AKP'nin Siyasi Ortalaması ÖZGÜR ŞEN

06/11/2008 Perşembe
AKP'nin Siyasi Ortalaması ÖZGÜR ŞEN

AKP'nin duruma göre, gerektiğinde herkesten daha milliyetçi, herkesten daha piyasacı ve liberal, herkesten daha gerici olabileceği bir kez daha görüldü.

Burjuva siyaseti içinde AKP'yi yıpratmanın veya geriletmenin yolunun bu konulardan herhangi birinde AKP ile yarışmak veya iddialaşmak olmadığının hâlâ anlaşılamamış olması ilginç. Erdoğan'ın Kürt sorunu hakkındaki son çıkışına MHP'lilerin kızmasının aslında hiçbir anlamı yok. Bu konuda AKP ile yarışamayacak olmalarını çoktan anlamaları gerekirdi.

Ancak AKP'yi teorik bir ilgi nesnesi olarak çekici kılan ve daha önemlisi siyasi olarak güçlü yapan partinin tüm bunları yaparken büyük çoğunluğu tatmin edebiliyor oluşu. AKP milliyetçilik yaparken, liberalleri ürkütmemeyi, liberallikte sınır tanımazken milliyetçileri rahatsız etmemeyi başarıyor. AKP'nin her dalda oynuyor oluşu partinin kemik tabanı diyebileceğimiz gericilere neler oluyor diye sordurtmuyor.

Peki, bu başarının sebebi AKP kadrolarının siyasi maharetleri mi yalnızca? Değil elbette. AKP'nin başarısında AKP kadrolarının mahirliklerini öne çıkartan yaklaşımlar, Türkiye halkının bir bölümünün siyasi ortalamasının ne olduğunu gözden kaçırıyorlar.

Çünkü AKP'nin milliyetçiliği, liberalliği ve gericiliği tam da Türkiye'nin bir kesiminin hem de oldukça geniş bir kesiminin siyasi vasatını temsil ediyor. Bu akımlardan herhangi birisinin tek başına o geniş kitleyi anlatması imkansız. Aynı şekilde, o kitlenin tek başına milliyetçilik veya liberallik ya da gericilik tarafından temsil edilmesi de... O toplam tek başına bunlardan hiçbiri değil, ama bunların hepsi.

Basit anlamda bir koalisyondan söz etmiyoruz. Basit bir koalisyon formülü, tek başına milliyetçi veya liberal ya da gerici denebilecek kesimlerin bir araya gelmesinden ibarettir. Oysa, bu toplamı anlatan formül bu değildir. Örneğin, bu toplamı oluşturanlardan kendisine milliyetçi veya liberal diyenlerin hepsi değişken şiddetlerde de olsa aynı zamanda gericidir.

Yine bu nedenle AKP'yi yalnızca milliyetçi veya liberal ya da gerici gözlüklerden anlamak mümkün değil. Tıpkı AKP tehlikesini bunlardan herhangi birisine bağlayarak çözümlemenin mümkün olmaması gibi...

AKP'nin zaman zaman öne çıkan özellikleri kadar geride kalan yanları da aldatıcı olabiliyor. Bir süredir uykuda kalan milliyetçilikte böyle olmadı mı örneğin? AKP aslında hep milliyetçi bir partiydi. Ancak bu özelliğiyle öne çıkan bir siyasi parti profili çizmiyordu. Gericilik ve piyasacılık söz konusu olduğunda da benzer örnekler yaşandı. AKP'nin toplam siyasi söyleminde bunların hepsi zamana göre farklı ağırlıklara sahip oldular. Ama söylemin ortalaması, AKP'nin geniş kitlesini tatmin etmeyi başardı. Bu sayede AKP zor dönemleri fazla zayıflamadan atlatmayı başardı.

Ancak bu yaklaşım, doğal olarak, AKP'nin destek aldığı kesimlerin bir kısmıyla da oldukça gevşek bağlar kurmasına yol açtı. Hatta, AKP'nin geleneksel olarak tabanı diyebileceğimiz toplam da bu ortalamacı söylem nedeniyle ideolojik olarak AKP'nin etrafında örgütlü bir bütün oluşturmadı. Bunun istisnası ise AKP'nin bir burjuva partisinden beklenmeyecek güçteki örgütüydü. Örgüt, her dönem, AKP'nin değişmez sağlam dayanağı oldu.

Gelecek dönemde de AKP'nin başarısı veya başarısızlığında AKP'nin bu vasatı tatmin edip edememesi etkili olacak.

AKP, bu vasatın dengelerinde bir oynamayı göze alabilir veya aynen devam edebilir. Dengelerde oynamayı göze almak demek, bu ortalamayı bir yere doğru kaydırmak, liberal, milliyetçi veya gerici ağırlıklarda oynamak demektir. Bunun somut karşılığı AKP'nin hitap kitlesinde, ağırlığın oynandığı tarafa doğru bir konsolidasyon, karşıt tarafta ise gevşeme ve çözülmedir.

AKP, örneğin milliyetçilik ve gericiliği şu ana kadar tutturduğu ortalamanın dengelerini bozacak şekilde yükseltmeyi sürdürürse, o ortalama sayesinde etrafında tutmayı başardığı, aynı zamanda gerici ve milliyetçi olan ama bu denli gerici ve milliyetçi olmayan liberalliği ağır basan bir kesimi kaybedecektir. Bu kayış, geri kalanlarda bir konsolidasyona denk düşer.

Erdoğan'ın partisi Türkiye için uzun sayılabilecek bir iktidar süresinden sonra aslında böyle bir yol ayrımına geldi.

Görünen o ki, Erdoğan ve ekibi de bu ayrımın farkında. Şiddetlenen ekonomik kriz ve ülkenin içinde bulunduğu bölgenin biriken dinamikleri de karar sürecini hızlandırıyor. Son zamanlardaki işaretler AKP'nin bu kadar geniş bir kesimle ve bu kesime hitap eden siyasi bir söylemle devam etmeyeceğini gösteriyor. AKP, kendi vasatının dengelerini değiştirmeye hazırlanıyor.

Siyasetin şiddetinin her zeminde artacağı bir dönem bizi bekliyor. Bu siyasi şiddete eşlik edecek gerici ve milliyetçi yükselişin solun siyaset kanallarını kapatacağını düşünmeyelim. Ancak, böyle devirlerde yapılacak hataların, solun kendi siyaset kanallarını bizzat kendisinin kapatmasını neden olabileceğini de asla unutmayalım. Daha atak ama aynı zamanda daha dikkatli olmanın vaktidir.