‘Hep kahır, hep kahır bıktım be!'

28/04/2015 Salı
‘Hep kahır, hep kahır bıktım be!'

Bahar başını kaldırır kaldırmaz bir şenlik yeri olurdu Rumeli Hisarı.

Tüm yaz boyu tek boş gecenin olmadığı tarihi yapının içindeki güzelim sahne şarkılara, türkülere, oyunlara, bale ve dans gösterilerine, onlarca orkestraya ev sahipliği yaptı yıllarca.

Erguvanlar ve ada gülleri şenlendiğinde, bir çalgı-çengidir haykırışa geçerdi hayat.

İstanbullu bilir, orada bir sanatsal gösterinin seyircisi olunca; vapur düdüklerine karışan şilep sesleri, balıkçı motorlarının dansları, sevinçli martı çığlıkları, surlardan ağaçlara oradan yanı başınıza zıplayan sincapları, komün hayatı yaşayan kedileri ve başınıza konan serçe kuşları ile gönlünüz aşka doyardı.

Müze bileti ile girilen bin yıllık yaşanmışlığın önce kapısına kilit vurdular, ‘yenileme’ dediler, yıllarca etkinliklere kapalı tuttular, sustuk!

Ne Ertuğrul Günay ne Ömer Çelik adlı zatlardan tek cümle açıklama duymadık.

Sonra, İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi’ne AKP üyelerinin verdiği öneri ile sahnenin orta yerine Mescit yapılacağı ortaya çıktı.

90 yıl önce var olan ama şimdi yerinde tek taş bile kalmayan Mescit!

Kapalı kapılar ardında ne oluyordu bilen yoktu, yine sustuk.

Meğer sahnenin tam orta yerine inşaata başlayalı aylar olmuş!

Projeyi kim çizdi, kim onayladı, bu şirket kimin malıdır, mimarı kimdir, belli değil.

Müze olan bir kültürel varlığın orta yerine yapılan bir ibadet mekânı, ne kadar görevci ve gereklidir o hiç belli değil.

Kim kullanacak burayı, çevresindeki esnaf bilet alıp ibadete mi gidecek, yoksa en yakın yerleşim yeri olan Hisar ve Hisarüstü mahallesi halkı mı?

Hayır, amaç sanat mekânı olarak kullanılan bir kültürel dokuyu daha yok ederek, halkın kolunu-kanadını kırmak.

Yukarıda sorular sordum ama yanıtlarını biliyorum.

İstanbul’un ‘seçilmiş’ kültürel varlıklarının yüreklerine, halkın ortak kullanımına açık olan meydanlarına, parklarına Cami ya da Mescit yapılmasını isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı’dır.

Büyükada İskele Meydanı’na, Karaköy Meydanı’na, Göztepe Parkı’na, Kadıköy İskele Meydanı’na Cami dikmek de bu aklın işidir, Rumeli Hisar’ı içine Mescit yapılması da, Çamlıca Tepesi’nden yükselecek gudubet de.

Susuyoruz!

Cami ve Mescit yapanlara karşı çıkmak ‘tehlikeli’ diye mi?

Geçin bu gericiliğin balonu şehir efsanelerini.

İnsanlığın ortak mirasları kültürel varlıklarımız üç-beş haddini bilmezin ağzından çıkan emirlerle talan ediliyor.

Ozanın ’Bana İstanbul’u anlat nasıldı’ diyerek hasretinden inlediği, üstüne şiirler, şarkılar, romanlar, öyküler yazılan, filmler çekilen kent öldürülüyor.

Surların, antik kentin tüm dokularının, boğazın her iki yakasındaki mimari kalıtların, hanların, kulelerin, sarayların, köşklerin, kasırların, çeşmelerin, yalıların, iskelelerin dili yok nasılsa.

Ne diyeyim yıkayın yüzünüzü bahar güneşinin tazeliğinde, sonra el sürün ağlayan erguvanlara, olmadı bir kucak dolusu ada gülüne sarılıp gülümseyin ve susun.

Bize de bağırmak düşsün.

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI

Çaldılar 14/05/2019 Salı
Tam hukuksuzluk… 07/05/2019 Salı
Yarın 1 Mayıs… 30/04/2019 Salı
Diyarbekir ve… 23/04/2019 Salı
Müsamere… 16/04/2019 Salı
İstanbul… 09/04/2019 Salı
İstemem eksik olsun… 26/03/2019 Salı
Sonun başlangıcı… 19/03/2019 Salı
Provokatörler… 12/03/2019 Salı