Bin Yürekli Bir Sevda…

28/04/2009 Salı
Bin Yürekli Bir Sevda…

ODUN KIRICIYDI,

ADI İLYASTI.

YANAŞTIM YANINA,

YÜZÜNÜ ASTI.

İŞİN NASIL DEDİM,

BİR KÜFÜR BASTI.

ARKASINDAN BALTASINI BİLEDİ.

BANA BAK ARAKADAŞ DEDİM,

DEDİ NE.

DEDİM SEN BİR VATANDAŞSIN,

DEDİ HE.

DEDİM KANUNUN VAR,

DEDİ ÇEKİL BE.

ARKASINDAN BALTASINI BİLEDİ.

DEDİM İLİN NERE SENİN,

DEDİ VAN.

DEDİM ÇOLUK ÇOCUK,

DEDİ SEKİZ CAN.

DEDİM DÜZELECEK,

DEDİ NE ZAMAN.

ARKASINDAN BALTASINI BİLEDİ.

DEDİM GİDİŞ,

DEDİ ONLARA GÖRE.

DEDİM KÖTÜMÜ Kİ,

DEDİ BİN KERE.

DEDİM HAK ADALET,

TUU DEDİ YERE.

ARKASINDAN BALTASINI BİLEDİ.

DEDİM AMERİKAN,

DEDİ ONU SİL.

DEDİM NASIL OLUR,

DEDİ ÖYLE BİL.

DEDİM VATAN,

DEDİ SAHİPSİZ DEĞİL.

ARKASINDAN BALTASINI BİLEDİ.

Ülke, 12 Mart karanlığından çıkmak için yeni bir kavgaya hazırlanıyordu.

Cezaevlerinde katledilen, işkencelerden geçirilerek ezilip yok edilmeye çalışılan, örgütlenme hakları ellerinden alınan, taleplerini haykıracakları tüm zeminleri yok edilen, yoksullaştırılıp ötekileştirilen ülke emekçilerinin ve devrimcilerinin artık sabrı kalmamıştı.

Hayat kıpır kıpırdı.

Bir gün, İstanbul Kartal'dan grev sesleri yükseliyor, çadırlar kurulup halaya duruluyor diğer gün, Ankara Siyasal veya ODTÜ'de gençlik, işçi eylemlerini selamlamak için yan yana geliyordu.

Sokaklardan, mahallelerden 'Kahrolsun Faşizm' sesleri çoğalıyordu.

1975 ilkbaharından söz ediyorum.

Tiyatro salonları dolup taşıyor emekçiler, işçiler ve gençlik sahnelerden kendilerine seslenen sanatçı dostlarıyla yan yana gelip, hayatı yeniden selamlamanın yollarını arıyorlardı.

İşçi halaylarına Nazım şiirleri karışıyor, Brecht oyunları sokaklarda sahipleriyle buluşuyordu.

Dayanışma safları sıklaşıyor işçi-köylü-gençlik-aydın meydan meydan özgürlüğü, barışı ve kardeşliği haykırmak için ortak çabalar harcıyorlardı.

Nisan ayının son haftası, Kızılay Meydanı'nı anımsıyorum.

Aynı anda, yirmi ayrı yapılaşmanın dergi satışı yaptığı ve "Yaşasın işçi sınıfının birlik ve dayanışma günü - Yaşasın 1 Mayıs" seslerinin kalabalığa karıştığı o an, dün gibi.

Onun sesi, 68'den taşıp gelmişti bize.

Gürül gürül.

Belki de biz taşımıştık onu, o güne!

Her meydanda, her salonda elindeki sazını öpüp, kucaklar öyle çıkardı sahneye.

Ozan geleneğimizin kabına sığmayan bu asi, isyankar adamının adı İHSANİ idi.

Ortak ses olmak zordur.

Yürekleri ortaklaştırmak daha da zor.

Daha ilk merhabasında aynı slogan haykırılır, onun ağzından taşan türküler, hep bir ağızdan halaya dönüşürdü.

SÖZÜM HAİN HIRSIZADIR,

ÇABALAMA BAY DÜZENBAZ.

TABAN UYANIYOR TABAN.

HELE BİR AYAĞA KALKSIN,

DURDURAMAZ ONU BABAN.

SANMA BÖYLE KALACAKSIN,

ALIN TERİ ÇALACAKSIN.

ETTİĞİNİ BULACAKSIN ULAN.

TABAN UYANIYOR TABAN.

HELE BİR AYAĞA KALKSIN,

DURDURAMAZ ONU BABAN.

NİYE BENİM BİR İŞİM YOK,

NİYE SENİN GÖBEĞİN TOK.

SİLAHINI AĞZINA SOK ULAN.

TABAN UYANIYOR TABAN.

HELE BİR AYAĞA KALKSIN,

DURDURAMAZ ONU BABAN.

YETER AÇTIĞIN YARA,

ALNIMA ÇALDIĞIN KARA.

KENDİNE BİR DELİK ARA ULAN.

TABAN UYANIYOR TABAN.

HELE BİR AYAĞA KALKSIN,

DURDURAMAZ ONU BABAN.

SÖYLEDİĞİN YALANA SON,

EYLEDİĞİN TALANA SON.

YÜZBİN YÜZBİN,

MİLYON MİLYON.

TABAN UYANIYOR TABAN.

HELE BİR AYAĞA KALKSIN,

DURDURAMAZ ONU BABAN.

Karış karış dolaştığı Anadolu ellerinden derlediği acıyı, aşkı, kini, umudu, kardeşliği ve barışı coşkun bir sele dönüştürmek için türküler yakan ve yoksulluğu sevdasına aş eden bu koca yürekli adam, çıkınında yaşam sevinci taşırdı.

Onu ilk tanıdığım günü anımsıyorum.

Ankara Zafer Çarşının giriş katında, her yeri kitaplarla dolu küçücük bir dükkanda, Remzi İnanç'ın yanında, çay yudumlarken bile öfkeli!

Birlikte olduğumuz birçok etkinliğin en coşkun sesi-soluğu olarak, yoksulların yüreklerine umut serpiştirmek için, yine yoksulların deyiş ve türkülerinin coşkusunu kullanıyor olması bir başka ustalıktı.

Anadolu emekçilerinin, tarım işçilerinin, marabaların kardeşi, haksızlıklara karşı mücadele eden Pir Sultan Abdal'ın, Dadaloğlu'nun, Köroğlu'nun dostu, Nazım'ın sevdalı yol arkadaşıydı.

77 yaşında göçüp gitti.

Yüreğinden taşanlar kaldı geriye.

Alanlardan çoğalıp gelen, hep başı dik ve onurlu olmaya çağıran o isyankar ses elbette unutulmayacaktır.

Ağıtlara bezenmiş türküler, marşlara karışmış bağımsızlık sesleri çoğaldıkça, İHSANİ bin kez daha yarınlara taşacaktır.

OY DERE KIZIL DERE,

BÖYLE AKIŞIN NERE.

BENDE HALMI BIRAKTIN,

SANA CAN VERE VERE.

OY OY OY OY

DERE BİZİM YARİMİZ,

SUYU ALIN TERİMİZ.

SÖYLE NEDENDİR DERE,

VURULUR GENÇLERİMİZ.

OY OY OY OY

DERE SANA NE ETTİM,

HER YANIM YOKSUL YETİM.

SÖYLE DERE NE ZAMAN,

KURTULUR MEMLEKETİM.

OY OY OY OY

Bu 1 Mayıs, ülkemizde 100. yılına giriyor.

Taksim Meydanı'nda Eşitlik ve Özgürlük şarkıları söylemek için saf tutmaya hazırlanıyoruz.

2003 yılında, Çağlayan 1 Mayıs kutlamalarında TKP aracının üstüne çıkıp, yol arkadaşlarını selamlayan İHSANİ'yi işçilerin, emekçilerin, yurtseverlerin, devrimcilerin, sosyalistlerin ve namuslu aydınların alkışları ile selamlıyorum.

Toprağı ışıklı, türkülü, çiçekli, aşk ve kavga dolu olsun.

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI