'Güney İttifakı' mı, Halkın İttifakı mı?

11/05/2013 Cumartesi
'Güney İttifakı' mı, Halkın İttifakı mı?

Odysseas Roussos'un "'Güney İttifakı' mı, Halkın İttifakı mı?" başlıklı yazısı 11 Mayıs 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Kapitalist gelişim yolunun, kendini Avrupa Birliği’nin (AB) güneyindeki ülkelerde işsizlik, mahrumiyet, yoksulluk vs. gibi daha belirgin çıkmazlarla dışa vurması, Yunanistan’daki pek çok insanın “Zengin Kuzeye Karşı Fakir Güneyin Cephesi” fikrini krizden bir çıkış yolu olarak ortaya atmasına neden oldu.

Ana muhalefet partisi “solcu” SYRIZA ve sağcı parti Bağımsız Yunanlar, bu tarz bir yaklaşımı benimsemekte. (Bu iki parti, aralarındaki son anlaşmanın ardından birbirlerine yaklaştı.) Bir “Güney Cephesi”ne dair benzer fikirler, burjuva medyanın bir bölümü ve “bela yuvası” faşist Altın Şafak tarafından da ortaya konulmakta.

Bu mantığa göre “Güney Cephesi” Avrupa Birliği’ndeki halk düşmanı politikaları ortadan kaldıracak ve kurdu kuzuya çevirecek. Çok istenen AB dayanışması kendini ortaya koyacak, nehirlerden bal akacak, dağlar pirinç olacak!

Ancak bu yalnızca, gerçek gücü elinde tutanlar için elverişli bir açıklama olur. Bu mantığa göre üretim araçlarının tamamını elinde tutan, tüm toplumu bir avuç insanın çıkarı için üretmeye ve hizmet sağlamaya zorlayan kapitalist sistemin hiç sorumluluğu yok! Paylarını sattıkları insanların neyi ve nasıl ürettiklerinden bihaber lüks ve konfor içinde yaşayanların hiç sorumluluğu yok!

Ne kadar güzel! Ne kadar münasip! Avrupa’nın devletlerarası birliği olan AB’yi ve kapitalizmi “demokratize” ve “sterilize” etmeye çalışan egemenler için...

“Fakir Güney” ve “Zengin Kuzey” ayrımı, burjuvazi ve oportünistler tarafından kullanılan eski bir numara. Başlangıçta AB’ye değil ama daha global düzlemde Kuzey’e (Diğer bir deyişle, içinde Yunanistan’ın tüm nüfusunun bulunduğu Altın Milyar ülkelerine) karşın Güney’in yani dünyanın en fakir ülkelerinin karşılaştırmaları üzerine kurulmuştu. Zengin ve fakir ülkeler arasındaki ayrım, nüfusun tüketimini göz önüne alan gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinden yapılmaktadır. Ama bu ayrım, şu gerçeklerden ayrılamaz:

Dünyanın en fakir ülkelerinde bile nüfusun geri kalanıyla karşılaştırıldığında daha cazip imkanlarla yaşayan, biriktirilmiş serveti elinde tutan küçük bir toplam vardır.

Dünyanın en zengin ülkelerinde bile muazzam boyutlarda fakirlik vardır.

Zengin ve fakir ülkelerdeki zenginlerin, işçilere karşı oluşturulmuş ortak bir cepheleri vardır. Güçlerini sağlamak ve güçlendirmek için kendi birliklerini ve mekanizmalarını oluştururlar. Avrupa Birliği ve NATO bu tarz kuruluşlardır.

Fakir ülkelerde (içinde su bulmakta bile zorlanılan boyutlarda) veya zengin ülkelerde (günde iki veya üç kez duş alabilme imkanlarının olduğu) yaşıyor olsalar bile, işçilerin, sermayenin varlığını ortadan kaldırmak noktasında ortak bir çıkarları vardır.

“Güney İttifakı” formülünü bugünün çıkmazlarına sözde çözüm olarak işçilere önerenler, suyu başka bir nedenle de bulandırmaktadırlar. Çünkü, aslen, bizi Güney ülkelerinin burjuva hükümetlerinin birleşerek işçi sınıfı haklarını koruyabileceklerine inanmaya çağırmaktadırlar. Benzer illüzyonlar, Hollande’ın seçimleri kazanması sonrasında, “Rüzgar Güneyden esecek” sözleriyle temellendirilmişti. Peki, pratikte ortaya çıkan nedir? Tüm bunların boş sözler olduğu! Hollande aynı halk düşmanı siyasal hattı, hem iç işlerinde hem dış işlerinde devam ettirdi. (Mali ve Suriye örneğinde olduğu gibi.) Bunlardan bir şey beklemek, Güney ülkelerinin işçi sınıfları için büyük bir hata olacaktır. Boşuna bekleyecekler! İster sağcı olsunlar, ister kendilerine “merkez sol” veya “solcu” desinler, kapitalist barbarlık burjuva mekanizmalarından kaynaklı ortaya çıkan ve sermayenin çıkarlarını gözeten hükümetler tarafından alt edilemez. Bunu bize hayatın kendisi göstermektedir.

Bugün ihtiyacımız olan ittifak işçi sınıfı ve diğer kentsel ve kırsal halk kesimlerinin oluşturacağı “Halkın İttifakı”dır. Bu ittifak, kapitalizm ve tekellerle tüm bağlarını ortadan kaldıracak ve onları yok edecektir. Üretim araçlarını kamulaştıracak, ekonominin merkezi planlamasını organize edecek ve işçi sınıfının iktidar ve kontrol mekanizmalarını tesis edecektir. Ülkeyi tüm emperyalist birlik ve kuruluşlardan çıkaracak, emperyalizmin faaliyet çerçevesinde yer alan, eşitsiz düzlemde yapılmış tüm karşılıklı bağımlılık anlaşmalarını fesih edecektir. Yalnızca Güney’de değil, tüm Avrupa’da ve dünyada, ayağa kalkan tüm halklarla ve hareketlerle, kapitalizme ve tekellere karşı mücadelede koordinasyonu ve dayanışmayı sağlayacaktır.