AKP’nin korkusu: Gençler!

17/12/2010 Cuma
AKP’nin korkusu: Gençler!

Belki de korku bağlamında en sık kullanılan söz: “Allah’tan kork!” oluyor. Korkular dinsel korkularla sınırlı değil tabii, çeşit çeşit korku var.

Aç kalmaktan, hastalanmaktan ve ölmekten korkuluyor. Yalnız kalmaktan, haksızlığa uğramaktan, kandırılmaktan korkuluyor. Bu tür korkular pek çok.

Kimileri yalan söylemekten, haksızlık yapmaktan, insan emeğini, doğayı ve insanın aklıyla duygularını sömürmekten korkuyor. Benzeri pek çok korku var.

Kimi yargıdan korkuyor, kimi polisten kimi askerden korkuyor kimi siyasetçiden. Kimileri de gençlerden korkuyor.

Neden gençlerden korkuluyor?

Ana-baba ve öğretmenler gençlerin yanlış yapmasından korktuğu gibi, başkalarının da gençlerin doğrularından kaynaklanan korkuları var.

Gençler, henüz paranın tadına varmadıklarından mı, küçük hesapların içine girmediklerinden mi, bir bencillikleri ve bireysel beklentileri pek olmadığından mı nedir düşündüklerini küt diye söyleyebiliyorlar, hem de kıvırmadan, doğrudan. “Eeee! Bunda korkulacak ne var” demeyin tam da bu nedenle gençlerden korkuluyor.

Gençlerden korkmanın bir nedeni gençlerin içtenliği ise bir nedeni de, gençlerin istekleri! Gençler, özgürlük istiyor, eğitim hakkı ve parasız eğitim istiyor, gelecek istiyor, sevgi istiyor, barış-kardeşlik istiyor, dürüstlük, yurtseverlik, laiklik, demokratiklik, bilimsellik, insan haklarına saygı, … istiyor.

Kimler gençlerden korkuyor? Kimler korkmuyor ki!

İçi-dışı bir olmayanlar, içten pazarlıklılar, saklısı-gizlisi olanlar, karşısındakini kandıranlar, haksızlık yapanlar, yolsuzluk-dolandırıcılık-kapkaççılık, … yapanlar gençlerden korkuyor.

Yalan söyleyenler, yetim hakkı yiyenler, gençliğin/toplumun düşünsel gelişiminin önünü tıkayanlar… gençlerden korkuyor.

İnsan emeğini sömürenler, ülke kaynaklarını pazarlayanlar, kişisel çıkarlarını toplum çıkarları önünde tutanlar, para-canlılar… gençlerden korkuyor.

Bağımsızlıktan, özgürlükten korkanlar, gençlerden korkuyor.

Laiklikten, bilimsellikten, demokratiklikten… korkanlar gençlerden korkuyor.

Bile bile yanlış yapanlar ve suç işleyenlerle gençlerden bir şeyler öğrenmesi gerekenler gençlerden korkuyor.

Yurdun ve de tüm dünyanın taşına, toprağına, suyuna, havasına ve insanına zarar verenler gençlerden korkuyor

Gençlerden korkanlar, genç kadınlardan daha çok korkuyor.

Gençlerden korkmak öylesine bir korku ki, kişinin bağımlılığı, sömürgenliği, yalanı-dolanı ve alavere-dalaveresi artıkça, korkuları da artıyor.

Gençlerden korkanların korkusu, gençlerin “genç” olduklarının ayrımına vardığı anda depreşiyor. Örneğin 68 üniversite gençliğine karşı, genelkurmay başkanlığından cumhurbaşkanlığı koltuğuna sıçramış olan Sunay, bu korku nedeniyle, “Artık imam hatipli gençler yetiştirelim” diyor. Bu korku nedeniyle, 12 Mart 1971’in genelkurmay başkan Tağmaç, toplumsal uyanışın (gençlerin uyanışının) ekonomik kalkınmayı geçmesinden korkusundan, gençleri işkenceden geçiriyor siyasetçiler de, “Üç bizden üç sizden” söylemiyle göz kırpmadan üç genci ölüme gönderiyor. 12 Eylül 1980 darbesinin başı Evren, korkudan işkenceden geçmemiş genç bırakmıyor, ya mahkeme kararıyla ya da işkencede öldürüyor. Evren ve benzerleri, bu korkudan kalıcı olarak kurtulmak için, korkmayacakları gençler yetiştirmek istiyorlar. Bu nedenle, Allah korkusunu ve itaati öne çıkaran Türk-İslam sentezini eğitim-kültür yaşamının özü olarak benimseyip dayatıyorlar. Bu korku nedeniyle, Allah korkusunu okulöncesi çağdaki çocuklara aşılamaya bile kalkıyorlar. Bu nedenle, cemaatçi gençlerin yetişmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.

Gençlerden korkanların varlığı Türkiye ile sınırlı değil tabii. Korkacak nedenleri olanlar, Alman da olsa, Fransız da, İtalyan da, kim olursa olsun, gençlerden korkuyor.

Gençlerden korkmayanlar, bağımsızlığı ve cumhuriyeti gençlere emanet edebiliyorlar.

Gençlerden korkanlar ise, korkularına temel olan etmenleri düzeltmek yerine, en kolay yolu seçiyorlar kaba kuvvete başvuruyorlar.

Kaba kuvvetlerini denemek ve kullanmak için, orada ne işleri var denebilecek yerlere, hem de hazırlıklı gidiyorlar. Yanlarına sivil korumalarını, polislerini, gittikleri yerin özel korumalarını, biber gazlarını falan (şemsiyelerini de!) alıp gidiyorlar.

Gençleri kaba kuvvetle sindirebileceklerini düşünüyorlar. Sindiremediklerini gördükçe korkuları artıyor korkuları artıp pekiştikçe kaba kuvvet kullanımı daha da artıyor. Bu kaba kuvvet yetmeyince, sözlü hakaretlerle, bu da yetmeyince hapis cezalarıyla sindirmeye çalışıyorlar. 8’de 8 suçlu şoför trafikte ölüme sebebiyet vermekten birkaç ay hapis cezası alıyor yumurta atan genç için iki yıl isteniyor!

Karşıtlarını ya birer birer teslim alıyorlar ya da sindiriyorlar. TRT, yazılı ve görsel basın, üniversiteler, yargı… ve hatta muhalefet partileri teslim alınmış ya da teslim oldu olacak gibi. Tüm muhaliflerini sindirdikleri halde sindiremedikleri kim? Korktukları gençler?

[email protected]