Çalım satmak…

18/08/2009 Salı
Çalım satmak…

Ülke çelik tel gibi gergin. Saflar ayrışıyor.

ABD planlarını tek tek uygulamaya koyan AKP kendi bileşenleri ile atakta!

Yandaşlar gemi azıya almış durumdalar.

TV ekranları, gazete sayfaları dinci faşizmin reklam evlerine dönüştürüldü!

Açılımlar açılıp saçıldıkça, ortalık sinsilikten geçilmiyor.

Tüm didişmelere, tehtidlere karşın AKP toplumun genel çoğunluğundan kabul görmüyor.

Daha dün Rize’de yaşananlar ve ondan önceki haftalar içinde Artvin-Şavşat’ta olup bitenler, beylerin canını sıkıyor.

Memleketim Şavşat’ı sel götürüp, Tigrat deresi üstündeki bentlerden yedisi patlayınca canlar yitmiş, bahçeler, evler sulara gömülmüş ve halk, gerçeğin gizlenmesine ortak tepki göstermişti.

“Bu bentler buraya yapılırken de söyledik. Doğanın dengesini bozuyorsunuz. Bunun bize hiçbir yararı yok. Ayrıca mühendislik hatalarıyla dolu bir projedir bu. Kullanılan malzemeler özensiz seçilmiştir. Burada biz yaşıyoruz. Bize sormadan yapılanlar birilerinin cebini doldurmak içindir. Bu sel için, adeta davetiye çıkarılmıştır.” diyen Şavşat Belediye Başkanı Naci Köroğlu’na, kimse kulak vermedi.

Sel sonrası, Şavşat meydanında toplanan halkın sesi kabul görmüştür.

Deniz Feneri aracının, “Biz Şavşat’ta hırsızları ve gericileri istemiyoruz, bu araç ve onunla gelenler burayı hemen terk etsinler” diyerek kovulmasından sonra, AKP Şavşat’tan elini ayağını çekmiştir.
Mağdur olan halka devlet hiçbir katkı sunmamış, halk kendi gerçekliği ile yüz yüze bırakılmıştır.

Şimdi, Şavşatlı kardeşlerim yaralarını kendileri sarma uğraşındalar.

İmece geleneği her zaman olduğu gibi işe yaramaktadır. Yıkılan evler, sular altında kalan bahçeler yeniden düzenleniyor.

“AKP ve onun aklına ihtiyacımız yok, burası Şavşat” diyen kardeşlerimi gösterdikleri direnç ve ortaklaşma çabaları için selamlıyorum.

Şavşat direnişinin, bölge halkını kuşatıp kuşatmayacağını birlikte göreceğiz.

Devletin, Karadeniz halkına ve doğasına en büyük kazığı olan, sahil yolunun halkın başına ne işler açtığını da gözlüyoruz.

Anımsayın.

Yol, daha proje halindeyken ortaya çıkıp “Bu bir katliamdır. Tüm doğal dengeler bozulacak. Dünyanın en önemli sahil şeridi ranta kurban ediliyor” diyen bilim adamlarımız, çevreciler ve bölge halkı nerede ise ‘vatan haini’ ilan edilmişlerdi.

Gerçek orta çıkınca, bu beyler girecek delik arıyorlar!

Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’de dağların doruklarından kopup gelen o coşkun sular, denize kavuşacak yol bulamıyor.

Deniz ile kara şeridi arasında betondan setler oluşturularak yapılan yol, cehennem işkencesine dönüşüyor.

Bilen bilir. Bizde sular engel tanımaz. Çılgın bir delilik içinde akar dereler. Hayat da oradan beslenir. Dizginleyip terbiye etmeye kalkarsanız, başınıza bela alırsınız!

Şimdi bölgede, yeni kurulacak bentler ve barajlar konuşuluyor. Onlarca kez yürütmeyi durma kararı alınmasına karşın, AKP yılmadan, bıkmadan halkın canına ‘su’ tıkmaya çalışıyor.

Akıl alır gibi değil, ‘milli park’ ilan edilen alanlarda bile baraj hayali kuran bir takım aklı evveller, yalan üstüne yalan kurgulayarak yapacakları hırsızlıkların nimetlerini anlatıyorlar!

Halkın tepkisini ise ‘bozgunculuk’ olarak niteleyip gerçeklerin gizlenmesine çabalıyorlar.

Tüm bölge milletvekilleri, bir kuyruklu yalanın izindeler.

‘Bölgemize refah ve bolluk gelecek’.

Görülüyor ki doğanın ve halkın bu yalanlara karnı tok.

Rize’de kapalı salon toplantısında yaşananlarsa, halkın asıl gündeminin neler olduğunun su yüzüne çıkmasından başkaca hiçbir şey değildir.

“Kriz için ne diyeceksin sayın başbakan” diye soru soran yurttaş, apar-topar kapı dışarı edilirken, beyefendinin soruya karşılık dizdiği inciler, salonda bulunanları da şaşırtmıştı.

“Bu bağırıp çağıranlar AKP’ li değil tabi, bilmiyorlar…” diye başlayan ve “…bunları biz yaptık” diye biten cümle, tam anlamı ile gerçekleri gizlemektir.

Bölge halkının zokayı yutmadığını anlayan başbakan, bu işin bu kadar kolay olmadığını anlamış mıdır? Hiç sanmıyorum!

İşine gelmez.

İki afra-tafrayla, çalım satarsın olur biter!

Daha öncede söyledim, yalan, gerçeğin önüne geçecek kadar güçlü değildir.

Ülke çelik tel gibi gerginliğe sürüklenmişken emekçilerin ve yurtseverlerin dayanışmayı çoğaltarak, insan olmanın erdemini hayata katma kararlılığı önemlidir.

Şavşat’ta olduğu gibi.

[email protected].

ÖNCEKİ YAZILARI