Anayasa ve din öğretimi

26/10/2007 Cuma
Anayasa ve din öğretimi

Yeni anayasa taslağı üzerinde tartışmalar başlar başlamaz din ve türban konuları da gündeme geldi. Anayasada yer alacak tuzakları gizlemek için gündeme gelmiş olsa da din öğretimi ve türban konusunda bir şeyler söylemek gerekiyor. Bu konularda yazı yazanlardan liberal takılanlarla ABD’ci ve anamalcı olanlar genelde anamalcı sömürüyü zedeleyecek yorumlardan kaçınırken olabildiğince bu sömürüyü kolaylaştırmaya yönelik yorumlar yapıyorlar. 

Bunların büyük çoğunluğu konuları bilerek saptırıyor. Örneğin din öğretimi demiyorlar da din eğitimi diyorlar. Eğitim, kişiyi her yönüyle geliştirecek bir süreç. Kişi bireysel gelişimini, ancak her konuyu sorgulayarak ve her şeye eleştirel yaklaşarak sağlayabiliyor. Siz öğrenenlere öğretilenlerle ilgili olarak sorgulama fırsatı vermiyorsanız, o öğretim süreci kişinin gelişimini kısıtlıyor ve eğitim sürecine dönüşmüyor. İnanç ağırlıklı öğretimlerde, öğretilen konunun sorgusuz ve sualsiz bir biçimde kabul ettirilmesi söz konusu olduğundan bu sürece öğretim yerine koşullandırma demek daha doğru oluyor.

Şu ya da bu şekilde din öğretimine sıcak bakan büyük çoğunluk, bizdeki din öğretiminin belli (ve tek) bir inançla sınırlı olduğunu biliyor. Bunlar, toplumda bu tek inanç dışında başka inançlara sahip olanlarla herhangi bir inancı olmayanların bulunduğunun da farkındalar. Bir inançla ilgili öğretilerin başkalarına dayatılması durumunda ne demokrasiden ne de laiklikten söz edilemeyeceğinin da ayrımındalar. Bunlar, anayasanın, ülkenin vazgeçilmez ilkelerini içeren, mecliste çıkacak yasaları bu ilkeler çerçevesinde bağlayıcı kılacak bir ana metin olduğunu da biliyorlar. Bütün bunları bile bile dini öğretimi savunanlar, dini eğilimler yaygınlaştıkça ve dini anlayışların günlük yaşama sokulması yoğunlaştıkça, anamalcı sömürünün aradığı güllük gülistanlık bir ortamın oluştuğunu bildikleri için böyle yapıyorlar.

Siz dini öğretimden geçenlerle türban takanların ve bu konuların anayasaya girmesini savunanların genelde KİT’lerin satışına, madenlerin yabancılara peşkeş çekilişine, IMF’ye vb. karşı çıktıklarını, inançla ilgili olmayan insan hakları konularını sahiplendiklerini gördünüz mü? Dini inancı savunanların en çok yaptığı şey, inancına göre yaşama hakkı elde etmeye çalışmanın yanında, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin bir bölümünün ABD’nin Irak’a saldırdığı günlerde yaptığını yapmak: Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan risaleleri üniversite yemekhanesinde dağıtmak. Evet, yanlış okumuyorsunuz aynen böyle! 

Bizde anayasaların sayfalar dolusu olmasına, her ayranı kabaranın anayasayla oynamak istemesine bakmayın. Gelişmiş ülkeler genelde yıllarca aynı anayasayı kullanıyorlar, anayasalarıyla oynamıyorlar. Bizim 12 Eylül ürünü anayasamızın da oynamanın ötesinde üzerinde tepinilecek bir anayasa ve bir an önce değişmesi gerekiyor da böylesi maddelerle değil tabii. Siz demokratsanız, ülke laik ise, devletin herhangi bir inancın yanında olmasını düşünemiyorsunuz bile. Sizin için dinsiz olan da Hanefi olan da Alevi de Budist de aynı değerde olduğundan okullarda din öğretimine kalkışmıyorsunuz. Zorunlu öğrenimden geçmiş kişilerin istediklerinde istedikleri dini bilgileri öğrenebilmeleri olanaklarının yaratılmasını savunuyorsunuz. Bırakın anayasayı, yasaları bile böylesine maddeler koymuyorsunuz. Çünkü din bilgisi vermeye kalksanız, eşit mesafede olduğunuz inançlardan birini seçme durumunda diğerlerine haksızlık yapıldığını biliyorsunuz. Ayrıca, Matematik, Türkçe ve benzeri dersler tüm öğretim kademelerinde okutulduğu halde anayasada hatta yasalarda bile yer almazken din dersini anayasaya koymayı düşünmenin tuhaflığı da açık. Bir şeyleri başkalarına dayatma yanlısı değilseniz, olaylara biraz akılcı bir biçimde bakıyorsanız, laik olmasanız da, din dersi anayasada yer alabilecek bir konu değil diyebiliyorsunuz. Yok, herkesin, kolayca şekillenebilecek bir kalıba sokulmasını, diğer inançların kötü/değersiz/geçersiz olduğunu ya da en büyük inancın kendi inancının olduğunu düşünüyorsanız, inancınızı herkese dayatmaktan kaçınmıyorsunuz. 

AKP’yi bu konularda uyarması beklenen yazarların bir bölümü AKP’den hızla çıkıyor: Din Kültürü Ahlak Bilgisi dersi bir kültür dersi olsun, ama bu yetmez, ayrıca bir de din dersi konsun diyorlar. Kimi güya olayı yumuşatıyor, din dersi seçmeli olsun diyorlar. Hayatlarında hiç mahallede yaşamamış ve mahalle baskısından habersizmiş gibi davranıyorlar. Onlara sormak gerekiyor: Suni mahallede-okulda-sınıfta hangi babayiğit benim çocuğum din dersi almak istemiyor diyebilir? Siz, din dersi seçmeliyken insanların ne gibi baskılar altında okuduklarının hiç duymadınız mı? Yoksa bu tür baskılar demokratik mi? 

Ya türbana demeli? Geleneklerimizde göreneklerimizde türban mı vardı? Bu türban son yılların olayı değil mi? Din bilginlerinin bir bölümü kadın saçının görünmemesi konusunda dinde öyle bir yasaklama yok demiyor mu? Dini bilginlerin üzerinde anlaşamadığı bir konu nasıl anayasa maddesi olacak? İnsanların bikini, mayo ya da haşama giyerek denize girmeleri konusunda anayasa maddesi aklımıza geliyor mu? Yarın birileri kara çarşafla üniversiteye gelmek isterse; öbürgün kara çarşafla ilgili bir maddeyi anayasaya mı ekleyeceğiz? Yoksa türbana serbest olan şey kara çarşaflara yasak mı olacak? 

İnsanın akıl sağlığıyla bu kadar oynanmaz ki!