Belediyenin ‘Ye’ si ve ‘Yemekte Taş Olmak’ Görevi!

25/03/2009 Çarşamba
Belediyenin ‘Ye’ si ve ‘Yemekte Taş Olmak’ Görevi!

'Ye!' sözcüğü 'yemek' eyleminin komutudur. 'Yemek' hem isim hem fiil özelliği taşıyan bir sözcüktür. Kullanıldığı yere göre 'yemek' hem 'Ye!' eylemliği (mastar), hem nesnenin ismi özelliği taşır. Türkçe'nin, iki değişik anlamıyla yan yana gelebilen sözcüklerindendir. Yani 'Yemek yemek!' dediğimizde, yemek nesnesinin yenmesi eylemi kastedilir!

Yemek sözcüğü günlük yaşantımızda her an dilimizdedir. Deyimlerde, atasözlerinde yakınmalar, beddualar, sataşmalar, laf atmalar, kasıtlar, öğütler, kabadayılanmalar hatta küfürlerde sık sık sesimize düşen bir sözcüktür.

'Yemeyenin malını yerler!' ya da 'Yemeğin iyisi hazırıdır!' gibi atasözlerinde karşımıza çıkabilir. 'Yemeden içmeden kesildi! / Lafı yemeden içmeden yetiştirdi! / Yemek seçer! / Yeme de yanında yat! / Yenilir yutulur gibi değil!' gibi deyimlerde 'Ye kürküm ye! / Yediği naneye bak! / Yediği önünde yemediği ardında! / Hırsızlıktan ceza yedi! / Çok haram yedi! / Parasını kumarda yedi! / İçini bir şeyler yiyordu! / Gece yüzümü sivrisinekler yedi! / Bana yan bakanı yerim! / Yaşamak için ye, yemek için yaşama!' gibi sözlerde sıkca kullanılır.

Son günlerde miting alanlarındaki 'lider atışmaları'na da yansıdı. Başbakan'ın "Vali'mi yedirmem!" efeliğine, muhalefet lideri, "Biz yamyam mıyız ki adam yiyelim, Ordu'nun fındığını yemek dururken!" türünden 'ciddi muhalefet' yaptı!

'Maliye'yi, kendine 'Malı-ye' diye uyduran Maliye Bakanı da, 'yüce rabbi'nin, hanımına tavsiyesiyle gittiği Cleveland'tan, soL'un yorumuyla, 'kalp damarları gibi zihni de açılmış olarak' seçim arefesinde Türkiye'ye döndü. Döndü ve 'malı yeme' eyleminde Malı-ye Bakanı olarak saf tuttu!

Maliye, belediye, itfaiye gibi kurum, kuruluş isimlerindeki 'ye' takısını, 'yemek' fiili ve 'Ye!' komutu olarak algılama konusunda bir yarış olsa, birinciliği sistemle uyumlu belediyelerin alacağından hiç kuşkum yok! Bu işi çok seri yapan tırtıllar dahil, onlarla hiçbir canlı yarışamaz! Çaba göstermeksizin hazıra konma ifadesi olan 'Yemeğin iyisi hazırıdır!' sözü de, 'Ye kürküm ye!' ve 'Yeme de yanında yat!' sözü de, bu sistemde en çok onlara uygundur. 'Yedikleri önlerinde, yemedikleri artlarında'dır! 'Yedikleri nane, yenilir yutulur cinsten değil!'dir. Belediyenin 'ye'si, onlar için 'Ye!' fiilinden başka anlam taşımaz. Aralarındaki yarış, kimin, nasıl ve ne hızda yiyeceği yarışıdır.

İktidar başı, "Küçük at, kargalar da yesin!" diyor, diğeri "Bol keseden atma yemezler!" diye muhalefet ediyor! Yazık ve hazin ki, ikisini de 'yiyen' bir toplumda yaşıyoruz! Biz, bu safsata altında 'yemeden içmeden kesilecek' denli kederlensek de, toplum gerçeğimiz bu. 'Han-ı Yağma' şiirinde Tevfik Fikret, bu manzarayı, "Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı yağma sizin / Doyunca, tıksırınca, çatlatıncaya kadar yiyin!" diye niteliyordu. Tevfik Fikret, bir haykırış olan o büyük 'Sis' şiirinde ise, kentini "Ey Marmara'nın mavi kucaklayışı içinde / Sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın" diye tanımlayıp, " Milyonla barındırdığın insan kılıklarından / Aydınlık ve temiz alınlı kaç adam çıkar?" diye soruyordu.

TKP, belediye seçimlerine kendisi olarak, öz kimliğiyle katılacağını duyurdu. Geçen yazımda, bunun 'heyecan verici' olduğunu ve seçimlerde TKP'yi desteklemenin devrimci bir görev olduğunu söyledim. 'Aydınlık ve temiz alınlı adamlar'ın çıkması duygusuyla...

'Yemek' belediyelerle mi sınırlı? Emperyalizm ve işbirlikçisi egemen güçlerin Türkiye algılamaları farklı mı sanki? TKP seçim bildirgesi, 'Yemek' eyleminin, belediyelerdeki talanın çok daha ötesinde olduğuna, gelip Türkiye'yi 'yeme' fiiline dayandığına işaret ediyor. Tehlikenin büyüklüğüne, asıl tehlikeye..

'Ye!' takısıyla algılayıp,'Yemek' fiiliyle başına çöktükleri sofra, Türkiyemizdir. 'Han-ı yağma' Türkiye'yi yemeye dayanmıştır!

Belediye seçimlerinde, belediye meclislerine girecek her devrimci, bu 'han-ı yağma'da, yiyicilerin iştahını tıkayacak çakıl taşı anlamındadır. Heyecan verici olan budur: 'aydınlık ve temiz alınlı adamlar'ın artık çıkmak için kınlarından sıyrılıyor olması. Kaşıkladıkları kazandan, yağmacıların ağızlarına düşecek her taş, halkın, yurtseverliğin direniş simgesi olacaktır.

Devrimcilerin seçimlere katılma kararını 'şansı var mı hesabı'yla yorumlayanlar, soruna biraz da bu boyutuyla bakmalıdır. Yağmacıların yemeklik 'aş' gibi gördükleri varlığımızla, karşılarına 'taş' olup dikilme, giderek, barikatlarda örülme duygusuyla.

Nihat Behram / Mart 09