Türkiye’nin ilerici birikimi

21/10/2014 Salı
Türkiye’nin ilerici birikimi

Hep Türkiye’nin ilerici ve aydınlık birikiminden söz ediyoruz, bu birikimin yalnızca ülkemiz için değil, bölgemiz için de değerinden bahsediyoruz.

Yanılmıyoruz, hayal de görmüyoruz. Böyle bir birikim var ve bu birikim Türkiye’de sosyalizme giden yoldaki büyük atılım için kritik öneme sahip.
Birikim elbette öncelikle düşünsel bir miras demektir, ama birikim, bu mirası yaşatan ve taşıyan insanların toplamıdır aynı zamanda.

Peki bu birikimin kaynağı ne?

İki ana kaynaktan söz edebiliriz. Bu iki ana kaynağın dışında ama Türkiye ilericiliği açısından önemli bir dinamik olarak tartışılmayı hak eden Kürt ulusal hareketi ise konunun karmaşıklığı nedeniyle ayrı bir yazının konusu olabilir.

Birinci kaynak hiç şüphesiz, artık tarihe karışmış olsa da, 1923 Cumhuriyeti’dir. Türkiye burjuva devrim sürecinin en cesur atılımı tarihsel tüm sorun ve arızalarına rağmen geriye büyük bir miras bıraktı. Yanlış olan, bu mirası, 1923 ruhuyla tekrar canlandırmaya çalışmaktır.

Oysa, tarihte ileriye doğru atılan her adımda olduğu gibi, bu miras daha ileriye taşındığında bir anlam kazanırken, muhafaza etmeye veya geriye çekmeye uğraştığınızda çürüyor.

1923 Cumhuriyeti geriye ciddi bir düşünsel birikim, ama daha önemlisi bu birikimle ilişkili, bu düşüncelerle yetiştirilmiş kuşaklar bıraktı. Cumhuriyetin mirası o insanlar olmaksızın anlaşılamaz. Ama aynı insanların kemalist bir karikatüre hapsedilmesine de izin verilemez. Cumhuriyetin insanlarını Türkiye'de aslında çok az yerde rastlanan orta yaşta veya orta yaşı geçkin insanların sosyetik “Atatürkçü”lüğünden ibaret görmek, 1923’ün mirasının ileriye taşınamayacağını kabul etmek anlamına gelir. Oysa, bahsedilen karikatür tam da kemalist muhafazakarlığın çürümesini anlatır, daha fazlasını değil…

Haziran Direnişi, aynı mirasın, Türkiye’nin gençlerinde de bir karşılığı olduğunu bizlere gösterdi. Haziran, ne 1923 olmaksızın anlaşılabilir, ne de 1923’ün düşünce kalıplarını kırmadan… Haziran 1923’ü aşan bir deneyimdir ama Türkiye'de Haziran'ın aştığı bir 1923 gerçeği vardır.

Aşmak denildiğinde, ilerici birikimin ikinci ana kaynağı devreye girer. Bu damar adlı adınca solun kendisidir. Öncesi olsa da, esas olarak 1960’larda Türkiye siyasetine ağırlığını koymayı başaran sol, o günlerden bu yana Türkiye’de ilerici bir birikim yarattı.

Bu iki kaynak veya damarın ilişkisi, basit bir kemalizm-sol tartışmasına kurban edilemez, böyle de çözümlenemez.

Türkiye’nin ilerici birikimine bütünsel olarak bakıldığında, cumhuriyetin mirasının ilerici bir şekilde bugüne taşınabilmesinin sol olmaksızın mümkün olmadığı görülür. Ancak, sol da, cumhuriyetin mirasının yarattığı bir atmosferde soluk alıp vermiştir. Solun insan kaynağında cumhuriyetçi kuşaklar ve aileler önemli bir yer tutmuştur.

Türkiye’de sola karşı yürütülen büyük operasyonun, cumhuriyetin iflasıyla sonuçlanması bir raslantı değildir. Laik, kamucu, yurtsever… Cumhuriyetin insan mirasında bu üç özelliği de nüve halinde görebilirsiniz. Hiçbirinin olgunluğundan, tamam olmasından söz edilemez. Ama bu nüvelerin olduğu bir ortam solun yaşam alanıdır. Sol, Türkiye’de bu alanlardan faydalandığı ölçüde büyümeyi başarabilmiştir.

Bugün denklem artık daha da sadeleşmiştir. Türkiye ilerici birikiminin cumhuriyetle doğrudan ilişkili kesimi sahipsiz ve yalnızdır. Üstelik, bu kaynak zaman geçtikçe 1923 referansının anlam yitirmesiyle daha fazla aşınacak ve doğal olarak daralacaktır. 1923’ün Türkiye ilerici birikimine enerji aktarması, bu birikimi kendisinden sonra gelen kuşaklara genişleterek aktarması artık mümkün değildir. Birikimin taşıyıcısı bugün tek başına soldur.

Türkiye ilericiliği kısa vadede olmasa bile bir süre sonra solda sadeleşecektir.

Solda sadeleşmenin toplumsal bir daralma olarak yaşanmaması için tek yol, cumhuriyet kuşakları ile solun, ilerici birikimin bu iki ana damarı arasında sarsılmaz bir ideolojik ve siyasi bağ kurmaktır. Örneğin, laiklik Türkiye’de tamamen sola kalacaksa, bunun bir daralma değil sadeleşme şeklinde gerçekleşmesi, laiklik ile ilgili hassasiyetleri olan, kendisini laik diye tanımlayan cumhuriyet kuşaklarının bu işin solun işi olduğuna inanmasıyla mümkündür.

Birikimin taşıyıcısı bugün sol ise, bu bağın kurulması görevi de sola düşer. Genciyle yaşlısıyla cumhuriyetin mirası insanlar tamamen ortadan kaybolmadan, solun bu insanlarla bağlarını güçlendirmesi, solun toplumsallaşması için bir zorunluluktur.