8. sınıflar sınavı!

03/12/2013 Salı
8. sınıflar sınavı!

6-8’inci sınıflar için yılda bir kez yapılan seviye belirleme sınavı kaldırılarak 6 dersten her yıl iki kez yapılacak sınavlar getirilmişti. Geçen günlerde, 1 milyon 290 bin 8’inci sınıf öğrencisi 6 farklı dersten sınava girdi.

Öğrenciler ve veliler soruları görünce şaşırmışlarsa da, AKP›yi/MEB›i tanıyanların pek şaşırdığı söylenemez. Son yıllarda bu tür merkezi sınavlarda bir güven sorunu yaşanıyordu bu son sınavda da yaşandı sınava cep telefonuyla giren bazı öğrenciler soruların fotoğraflarını çekerek internet ortamında paylaştı. Son yıllarda ikide bir, 1-2 sınav sorusu iptal ediliyordu bu sınavda da 2 soru iptal edildi. Son yıllarda sık sık soruların sızdırıldığı oluyordu/kuşkuları yaşanıyordu bu sınavda da oldu. Son yıllarda soru kitapçıklarında sorunlar yaşanıyordu son sınavda da sınava kısa bir süre kala kitapçık değiştirildi.

Bu sınavda, din kültürü ve ahlak bilgisi dersiyle ilgili soru sayısının, matematik ve Türkçe dersleriyle ilgili olarak sorulan soru sayısına eşit sayıda olması, AKP’nin/MEB’in dini bilgilere verdiği önemi gösteriyor. Soruların niteliği ise AKP’nin/MEB’in molla yetiştirme hedefinin (şimdilik) son kanıtı oluyor.

Sorulan sorular, öğrencinin dini bilgisini ölçmektense, öğrenciyi Sünni-Hanefi inancıyla ilgili dini pratiklere hazırlayacak niteliğiyle dikkat çekiyor. 20 sorunun hemen hepsi, Sünni-Hanefi anlayışında hazırlanmış sorulardan oluşuyor. Bu durum, bir yandan soruların “din kültürü ve ahlak bilgisi” başlığını taşıyan bir dersle bağdaşmayan sorular olduğunu gösteriyor. Öte yandan da, bu dersin başlığıyla ilgisi olmayan bir içerikte okullarda işlendiğini ve ilgili Anayasa maddesinin ihlal edildiğini kanıtlıyor.

Bu sınavda, gerçekler yanında eğitim anlayışı ve ölçme tekniği ile bağdaşmayan öğeler bulunuyor. Örneğin bir soruda, “Depremzedelerin yaraları hala sarılamadı. Evsiz insanların sayısı her geçen gün artıyor. İhtiyaç sahibi kimseler yeterince gözetilmiyor. Bu ve benzeri haberlerin arttığı bir toplumda aşağıdakilerden hangisinin yetersizliğinden söz edilebilir?” sorusu soruluyor. Seçenekler içinde “devlet kurumlarının” gibi bir seçeneğe yer verilmeyip doğru seçenek, “yardımlaşma kurumlarının” olarak veriliyor. Bir başka soruda, soruya temel olacak şu bilgi veriliyor: “Eskiden beri Müslüman toplumlar huzur ve güven içinde yaşamışlardır. Fakirler ve düşkünler gözetilmiş, yolda kalanlara ve yetimlere sahip çıkılmıştır.” Oysa bu bilgi, tarihsel ve günümüz geçekleriyle bağdaşmıyor. Günümüzde laikliği benimsemiş Müslüman ülkeler dışında huzur içinde olan bir Müslüman toplum var mı? Huzursuzluk daha dört halife devrinde başlamadı mı? Dört halifeden üçünün öldürülmesi toplumsal huzuru mu gösteriyor? Tarihsel süreçte birbirini yok eden Müslüman toplumların varlığı ile günümüzde birbirini yok etmeye çalışan Müslüman grupların varlığı, onların huzur içinde olduğunu mu gösteriyor? Üstelik laikliği benimsememiş hangi Müslüman toplumunda, kadının adı var? Kadına yaşam hakkı verilmeyen ülkelerde, huzurdan söz edilebilir mi? Doğru olmayan böylesine bir bilginin üzerinden soru sorulması, ölçme tekniği olarak yanlış olduğu gibi, eğitsel olarak da yanlıştır “din kültürü ve ahlak” açısından da. Sınavda böylesine gerçekle bağdaşmayan bilgi kullanılması, ilgili ders işlenirken de, gerçek dışı bilgilerin verilmiş olabileceği kuşkusunu yaratıyor.

Bilindiği gibi bu sınav Anadolu liselerine girecekler için yapılıyor. Bu dini soruların sayısı ve içeriği, AKP’nin/MEB’in Anadolu lisesine gidecek çocukların öncelikle molla olmasını istediğini açıkça gösteriyor. Bu sınav, daha çok imam hatiplinin Anadolu lisesine geçmesini sağlamaya yönelik bir sınav olarak ortaya çıkıyor. Bu sınav, imam hatip ortaokuluna gitmemiş çocukların Anadolu liselerine geçmek istediklerinde en az imam hatipliler kadar din bilgisi edinmeye zorlayan bir sınav olarak belirginleşiyor.

Bu sınav, önceden sözgelimi üç birim düzeyinde olan dershaneye gitme isteğini, yalnız din bilgisi üzerinden 8-10 birime yükseltecek bir sınav oluyor. Bu sınav, AKP iktidarda kaldığı sürece, eğitim sistemimizin molla yetiştirmeyi giderek pekiştireceğini gösteriyor.

Bu tür sorular ve AKP’nin/MEB’in gidişatı, çocuklarını ve/ya da ülkesini sevenlerin, çocuklarının/toplumun mollalaşmasını isteyip istemediklerine ivedilikle karar vermelerini gerektiriyor.