AKP’nin muhterisliği!

04/07/2014 Cuma
AKP’nin muhterisliği!

Üç kuruş daha fazla kazanmak için her türlü fırsatı değerlendirmeye çalışan iş adamı gibi, AKP de, gücünü/baskısını 1-2 birim daha artırmak için her şeyi mübah görüyor. YÖK, ÖSYM, Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) ve devlet üniversiteleri AKP’nin yan kuruluşlarına dönüşmüş olması bile AKP’yi kesmiyor. Son günlerde meclise gönderilen Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Kurulması ile Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, AKP’nin yükseköğretim alanındaki muhterisliğine devam etmek istediğini belgeliyor.

Bu tasarıdan AKP’nin sağlık alanındaki araştırma ve eğitimi de tekeline almak ve YÖK’ü güçlendirmek istediği anlaşılıyor. Bu tasarıyla, sağlık bilim ve teknolojileri alanında ülkeye ve insanlığa hizmet etmek amacıyla (!), … sağlık hizmetlerinde akreditasyon faaliyetlerini ürütmek üzere TÜSEB kuruluyor. Sağlık Bakanı’na bağlı olacak ve bakanın aynı zamanda yönetim kurulunun başında olacağı TÜSEB’in sağlık alanının YÖK’ü olması öngörülüyor. TÜSEB bünyesinde, kanser, biyoteknoloji, anne çocuk ve ergen sağlığı, kronik hastalıklar, geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile sağlık hizmetleri kalite ve akreditasyon enstitüleri gibi altı enstitü açılıyor. Bu tür üst kurumlar Ankara’da konumlanırken TÜSEB’ın İstanbul’da açılması, AKP’nin İstanbul’u yönetim merkezi yapma düşünün peşini bırakmadığını gösteriyor.

Bu tasarıyla TÜSEB, YÖK’e rakip bir kurum olarak oluşturulurken YÖK’ün yetkileri de artırılıyor. Tıpta uzmanlık ve yüksek lisans jürilerini ve esaslarını belirlemek yetkisi ile doçentlik unvanı verme yetkisi ÜAK’dan alınıp YÖK’e devrediliyor. YÖK’e, üniversitelerin öncelikli araştırma alanlarını belirleme ve üniversiteyi istediği alanda çalışma yapmaya zorlayabilecek yetki veriliyor. YÖK’e vakıf üniversitelerini, mali olarak denetleme ve mali borçlar nedeniyle kapatma ve vakıf üniversitelerinin mütevelli heyetini belirleme yetkisi de veriliyor. Kısaca YÖK, “Aman Allah Allah saklasın!” dedirtecek bir güce kavuşturulmak isteniyor.

AKP tabii ki bunlarla yetinmiyor. Yasa çıktığında tüm rektörlerin görev sürelerinin dolması öngörülüyor. Bu maddeden mevcut rektörlerin çoğunun cemaatçi olduğu ve onlardan kurtulmak için AKP’nin bu yolu seçtiği anlaşılıyor.

Ayrıca üniversitelerinden vakıf üniversitelerine öğretim elemanı görevlendirilmesine sınırlama getiriliyor. Yükseköğretim programlarını belirli sürede (örneğin lisans programını 7 yılda) bitiremeyenlerin üniversiteden atılması ve hazırlık okuyanların da, en fazla 2 yıl öğrenim görmeleri. 2 yıl içerisinde hazırlığı geçemeyenlerin üniversiteyle ilişkilerinin kesilmesi öngörülüyor.

Bu tasarıyla İstanbul’da Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi açılıyor. Bu üniversite için Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir mütevelli heyeti kuruluyor. Bu mütevelli heyeti, Sağlık Bakanı, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı ve rektör ile Sağlık Bakanıyla YÖK’ün seçeceği profesör unvanına sahip iki üyeden oluşuyor. Rektör, bu mütevelli heyetinin belirleyeceği altı aday arasından seçiliyor.

AKP, her zamanki gibi bu tasarı sayesinde bir taşla birkaç kuş vurmaya kalkıyor. Ancak muhterislik, AKP’nin gözünü karartıyor yıllardır içine düştükleri yanılgıdan kendini yine kurtaramadığı görülüyor. Bu tasarı da, geçmişte gündeme gelen tasarılarda olduğu gibi, Anayasa’ya aykırı maddeler içeriyor. AKP bu durumu ya görmüyor ya da Anayasaya aykırılığa aldırmıyor. Bu tasarının pek çok maddesinin “üniversite” anlayışıyla bağdaşmadığına da aldırmıyor. Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi mütevelli heyetine, sağlık alanının YÖK’ü olarak tasarladıkları ve altı ayrı enstitüyü içeren TÜSEB’den bakan dışında üye alınmasını da herhalde unutuluyor.

Bu tasarı gelecek için kötü işaretler veriyor. Cemaatçileri kolaylıkla temizleyecek ortam hazırlarken merkezi denetimi güçlendirip vakıf üniversitelerini bile AKP’lileştirmenin önü açılıyor. Bu tasarı yasalaşırsa, öğretmen yetiştirme üniversitesinin kurulup Milli Eğitim Bakanı’nın başında olacağı bir mütevelli heyetine bağlanması ve benzer uygulamanın diğer alanlara da yaygınlaştırılması mümkün görülüyor.

Son iki yılda gündeme gelen yükseköğretim ile ilgili yasa taslakları, AKP’nin, eninde sonunda üniversiteleri yok edeceğini gösteriyor. AKP’den kurtulmadan üniversitenin üniversiteleşmesi olası görülmüyor.

[email protected]