıştır. Adnan Hocanın “Yaratılış Atlası” öğrencilere bedava dağıtılırken, evrim kuramını anlatan öğretmene ceza verilmektedir. AKP’liler de bilim hayranlığından, sıkışınca, “Ulemaya soralım bu konuda ulema karar verir” demektedir.

“Laiklik” Cumhuriyet rejiminin bir başka temel ilkesidir. AKP’liler, yeri geldiğinde, “Müslüman laik olamaz” demekle meşguldür bazen ya da Mısır’a falan akıl verirken, inanmasalar da, “Devlet laik olur” fetvasını verirler. Özellikle son 12 ayda devletin nasıl laik olacağının açık ve net örnekleri verilmektedir. “Dindar öğrenci yetiştireceğiz. (AKP) gençleri dininin ve kininin davacısı olmalı. İmam hatipleri toplumun en gözde okulları yapacağız. İmam hatipte okumayanlar terörist olur” ve benzeri sözler, son bir yılda dile getirilen sözlerdir. Cumhuriyet rejiminin ilk 88 yılında açılan imam hatip okulu sayısı en fazla 600’e kadar çıkmışken son altı ayda ise, bu okulların sayısı 1141’i bulmuştur. Pek çok bilimsel eğitim yapılan okul imam hatibe dönüştürülmüştür. Bilimsel eğitim yapılan pek çok okulda imam hatip programı açılmıştır. Geçmiş yıllarda seçmeli Arapça ve son bir yılda da, üç (zorunlu) seçmeli din dersi getirilmiştir. İmam hatibe öğrenci çekmek için parasız ulaşım ve yemek reklamları, öğrencilere din dersini seçtirmek için de, “Siz Müslüman değil misiniz, bu dersleri neden seçmiyorsunuz” baskısı yapılmıştır. Anayasa yok sayıldığı gibi, toplumdaki diğer inançlar da yok sayılmıştır. AKP o kadar laiktir ve inanç hürriyetine inanmaktadır ki, sözde bu toplumu temsil eden TBMM, “Alevilerin ibadet yeri camidir” diyebilmiştir. Bütün bunlar tabii ki, AKP’nin “laiklik” sevgisinden ve bu ilkeye bağlılığından kaynaklanmıştır. Yakın geçmişte AKP’nin, “laiklik karşıtı hareketlerin odağı olma” suçlamasıyla Anayasa Mahkemesi tarafından para cezasına çarptırılması ise yalnızca bir şakadır!

“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi, Cumhuriyetin en temel ilkesidir. AKP’de ise, Milli Eğitim Bakanı’nın dediği gibi, “Başbakan’ın istekleri bizim için emirdir” ilkesi geçerlidir. Bir AKP yetkilisinin dediği gibi, “Meclis hükümetin emrindedir.” AKP’de, bir gün Kültür Bakanı, bir başka gün Başbakan Yardımcısı, diğer bir gün Eğitim Bakanı azarlanmaktadır, azarlananlar da ya boyunlarını büküp içlerine kapanmakta ya da “Çanta getirmek” gibi isteneni yapmaktadırlar. AKP o kadar egemenlik hayranıdır ki, özgür iradesiyle konuştuğunda, “NATO’nun Libya’da ne işi var” der. ABD isteyince de, Libya’da da, Suriye’de de, ABD ile işbirliğinden kaçınmaz patriot füzelerinin parasını ödeyip ülke topraklarına kurdurur, tetik çekmeyi ise nezaketten dostlarına (!) bırakır. Kısaca AKP, Cumhuriyet’in “egemenlik” ilkesine hayrandır.

Görüldüğü gibi AKP, Cumhuriyetle hesaplaşma içinde değildir. Asla!

[email protected]