AKP’li İstanbul seçmeninin ikilemi (I)

14/06/2019 Cuma
AKP’li İstanbul seçmeninin ikilemi (I)

Seçmenlerin bir bölümünün, futbol takımı gibi parti tuttuğu, parti fanatiği olduğu görülüyor. Fanatik seçmen, tuttuğu partinin başarılı olup olmadığını irdelemeden oy veriyor. AKP gibi partilerde, fanatik seçmenin önemli bir bölümünü ise gerici beklentilerin peşinde koşanlar oluşturuyor. Bir çıkarı olduğu için parti tutanlar da oluyor. Çıkar konusu iktidarda olan partide çok daha belirginleşiyor. Bu arada her partinin seçmeninin büyük çoğunluğunu bir şekilde o partinin değerlerini benimsemiş kişiler oluşturuyor. Bu seçmen grubu genelde oyunu, partisinin tutumunu irdeleyerek veriyor. Bu seçmen grubunun önemli bir bölümünü, açlık ya da yoksulluk sınırında yaşayanlar oluşturuyor.

AKP, değişik yollarla bu seçmenlere ulaşmaya çalışıyor. Gerçek olmadığını bile bile muhaliflerini suçlayarak, onlara hakaret ederek fanatiklere hitap ediyor. Her fırsatta, “camileri ahır yaptılar, beka sorunu var, zillet ittifakı, terörle işbirliği yapıyorlar” gibi gerçek dışı söylemler ve bu söylemlerin sık sık yinelenmesi, fanatiklerin fanatikliğini güçlendirirken sayılarını da artırmayı hedefliyor. Fanatiklerin bir bölümü iktidarın söylemlerine inandıklarından, işi muhaliflere saldırmaya kadar götürüyor. Düşündüklerini söyleyenler anında tutuklanırken, bu saldırganların bırakılması, iktidarın fanatiklere verdiği prim oluyor. Hem saldırgan fanatik haklı bir davanın adamı olduğunu düşünüyor hem de yeni saldırılara kapı açılmış oluyor.

İktidarın gerici kuruluşlara kaynak aktarması; eğitim sisteminde artan gerici uygulamalar; camide, namaz sonrası, iftar yemeklerinde ve Kadir Gecesi’nde bile siyaset yapması, gerici kesime verilen mesajlar oluyor.

İhalelerin yandaşlara verilmesi, eski AKP milletvekillerinin yüksek ücretlerle devlet bankalarının yönetim kurullarına atanması ve Futbol Federasyonunun yeni yönetim kurulunun ağırlıklı olarak AKP’lilerden oluşturulması gibi uygulamalar ise, AKP’den nemalananların memnuniyetini ve sayılarını artırmaya yarıyor. Kömür torbalarının, erzak ve çay paketlerinin dağıtılması da açlık ve yoksulluk içinde yaşayanları kandırmaya dönük oluyor.

Bu arada, her partide olduğu gibi, AKP’de de, fanatiklerin dışındaki seçmenlerin büyük çoğunluğunu, ülkesini seven vicdanlı ve sağduyulu seçmenler oluşturuyor. Son zamanlarda ortaya çıkan ve aşağıda örneklenen gerçekler, eylem ve söylemler, AKP’li ya da muhalif tüm vicdanlı ve sağduyulu seçmeni ilgilendiriyor:

  • Tüm göstergeler ekonomide tehlike işaretleri veriyor. İşsiz sayısı her geçen gün artıyor.
  • Devlet para için Tank Palet Fabrikasını özelleştiriyor; Danıştay Savcısı ise, “Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesi yasaya aykırıdır” diyor.
  • AKP ile uyum içinde çalışan Türk-İş’in açlık-yoksulluk sınırları açıklaması, yaklaşık olarak, yurttaşlarımızdan 18 milyonunun açlık ve 50 milyonun da yoksulluk içinde olduğunu gösteriyor. Çoğunluğun bu koşullarda yaşadığı ülkemizde, Diyanet İşleri, 2020 yılı için 9.881.280 liraya takvim bastırıyor. Hane halkı tüketim %4 azalırken, devlet tüketimi %7 artmış bulunuyor. Samsun valisine 1,5 milyar liraya bilmem kaçıncı makam arabası alınıyor. Ahlat’a ve Marmaris’e de yeni saraylar yapılıyor.
  • “Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz yine de oy vermiyor” deniyor.
  • Bir seyircinin, “Eğer camiye dolar bağışlasam, dolar arttıkça sevabım artar mı?” şeklindeki sorusuna Diyanet yetkilisi bir ilahiyat profesörü, “Artar. Camiye verilen yardımlar sadece cami değil, Allahuteala’ya yapılır. Sizin sevabınız ne kadar iş görüyorsa, ne kadar uzun sürüyorsa o kadar sevabı artar. Dolayısıyla döviz artarsa sevap da artar” diyor (doğal olarak bu yanıt, dolar düşünce, sevap da düşer anlamına geliyor)!
  • İslami değerlerle ilgili olarak ABD'de gerçekleştirilen “İslam Ülkeleri Ne Kadar İslami” adlı araştırma sonunda, İslamilik Endeksi sıralamasının ilk 40 sırasında hiçbir Müslüman ülke yer almıyor. Türkiye’nin bu sıralamada 100’üncü sırada yer alması, AKP iktidarında Türkiye’nin içine düştüğü durumunu gösteriyor.
  • 10 kadar üniversiteye, yine yandaş kişiler rektör olarak atanıyor. Bir rektör yeniden atanınca, AKP İl Başkanı’na teşekkür ediyor.  
  • Bir rektör, bu yıl düzenlenecek mezuniyet törenlerinde 10. Yıl Marşı'nın söylenmesini yasaklıyor.
  • Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının 100. yılında, Avrupalı Atatürk’ün fotoğrafını içeren, Hazine Bakanlığının Darphane Müdürlüğü ise Atatürk’ün fotoğrafını içermeyen anı parası bastırıyor!
  • Neredeyse Cumhurbaşkanına yan bakanlar bile tutuklanırken, bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında, “Adam tam fırıldakmış” sözünü kullanan sanık beraat ediyor.
  • Türkiye'de, 'FETÖ üyeliği' suçlamasıyla tutuklanıp Şubat 2018’de 5 yıla mahkum edilen Türk-Amerikan çifte pasaportlu NASA çalışanı Serkan Gölge, ABD'de, Gölge'nin serbest bırakılmaması halinde Türkiye'ye yaptırım çağrısı yapan bir yasa tasarısı hazırlanınca, 29 Mayıs’ta serbest bırakılıyor. Sonra da, Trump, Erdoğan’a teşekkür ediyor.
  • Meclis’e sevk edilen yeni askerlik yasasında, Cumhurbaşkanına, askerliğini yapmayanlara muafiyet tanıma yetkisi veriliyor.
  • Başkanlık sistemine geçildikten sonra, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle 1880 madde yürürlüğe girerken mecliste kabul edilen madde sayısı ise 503 oluyor. Ancak ekonomik ve siyasal ortamda bir gıdım iyileşme görülmüyor.
  • “Her şey çok güzel olacak” diyen Türkiye’nin önde gelen sporcu ve sanatçıları, “Önünü arkasını bilmeden siyasi taraf” olmakla suçlanıyor.
  • Karabük’te 100 yaşındaki bir nine “Allah, ‘her şey güzel olacak’ diyene versin” deyince ilin valisi, “Onu söyleme, orayı geçelim” demek zorunda kalıyor.
  • Valinin büyükşehir belediye başkanlığını yürüttüğü İstanbul’da, 29 Mayıs fetih törenlerine yalnız AKP’li ilçe belediye başkanları çağrılıyor.
  • AKP Genel Başkan yardımcısı Numan Kurtulmuş, “23 Haziran'dan sonra gerekirse siyasi bakımdan Allah’tan tövbe istiğfar dileriz, yanlışlarımızdan kurtuluruz” diyor.
  • Cumhurbaşkanı, yalnız AKP’lilerin cumhurbaşkanıymış gibi davranıyor.
  • Yargı Reformu Strateji Belgesi kamuoyuna açıklanırken, yargı mensuplarına coğrafya güvencesi getirileceği söyleniyor. Ertesi gün 3 bin küsur yargı mensubu, başka coğrafyalara tayin ediliyor.

Yukarıda özetlenen gerçeklerden, eylem ve söylemlerden muhalifler kadar, belki de daha çok vicdanlı ve sağduyulu AKP seçmeni de rahatsız oluyor. Bu AKP seçmeni de, muhalifler kadar, cumhuriyet değerlerinden uzaklaşılmasından, iktidarın diktatörleşmesinden, hukukun ve demokrasinin rafa kaldırılmasından, ekonominin durumundan, “Oylarımız çalındı” gibi gerçek dışı söylemlerden, kısaca memleketin gidişatından endişe ediyor.

23 Haziran, İstanbul’un vicdanlı ve sağduyulu AKP seçmeni için çok daha önem kazanıyor: Ya Yıldırım’a oy verip AKP’nin diktatörleşmesine ve şeriata yeşil ışık yakacaklar ya da Yıldırım’a oy vermeyerek, AKP’ye ciddi bir uyarıda bulunacaklar.

[email protected]