Gericinin havuz problemi

18/06/2019 Salı
Gericinin havuz problemi

CHP'nin İBB adayı Ekrem İmamoğlu pazar akşamı AKP'nin adayı Binali Yıldırım’la birlikte katıldığı ortak canlı yayında açıklayınca öğrendik; yönettiği belediyenin sosyal tesislerinde alkol servisi yokmuş. Konuyla ilgili dedikodulara değinerek, "Ben 9 tane sosyal tesis açtım Beylikdüzü’nde. Birinde alkol var mı allah aşkına" dedi. İnanıyoruz, tesislerinde alkol yoktur.

Sonra, belediyenin yüzme havuzlarında kadın ve erkeklerin aynı saatlerde yüzmesinin gündeme geldiğini belirterek, “Neymiş efendim kadını erkeği aynı yerde havuza (giriyor)…Yahu kardeşim ben 2 tane havuz açtım. Saatleri ayrı günleri ayrı” dedi. İnanıyoruz, havuzları haremlik-selamlıktır.

Programı yöneten İsmail Küçükkaya’nın “Bu alkol meselesine… Hiç efendim. Çok geride kalmış” diyerek araya girmesi bile durduramadı beyefendiyi. Dedikodular bitsin istiyordu. Belediye tesislerinde içki içmek, kadınlı erkekli havuza girmek imkânsız olmuştur. Dedikodusu bile CHP adayını ürkütmektedir.  

Alkol yok. Kadınlı erkekli aynı havuza girmeyeceğiz. Peki ne yapacağız? İmamoğlu bizi Binali Yıldırım’dan kurtarsın diye oy vereceğiz. Diyelim ki İmamoğlu’na vermedik ve Binali Yıldırım kazandı. Ne yapacak? Alkolsüz tesis, haremlik selamlık havuz. Çok çok pembe otobüs koyar üzerine. Havuza ayrı girmişsin, otobüse mi ayrı binmeyeceksin? 

Bunları sindirdikten sonra kadınların sokağa çarşafsız çıkmasının yasaklanmasını da sindirirsiniz, ne sakıncası olacak? Sizi kurtarsın diye oy verdiğiniz adayınız kazandığında namaz kılmayanın suyunu keser, camiye gitmeyenin çöpünü sokağında bırakır. Maksat gericiye şirinlik olsun. Sınır aşmışsınız bir kere, duramazsınız….

***

“Tıpış tıpış”a alışık sol-laik seçmene bakılacak olursa İmamoğlu taktik gereği yapıyormuş bunları. Taktik gereği yaptıklarını hatırlatayım. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde Mustafa Kemal için okuttuğu mevlitlerle gündeme gelmişti misal. Dediğine göre bu eylemini partililer eleştirdi ama genel başkanı izin verdi. O gün bugündür bunu yapıyor. “Ne istiyorsam yapabildim CHP’de” diye özetliyor durumu. Genel başkanı sağ olsun!

“Ne istiyorsam” çuvalında Cumhuriyet düşmanı şeriatçı Akit gazetesinin Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya için taziye, Suriye’deki cihatçı çetelerle yakın ilişkisi bilinen İHH’nin organizasyonlarına destek var. Türkeş'i, Demirel'i, Erbakan'ı, hatta Muhsin Yazıcıoğlu’nu anıyor. Türbe türbe dolaşıyor, Eyüp Sultan'da mevlit okuyor, herkesi namaza çağırıyor. Taktik mi? Belki. Öyle bile olsa gerici bir taktik bu. 

Olağan bu da. Sağdan geliyor, sağdan yürüyor. Bunun mevzumuz açısından önemi şu: Türkiye’de sağın alamet-i farikası laik cumhuriyete ve komünizme düşmanlığıdır. Laik cumhuriyeti komünistlik sayarlar, ki artık gerçekten de komünistliktir! 

Ne yapacağız? İçki içmeyeceğiz, Müslüman görüneceğiz, havuzlara ayrı ayrı gireceğiz. Haşema, burkini şartı olacak mı? Oraya gelmedik daha, kısmet olursa bir dahaki seçime. Bıraktık yerine imardan sorumlu danışmanını falan oturtmasını, İmamoğlu dedikleri bir tuhaf ademdir. Hep gerici taktiği uygulaması, taktik icabı bile ilerici olamamasındadır. Fıtratı budur…

***

Çok mu önemli ne yapıp ettiği? Değil tabii ki. Ama mazbatasını elinden aldıklarında sessizce kabullendiler. İki saat sonra da “her şey güzel olacak”a bağladılar işi. E belki her şeyin güzel olması için belediye tesisinde içki yudumlayıp, havuzunda eş dost yüzmek gerekiyordur. Olmaz mı? Olmaz. Niye? Çünkü gericilik galebe çaldı. 

Ekremeddin İmamoğlu ne, Ekmeleddin İhsanoğlu’na bile oy verdiler Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak için. Âdem o kadar sağcıydı ki adayı olduğu CHP’nin milletvekilliği teklifini kabul etmedi, koşup MHP’den aday oldu. Bildiğiniz dincidir.

Nedir mesele? İçen içer, içmeyen içmez. “İçmiyorum öyleyse başkası da içmesin” demek gericiliktir. Havuza hiç gelmiyorum. Karısıyla, kocasıyla, sevgilisiyle, kızıyla, oğluyla havuza girmeyi sorgulamak, yasaklamak kimin haddine?

Bu, gericiliğin havuz problemidir, çözemedin mi kendini karanlığın ortasında bulursun. Şeriat, gücünü ne olduğunu bilmeden destek veren kalabalıklardan alır çünkü. İran’a bakın, o kalabalıklar 40 yıldır içine düştükleri deli gömleğinden kurtulmak için debelenip duruyor. Liberaller, solcular, ılımlılar, az dindarlar da kalabalıklara uyup destek verdiler karanlığa ve molla rejiminin önünü hep birlikte açtılar. Sonuç ortada. Ne havuz var girilecek ne alkol var içilecek. 

İslamo-faşizmin karanlığına böyle böyle sürükleniyor ülke.

Yani alkol de ortak havuz da küçümsenecek şeyler değildir. Taviz vermeyeceksiniz hiçbirinden. Bunları sindirebiliyorsanız kadınların sokağa çarşafsız çıkmasının yasaklanmasını da sindirirsiniz, ne sakıncası olacak? Bir de bakmışsınız sizi kurtarsın diye oy verdiğiniz adayınız kazandığında namaz kılmayanın suyunu kesmiş, camiye gitmeyenin çöpünü sokağında bırakmış. Maksat gericiye şirinlik olsun. Sınır aşmışsınız bir kere, duramazsınız. Şeriat polisine gider iş...

***

AKP gerici, tamam. Kurtulmak için ne yapacağız? İmamoğlu’na oy. Ama işte görünüyor, o da gerici.

Bunu söyleyince diyor ki “tıpış tıpış”çı, “siyasetin zorunluluğundan olsa gerek? Onlara da hitap etmeye çalışıyor. Yoksa alalım savaş aletlerimizi bir tarafın tamamı yok olana kadar savaşalım.”

Diyor ki diğer “tıpış tıpış”çı, “Belki takıyye vardır, üzmeyin kendinizi.”

Diyor ki feminist “tıpış tıpış”çı, “Havuzların haremlik selamlık olmasını en azından oturduğum ilçe açısından olumlu buluyorum. Adamı gözle yerler. Belediye tesislerinin tümünde değilse de bazı tesislerinde alkolün olmasını isterim.”

Gericiye hitap etmek, yalan söylemek-takıyye-, gerici yobaz erkeğin şerrinden saklanmak için haremlik selamlığa razı olmak normalleşti artık. Gericiye taktik yapa yapa gericiye dönüşme hali bu. Çürümüşlüğün yan etkisidir, her türlü gericiliği sindirebilen mideler geliştirir!

Aydınlığa çıkmak için ise ilkeleriniz, aşılmaz kırmızı çizgileriniz olmalı. Bakmayın bunları küçümseyen taktikçilere, Ekremeddin’le, Ekmeleddin’le bir yere varamazsınız. 

Pragmatizm emperyalizmin felsefesidir. Değerlerine sahip çıkmalı, ilkeli olmalı, imkansızı istemeli ve cüretkâr olmalısınız öyleyse. Ve asıl önemlisi sermaye fraksiyonları arasındaki kavgada figüran olmamalısınız. 

Bu da ilericiliğin havuz problemidir…

Diyor ki “tıpış tıpış”çı, “Belki takıyye vardır, üzmeyin kendinizi.”

Üzmüyoruz, hayır. “Gericilik yapsın, yalana yatsın, gitsin iki gericiden daha oy alsın. Biz alet olmayacağız” diyoruz.

ÖNCEKİ YAZILARI

Şule’nin örtüsü 31/08/2019 Cumartesi
Baytar Mektebi’nin sırrı 24/08/2019 Cumartesi
Yeğenler için torpilli yazı 03/08/2019 Cumartesi
Hoparlör Ali’nin kutsal aleti 27/07/2019 Cumartesi
Gölgesiz kitapların izinde 20/07/2019 Cumartesi
Tatsızlık çıkarma kulübü 13/07/2019 Cumartesi
Bizim sevgili hastalığımız 06/07/2019 Cumartesi