'Tuhafazakar süslümanlığın' ekonomi politiği

21/05/2016 Cumartesi
'Tuhafazakar süslümanlığın' ekonomi politiği

İmam Hatiplerle Ensar Vakfı bir kampanya yürütüyor. Mottosu şu: Tesettür tarz değil farzdır! Demek ki İslamcılarımız tesettürün farzdan tarza dönüşmesinden endişeli.

Nasıl olmasınlar? Siyasal İslamcı hareketimizin tek sembolü, tek yakınma gerekçesi, tek mağduriyetleri olan tesettür, dar blucin ve şeffaf bluz üzeri takılan bir aksesuara dönüştü. Tesettürlü hanımların çoğu için saçların görünmemesi önemli, geri kalan ne varsa açıkta bırakmakta bir beis yok.

Bu tesettür denilen siyasal icadın içinin boşalmasının işareti. İçi boşaldı çünkü siyasal İslamcı hareketin içi boşaldı. Bir cahil ve zalim diktatörün kişisel hırslarına alet oldu siyasal İslamcılık. Artık hırsızlık, katliam, yalan ve vefasızlıkla birlikte anılıyor adları.

Dolayısıyla “farz”ın da bir anlamı kalmadı. Bu terim kitapta eylemin yapılmasının açık bir şekilde emredildiği hallere işaret ediyor. Ama emir bir yana, tesettüre uyuyor gibi görünenler de onu bir giyim tarzı haline dönüştürüyor. Sokağın kuralı bir kez daha kitabın emrine galebe çalıyor.

***

Böyle olduğu için İran İslam Devrimi’nden sonra kadınların tesettüre uyup uymadığını kontrol etsin diye ahlak polisi kuruldu. Çok geniş yetkileri vardı ahlak polisinin. Giyim-kuşamları ve davranışları İslam’a aykırı bulunanları uyarıyor, bazılarına bunu tekrarlamayacağına dair kâğıt imzalatılıyordu. Para cezasına çarptırılma ya da gözaltına alınıp mahkemeye sevk edilme de az rastlanır durumlar değildi.

İranlılar buna karşı çok yaratıcı önlemler geliştirdi. Bir grup yazılımcının icadı, rejimin kurallarına aykırı giyinen gençleri ahlak polislerine karşı uyaran cep telefonu uygulaması bunlardan biri. Uygulamanın adı “Gerşad”… Büyük ihtimal “irşad”ın etrafından dolanmak anlamına geliyor bu ad. Şöyle işliyor: Kullanıcılar, ahlak polisini gördükleri yeri bildiriyor. Yeterli sayıda kullanıcı bu veriyi doğrularsa, cep telefonu haritasında bu noktada uyarı işareti çıkıyor.

Direniş o kadar belirgin ki internet İranlı kadınların tesettürü aşağılayan paylaşımları ile dolu. Tesettür, İranlı kadınlar için gerici molla rejiminin bir dayatmasından ibaret. Geçtiğimiz hafta saçlarını kazıtıp kanserle savaşan çocuklar için satan bir kadının başı açık fotoğrafı paylaşım rekorları kırdı örneğin. Fotoğrafın altında şu mesaj vardı: “Saçlarımı kanserden acı çeken ve kanserle savaşan melek çocuklar için sattım. Sokağa çıktığımda kendime; ‘Saç yok. Ahlak polisi yok. Artık saçlarım için beni uyaracak ve tutuklayacak hiç bir neden yok’ dedim…”

Mollalara atılmış en şık gol işte bu. Öyle ya saç yoksa kadına “saçını ört” demenin ne anlamı var? Yani o meşhur dini kuralları gerçekte bir kıl-tüy sorunundan ibaret.

***

Bizde (Beşiktaş’ta vapurdan inen kısa kollu giyinen kadınlardan rahatsız olanlara benzer birkaç tip dışında) henüz bir ahlak polisi yok çok şükür. O yüzden bir kısım kadınlar tesettüre gönüllü olarak giriyor, türbanı gönüllü olarak takıyor. Ama bu bile örtünün “piçleştirilmesine” engel olamıyor.

Kim ne derse desin tesettür artık farz değil sadece bir tarz. Haliyle tesettüre uygun giyinmesi kadını diğerlerinden ne daha ahlaklı yaptı ne de daha dindar. Yobazın öfkeden kudurtan da işte bu acıtıcı gerçeğin farkına varmış olmaları.

Kanlı Pazar kahramanı Mehmet Şevki Eygi duruma şöyle tepki gösteriyordu geçtiğimiz hafta: “O kadınlara soruyorum: Fahişe olmadığınız halde niçin fahişe kıyafeti giyiyorsunuz? Yine soruyorum: Fahişe olmadığınız halde niçin fahişeler gibi davranıyorsunuz?” Okuyanlar Eygi’nin bunu tesettüre uygun giyinmeyen kadınlar için yazdığını sandı ama takip eden cümle “fahişe gibi giyinmekle suçlananların” “Müslüman kadınlar” olduğunu ele veriyordu.  Şöyle diyordu Eygi: “Süslüman kadın herkesin içinde deliler gibi çıngıraklı kahkahalar attı, civardaki herkes başını çevirip ona baktı. O utanmadı, bendeniz onun namına utandım, yerin dibine geçtim.” “Süslüman” dediği, tesettüre uyuyormuş gibi yapıp onu kendi tarzına dönüştüren kadınlar…

5-6 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesini caiz bulan Pedofil Nureddin Yıldız da şöyle yakınıyordu: "Önce tesettür mücadelesi yapıldı. Sonra o mücadele başörtü olarak küçüldü. O küçülme daha sonra türban adını aldı. Şimdi ise modası konuşuluyor."

***

İyi de “siyasal İslamcılık” da bir moda değil miydi zaten?

Daha dindar ve daha ahlaklı olma iddiasıyla geldiler. Ekonomik ve siyasi krizler içinde acı çeken kitlelere “Huzur İslam’da” diye umut verdiler. Sözlerine bakılırsa kibirli yönetici elite karşı onlar alçak gönüllü ve “milletin adamları”ydı onlar.

Toplum İslamcılık gömleğini giyince bunun aslında bir deli gömleği olduğunu anladı. Daha dindardı toplum görünüşe göre ama ahlaksızlıktan boğuluyor. Ekonomik kriz olduğu yerde duruyordu. Ülke bir iç savaşın eşiğinde, Güneydoğusu fiili savaş bölgesi. Üstelik Cumhuriyet tarihinde görülmemiş ölçüde kibirli adamlar dolaşıyor iktidar çevrelerinde. Geçtiğimiz hafta muktedirin düğününde yoksullar görünmesin diye gecekondular ile düğün mekânı arasına örülen duvarı hatırlayın. İslam geldi evet, ama sadece ülkeyi değil bütün Ortadoğu’yu paramparça etmek üzere. Evet, islam da artık bu farz değil, çalmak ve zenginleşmek için geçerli bir tarz.

***

Eski Ahit’teki altın buzağı hikâyesidir bu; Tanrının emrini getirmeye gidersin, döndüğünde görürsün ki kalabalıklar seni beklememiş. Takılarını eritip bir altın buzağı yapmış, önünde secde etmekte.

Hapi veya Apis öküzüdür büyük ihtimal. O öküz, Musa’nın tuhaf idealist algısına karşı halkın kendiliğinden materyalizminin nüksetmesidir. Ve dinler tarihinin söylediği o materyalizmin bütün idealist tasavvurları eninde sonunda dize getirdiğidir.

***

Muhafazakâr tuhafazakara, müslüman süslümana dönüşüyor büyük bir hızla. Hayat yeniyor gericinin toplum tasavvurunu; tesettürünü, türbanını, terliğini piyasanın sihirli elleriyle eğip büküyor. Elde kalan cahil bir diktatör ile onun sisteme yaydığı karanlıktan ibaret.

Aydınlığı çoğalttığımızda o karanlık da dağılmaya mahkûmdur!

ÖNCEKİ YAZILARI

Gölgesiz kitapların izinde 20/07/2019 Cumartesi
Tatsızlık çıkarma kulübü 13/07/2019 Cumartesi
Bizim sevgili hastalığımız 06/07/2019 Cumartesi
İktidar fısıltısı 29/06/2019 Cumartesi
Hamidiye 22/06/2019 Cumartesi
Gericinin havuz problemi 18/06/2019 Salı
Şeker fetvalar! 08/06/2019 Cumartesi
Kirli gerçeklik… 01/06/2019 Cumartesi