‘Mahkemelerin bağımsızlığı’

09/01/2014 Perşembe
‘Mahkemelerin bağımsızlığı’

Son günlerin altüst oluşları içinde kendilerini geçmişin günahlarından arındırmaya çalışanlar suçu “başkalarının” veya birbirlerinin üzerine atmakta yarışıyorlar. Bunlardan benim en dikkatimi çekeni TBMM Başkanının 3 Ocak 2014 sabahı kahvaltıda buluştuğu Meclis medyasına yaptığı konuşma. Başkan Çiçek’in konuşmasının manşete çekilen ifadesi “Anayasanın 138. maddesi öldü” oluyor. Anayasanın 138. maddesinin başlığı aynı zamanda bu yazının da başlığı yani “Mahkemelerin bağımsızlığı”.

Mahkemelerin bağımsızlığı 2007 ve 2010 sonrasında en ağır darbeleri alırken sesleri çıkmayanlar, şimdi mangalda kül bırakmıyorlar. Bazıları ise Özel Yetkili Mahkemeleri bir zamanlar pek bağımsız sayarken şimdi kendilerine karşı komplo aracı olarak görüyorlar. Ortalık toz duman.

Pozisyonlar çelişkili ve değişken. Yargıyı silah olarak kullananlar, aynı silah kendilerine dönünce “mağdur” oluyorlar!

Yürütmenin Meclis’ten sorumlu dış bakanı rolünü bihakkın benimsemiş olan Cemil Çiçek, şimdi dengeler değişmeye başlayınca “tarafsız Meclis Başkanı” imgesini piyasaya sürüyor. 2011’de seçilen tutuklu milletvekillerinin Parlamentoya girme haklarının mücadelesini vermeyen, yeni bir düzenleme için yürütmeye baskı yapmayan, hiç olmazsa yemin etmelerini sağlamak için çaba göstermeyen Meclis Başkanı, şimdi ucuz kahramanlıklarla tribünlere oynuyor: “Tutuklu milletvekili sorununun çözümünün sadece yargıya bırakılmasının ileride çok daha ciddi sorunlara yol açacağını ifade ederek, yasaları, anayasayı arkadan dolaşmak yerine gelin şu kuralları değiştirelim” diyor. Şimdiye kadar neredeydin Başkan?
25 ay önce 8.12.2011 tarihli soru önergemle TBMM Başkanını yargı karşısında yasamanın ve milletvekillerinin itibarını ve hakkını korumak adına tavır almaya zorlamıştım. Bir sonuç alamadığım soru önergemin özeti şöyleydi:

“Düşünceyi açıklama, yayma ve basın özgürlüğü kapsamında eleştiri haklarını kullanan medya organları ve yöneticileri/ gazetecileri hakkında ağır suçlamaların yapılabildiği bir dönemden geçilmektedir. Bu bağlamda ODATV internet sitesi yönetici ve yazarlarına karşı 2011 yılında tutuklamaları da içeren bir dava süreci başlatılmıştır. Daha vahim bir gelişme ise, TBMM üyelerinin Anayasanın 83. maddesinin koruması altındaki denetim/ yasama faaliyetlerinin, yazılı soru önergelerinin, Meclis Araştırması açılması istemlerinin, Genel Kurul kürsüsündeki konuşmalarının, toplumu aydınlatmaya dönük yazılı /sözlü açıklamalarının ve benzeri faaliyetlerinin ODATV iddianamesinin eki olan klasörlerde “suç delilleri” arasında yer alabilmiş bulunmasıdır. (…)

“Her ne kadar Anayasa’nın “mahkemelerin bağımsızlığı”nı düzenleyen 138. maddesine göre ‘Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez genelge gönderemez tavsiye ve telkinde bulunamaz’ denilmekte ise de, iddianameleri yazan savcılar ile onları kabul eden yargıçların sınırsız bir takdir hakkına sahip olmadıkları ve gene Anayasa ve yasalarla bağlı oldukları açıktır. Anayasanın kişilere tanıdığı hak ve özgürlükler kadar, milletvekillerine anayasada tanınan haklar da savcıların iddianame yazımını sınırlar. Bu kapsamda Anayasanın “yasama dokunulmazlığı”nı düzenleyen 83. maddesi milletvekillerinin hakları yönünden açık tanımlar vermekte olup savcının da iddianamesini buna uygun olarak hazırlamasını gerektirir.

“Bu bağlamda şu sorularımın TBMM Başkanınca yazılı olarak yanıtlanması için gereğini...

1- Yukarıda sıralanan örneklerdeki uygulamalar milletvekillerinin anayasal denetim hak ve görevlerine açık bir müdahale olduğuna göre, Anayasa’nın güçler ayrılığı ilkesine açıkça aykırı bu müdahaleler karşısında nasıl bir tepkide bulunmayı düşünmektesiniz? Anayasa maddeleri arasında bir üstünlük sıralaması olmadığına göre, genel hüküm getiren 138. maddeden ziyade temsil ettiğiniz TBMM’nin üyeleri hakkında özel koruyucu hüküm getiren 83. maddeyi gözeterek Meclisin ve milletvekillerinin haklarını hangi yöntemlerle savunmayı öngörmektesiniz?
2- TBMM üyelerinin yasama ve denetim hakkına, toplumu aydınlatma ve demokrasiyi geliştirme görevlerine açık bir müdahale konusunda yasama organının ve üyelerinin haklarını korumak için ODATV davasının savcısı hakkında HSYK nezdinde bir suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz?”

Yanıtı merak ediyor musunuz? Tahmin edebileceğiniz gibi, Anayasanın 138. maddesine sığınarak bu soruların gerektirdiği girişimlerin yapılamayacağı bildirilmiştir. Şimdilerde milletvekillerinin haklarını korumak için ortalıkta dolaşmak kolaydır ama taş yerinde ağırdır.
Öte yandan her devrin adamı olmak kolay değildir, maharet ve kıvraklık ister.

ÖNCEKİ YAZILARI

Temmuz günlükleri 16/07/2019 Salı
Kaybın telafisi yok 02/07/2019 Salı
Seçim sonrası 25/06/2019 Salı
Bir nesil harcanırken 18/06/2019 Salı
Sorunlu siyaset 11/06/2019 Salı
Geçmişe dönüş 28/05/2019 Salı