Cumhuriyet için

12/09/2016 Pazartesi
Cumhuriyet için

Zaman Gazetesi yazarı Lale Kemal içeriden Tayyip Erdoğan’a mektup yazdı… Şöyle dedi:

‘’Sayın Cumhurbaşkanım; Darbelere her zaman karşı çıktığımın gerçeği binlerce yazı ve çeşitli düşünce kuruluşlarına yazdığım raporlar ile gerek Türk gerekse dünya kamuoyunun malumudur. Nitekim AK Parti’nin ilk iktidar döneminde başlattığı askerî vesayettin sonlandırılması ve demokrasinin geliştirilmesi çabasına destek verdim.

15 Temmuz alçak ve kanlı darbe girişimi sonrası yazdığım yazılarla bu kalkışmayı lanetledim. FETÖ/PDY’nin bu darbeyi gerçekleştirdiğine dair kanıtlar da ortaya çıkmış bulunuyor. (Babam CHP eski parlamenteri ve iki kez darbe mağdurudur.) 15 Temmuz darbe girişimi sonrası AK Parti iktidarının TSK’yı sivil demokrasi denetimine tabi kılma politikası da benim demokratikleşme öngörülerimin ne kadar isabetli olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Nihai durumda ben zindanda fikirlerim dışarıda uygulanıyor.

Zat-ı âlinizin haklı ve haksızı ayırt edeceğine yürekten inanıyorum. Takdir sizindir.’’

12 Eylül günlerinden aşina olduğumuz tipik bir itirafçı dilekçesi bu. Daha dün gazetesinde yazarlık yaptığı ortaçağ kaçkını gizli örgütü lanetliyor ve muktedire yaltaklanıyor ama cumhuriyet düşmanlığından hiç vazgeçmiyor. “Fikrim iktidarda” dediği, cumhuriyetin beline her gün daha kuvvetli vurulan kazma. Tanıdık bir “kariyer” hikâyesi var Lale Kemal’in. Cumhuriyet’ten Taraf’a terfi etti. Orada para kalmayınca Zaman’a geçti. Kendisine sorarsanız darbelerle mücadele şampiyonu. Ama şimdi darbeci zannıyla içeride.

xxx

Birkaç gün önce Lale Hanımın bir önceki gazetesi Taraf’ın yönetmeni Ahmet Altan da biraderi ile birlikte gözaltına alındı. Hayır tabii, gerekçe cumhuriyeti ve laik düzeni yıkmak değil. Savcının iddiasına göre Fettuhi’nin bir kanalında Nazlı Ilıcak’ın (o da darbe karşıtıydı ama darbeden tutuklu) programına katılmışlar ve darbe çağrışımı yapan “subliminal mesajlar” vermişlerdi. Gülmeyin, yargımızı da subliminal bir mesajdan ibaret artık. Hem içeri tıkılıp unutulmaya terk edilen darbe savar bavulcu gazeteci Mehmet Baransu vakasından daha komik veya trajik bir iddia değil bu. Biraderlerin oluşumunda büyük katkıları ve emeği olan bu sistem artık tıkır tıkır çalışıyor.

Arkalarından konuşmak gibi olmasın, iki kardeş de AKP ve Cemaate sınırsız destek verdiler. Sebebini de “askeri vesayeti bitirmek”, “darbelerin olmayacağı demokratik bir ülke” yaratmak olarak açıkladılar. Böyle böyle ülkeyi darmadağın ettiler. Arkalarından ağlayanları saydım, toplam üç kişi. Hasan Cemal, Murat Belge ve Orhan Pamuk. Ufuk Uras bile ağzını açmadı, düşünün! Özetle, darbeyi önlemek iddiasıyla geldiler, darbeden içerideler.

Onların da “kariyer” hikâyelerini özetleyelim. Mehmet Altan Cumhuriyet gazetesi kökenli. Oradan akademisyenliğe geçti. Akademisyen kimliğiyle yaptığı tek şey gazetecilik. Bu kadar zaman kaybına ne gerek olduğunu sanırım kendisi de bilmiyor.

Tuhaf ama Ahmet Altan’ın geçmişinde Cumhuriyet yok. Taraf gazetesinin yöneticisi nam saldı. Bir ara Cumhuriyet’te yazacağı dedikoduları çıktı gerçi ama bir iki yazıdan ibaret kaldı. Bundan doğan eksiği arkadaşa verilen “Yunus Nadi Ödülü” kapatıyor zaten. Hrant Dink ödülünü bile bu arkadaşa verdiler, düşünün. Şimdi Hrant Dink’i gazetesini de finanse eden Fettuhi’nin adamlarının öldürdüğü iddia ediliyor. Bavullar dolusu sahte evrakla onlarca insanın hayatını karartan gazetesine de “Özgürlük Ödülü” vermişlerdi. Hayat işte!

xxx

Son günlerin popüler mevzusu FETÖ operasyonları. Saydıklarımız bu kapsamda gözaltına alınan/tutuklanan kişilerin sadece üçü. Bence de ortalıkta tutuklamayı gerektirecek bir hal yok, tutuksuz yargılanmalılar. Ama bu yazısının mevzusu o değil zaten. Bu üç kişinin Cumhuriyet gazetesi ile ilişkisi.

Cumhuriyet düşmanlıkları tescilli bu üç kişi bir şekilde Cumhuriyet gazetesi ile ilişkili. FETÖ ile de ilişkililer mi bilmem. Lale Kemal Zaman gazetesi yazarı, Ahmet Altan cemaatin adı lazım değil gazetelerinde yazdı, TV’lerinde daimi konuk oldu, program yaptı. Ahmet Altan cemaatin finanse ettiği söylenen Taraf gazetesinin 1 numaralısı. Ama bütün bunlar elbette bir örgüt mensubu sayılmaya yeterli değil.

Kaldı ki, Cumhuriyet gazetesinin mevcut yazarlarının bir kısmı bir FETÖ organizasyonu olan Abant Toplantılarının müdavimi. Sonuncu toplantıya katılan, konuşma yapan, boy gösteren bazı isimleri sayayım; Onsuz düğün olmaz Nuray Mert, Aydın Engin, Ahmet İnsel.

Cemaat üyelerinin dışında kim var bu Cumhuriyet yazarlarının yanında Abant’ta? CHP’den İştar Gözaydın, Binnaz Toprak. HDP’den Huda Kaya, İmam Taşçıer, Adem Geveri ve eski bilmem ne Ufuk Uras. DEP Eski Başkanı Yaşar Kaya. Ara sıra Cumhuriyet’te yazar Murat Belge, yancısı Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner. Ortak noktası ne arkadaşların? Cumhuriyet düşmanlığı…

Farkındayım, yazı boyunca bir yönetim biçimi olan cumhuriyetle, gazete olan Cumhuriyet birbirine karışıyor. Doğal da bu karışıklık aslında. Sözünü ettiğimiz gazete Yunus Nadi’nin, İlhan Selçuk’un gazetesi. Hem cumhuriyetçi, hem cumhuriyetle yaşıt bir gazete sözünü ettiğimiz. Daha doğrusu son zamanlara kadar öyleydi. İlhan Selçuk, Altan biraderlerin gazetesinin yol göstermesi ile “Ergenekon” örgütü iddiasıyla gözaltına alındı. Ölüm sebebi de belki o gözaltıydı. Ogün bugündür adını cumhuriyetten alan Cumhuriyet gazetesi cumhuriyet düşmanlarının karargâhı.

Lale Kemal’in, Altan biraderlerin yanına Hasan Cemal’i, Cengiz Çandar’ı, Şahin Alpay’ı, gazetesinde dönen dalaverelerden ve gelip giden bavullardan haberi olmadığını söyleyip sıyrılan Yasemin Çongar’ı koyun ve bakın oluşan resme. Cumhuriyet artık cumhuriyet düşmanıdır.

Kısa Türkiye tarihidir bu. Cumhuriyeti içinden çıkan hainler devirdi. Öldürdüler laik cumhuriyeti. Ölüyü gömmesi için çağırıp imamlara teslim ettiler ülkeyi. Şimdi, Cumhuriyet’teki cumhuriyet düşmanlarının desteğiyle ölüyü gömmeye gelenler ölüye tecavüz edip duruyor.

xxx

Gerici Nuray Mert’in cumhuriyet düşmanlığı yaptığı bir yazısına buna benzer bir yazı yazıp itiraz eden Korkut Boratav Hocaya, Heval Taha kod adlı bir Kürt yazar arkadaş ağır bir eleştiri yöneltti geçtiğimiz günlerde. Heval Taha, Korkut Hocayı Kürt düşmanlığı ve ulusalcılık ile suçluyordu. En komik olan şey ise yazıda Korkut Hocadan “Marksist” (evet yanlışlık yok, tırnak içinde Marksist) diye söz edilmesiydi.

Arkadaş emellerine ulaşırsa Kürt monarşisi mi yoksa Kürt cumhuriyeti mi kuracak bilemediğimizden eleştiriye cevap haddimiz sınırlı. Ama şunu söylüyorsa kesinlikle doğrudur; Korkut Hoca cumhuriyetçidir.

Biz de öyleyiz. Bu bizi ayıracaksa bir an önce ayrılmakta fayda var.

ÖNCEKİ YAZILARI

Yeğenler için torpilli yazı 03/08/2019 Cumartesi
Hoparlör Ali’nin kutsal aleti 27/07/2019 Cumartesi
Gölgesiz kitapların izinde 20/07/2019 Cumartesi
Tatsızlık çıkarma kulübü 13/07/2019 Cumartesi
Bizim sevgili hastalığımız 06/07/2019 Cumartesi
İktidar fısıltısı 29/06/2019 Cumartesi
Hamidiye 22/06/2019 Cumartesi
Gericinin havuz problemi 18/06/2019 Salı