Nazım’la gece yürüyüşü

18/01/2014 Cumartesi
Nazım’la gece yürüyüşü

Böyle geçiyoruz, omuzumuzda rüzgâr belki somurtkan bir çocuk. Tarihin bilmediğini yazıyoruz, defterlerde bir gecelik yerimiz. Bir ağrı, bir liman, boydan boya Varna’dan İstanbul’a yas suları. Kederin öğrettiği sırdaşlıktan anlıyorum, sürgünler senin için kalp atlası. Bana göre bir mermerin belleği. Demişken bir martı sokağı süpürüyor, ondan öğreniyoruz: aşk ve devrim deniz gören bir yerdir, denizden yedi tepeyi…

Böyle geçiyoruz, çinko damlarda yağmur ve rüya gürültüsü. Girdiğimiz her ev yüzümüze ağlayan kara parçası. Boynumuzda nar taneleri ve büyük insanlık. Küstü bize akşam vapurundan inen dalgınlar. Ah! İçimizi yadırgayan zaman, nehirleri üzerimize akıtan mahcubiyet. Bu gece lodosla aynı hüznü giyiyorum. Sonra söz söz sökülüyor yakamızdaki simsiyah gül: beni ağrılı bir kalbin çilesi çürüttü, ölüyorum…

Böyle geçiyoruz, kuşların tekrarı ve gövdemizden ayrılan avaz. Bir boşluk yükünü boşaltıyor, garlarda tahta bavullar. Susmak için upuzun bir yer açıyorum aramıza. Son sigaramız, son tren ve isimsiz ölüler. Bir ülkeden son öyküye, huzursuz ve anısız mektuplar yolluyoruz. Henüz erken diyor, henüz vakit varken söylüyor bunu. Hangimiz iki satır, hangimiz iki vatan arası. Oturduk, bir bankın ömrü birden bire yaşlandı…

Böyle geçiyoruz, boynumuzda Hiroşima atkısı ve bir uyku. Ne değişir ki, bir kırgınlık duvarı işte hayat. Ve yoldan geçenler ve aramıza karışanlar görmüyor, biz bu kentin gecesini seviyoruz. El ayak çekilmişken. Dedikoducular ve yalanları uykudayken. Tarihin bilmediğini konuşuyoruz, bu coğrafyanın kışı uzun. Sesimi sönmüş külün içine çekiyorum: şimdi yenilgilerin ilk sabahı, uyanmamızı bekliyor bir uçurum…

Böyle geçiyoruz, her kıtadan bir türkü dilimizde. Çarparak dünya telâşına. Yanımızdan bir çocuk koşuyor, gülüşü ağaçlardan. Gelinler pencereye çıkıyor, saçları birer çiçek iskeleti. Ve anneler, göğün defterine kadar ağıt gülleri. Güne yaklaştıkça yolun sonu ve dünya kalabalığı, bitiyor bendeki rüya sendeki sıkıntı. Demişken bir kum saati ters dönüyor, ondan öğreniyoruz: o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı…

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI