Çocuktan bomba yapan karanlık

23/08/2016 Salı
Çocuktan bomba yapan karanlık

Ne kadar acı ve ne kadar çok şey anlatıyor: Gaziantep’te bir düğüne yapılan intihar saldırısında kullanılan intihar bombacısı bir çocuk. Kelimenin tam manasıyla “kullanılan” çünkü memleketin her konuda tam yetkili ama her türlü sorumluluktan azade cumhurbaşkanından öğrendiğimize göre bu çocuk “10-12 yaşlarında.”

Ve hala bu karanlığın üstü yayın yasaklarıyla örtülmeye çalışılıyor.

Açık konuşalım; bu karanlık, islamcı gericiliğin örgütlenme ve topluma nüfuz etme kanalları radikal biçimde sorgulanmadan ve pek çoğu kapatılmadan aydınlatılamaz. Eğer çocuklardan canlı bomba yapılmasını engellemek istiyorsak, din konusunda dokunulmaz olduğu savunulan pek çok tabunun üzerine gidilmesi gerekiyor. Bunların başında da ailelerin çocuklarına dilediği yaşta, dilediği gibi dinsel eğitimden geçirebileceği ve devletin görevinin “inanç özgürlüğü” çerçevesine bu eğitimin olanaklarını sağlamak olduğu yönündeki yaygın kanı geliyor.

Defalarca söyledik ve şimdi sonuçlarını görüyoruz: Henüz soyut zekâsı gelişmemiş çocukları dinin felsefi dogmalarına maruz bırakmak çocuk istismarıdır ve tehlikelidir. Bir çocuk “hayat bir sınavdır. İnsanlar öldükten sonra günahı az olanlar cennet diye çok güzel bir yere, günahı çok olanlar cehennem diye çok kötü bir yere gider. Çocuklar ise henüz aklı ermediği için günahsızdır” hikâyesine inandırılırsa; hayata dair en büyük somut endişelerinden biri okul/sınav korkusu olan o çocuğun içine, en büyük sınavı büyümeden ölüp atlatma ve o güzeller güzeli yere erkenden gitme isteğinin tohumlarını ekilir. Bu yapıldığında, bir başkasının aynı çocuğu “en yüce mertebe, allah adına kâfirlerle savaşırken ölüp şehit olmaktır. Şehitler doğrudan cennete gider. Şimdi sar bu bombayı beline, ben de sana kâfirlerin nerede olduğunu göstereceğim” sözleriyle kandırıp kullanması fazlasıyla kolaylaşır.

Köktendinciliğe giden en kestirme yol, çocuk yaşta din eğitiminden başlar; her islamcı köktendinci de potansiyel bir intihar eylemcisi ya da kışkırtıcısıdır. Zira islami dogma bütün dinler arasında öne çıkacak derecede ölümü kutsar ve islam coğrafyasında laikliğin dini bağladığı zincir hep zayıf kaldığı için bu özelliği hiçbir reformla budanmamıştır. Bu durum patron sınıfının da işine gelmiştir çünkü dünya değil ahretle meşgul işçileri sömürmek, haklarını gasp etmek daha kolaydır.

Dolayısıyla, şeriatçı teröristlerin pek çok bildiride kullandığı “siz nasıl hayata âşıksanız, biz de ölüme öyle âşığız” cümlesi basit bir tehdit retoriği ya da arkaik bir söylem değil, islamcı gerici ideolojinin temel ve güncel önermelerinden biridir.

Asıl altı çizilmesi gereken ise şu ki, bu zehirli ideoloji çocukların beynine karanlık mahzenlerde, gizli terör örgütü hücrelerinde değil, devlet okullarında ya da devletin denetlediği eğitim kurumlarında enjekte ediliyor. Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çıkarttığı ve okullarda dağıtılan Diyanet Çocuk dergisinde çocuklara ölüm sevgisi aşılayan karikatürler (yazının sonunda bir örneği mevcut) yayınlanıyor.

Ve emin olun, Cumartesi günü Gaziantep’te kendisiyle beraber elli insanı öldüren çocuğun canlı bomba olmasına giden yolda din eğitimi sayesinde döşenmiş çok sayıda taş vardı.

Bu yüzden, imam hatipler kapatılsın talebi şakası, goygoyu yapılacak bir konu, bir sosyal medya eğlence malzemesi değil, bu ülkenin bütün ilericilerinin sahip çıkması gereken çok kritik, çok ileri bir talep ve hedef. Çok kritik, çünkü üst düzey gericiler tarafından defalarca dile getirildiği üzere, imam hatipler Türkiye islamcılığının can damarını oluşturuyor. Biz nasıl laiklikten vazgeçemezsek, onlar da imam hatiplerden vazgeçemez ve kurtuluşumuza giden mücadelenin kritik dönemeçlerinden biri muhakkak bu başlıkta yaşanacak. Dolayısıyla, çocuklardan canlı bomba yapan karanlığı aydınlatmak istiyorsak, bu hedefe dört elle sarılmalıyız.

Bu nedenle, siyasi talepleri arasında “imam hatipler kapatılmalıdır” maddesi bulunan, 4 Eylül’de İstanbul Kartal’da yapılacak olan “Gericiliğe, Emperyalizme, Darbecilere Boyun Eğmeyeceğiz” mitingine katılmak, hepimiz için ciddiye alınması gereken, aydınlanmacı, ilerici bir görev olmalı.

[email protected]
@nevzatevrimonal
www.facebook.com/nevzatevrimonal

 

ÖNCEKİ YAZILARI

İki yılın bakiyesi 04/10/2016 Salı
Empati değil kavga 27/09/2016 Salı
Kurban 20/09/2016 Salı
Bayrağı zapt etmek 12/09/2016 Pazartesi
Üniversite nasıl kurtulur? 06/09/2016 Salı
İki yıldönümü 30/08/2016 Salı
Anlatılan kimin hikâyesi? 09/08/2016 Salı
Zaman tüneli 02/08/2016 Salı