Ukrayna

13/12/2013 Cuma
Ukrayna

Ukrayna’da neler olduğunu anlamak için yakın geçmişe bakmalıyız. Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra Ukrayna, Rusya ile ABD ve Avrupa Birliği arasında nüfuz mücadelesi alanı haline geldi. Rusya, Karadeniz bölgesinde statükoyu muhafaza etmek isterken, öte yandan ABD ve AB Karadeniz bölgesine girip etki alanı oluşturmak istemektedirler. ABD ve AB kendilerine yakın siyasi figürleri iktidara taşımak için 2003 yılında Gürcistan’da Saakaşvili “Gül Devrimi”, 2004 yılında Ukrayna’da Yuşçenko “Portakal Devrimi” adıyla bilinen sokak gösterilerinin ardından iktidara geldiler. 2008 yılında Gürcistan’da Saakaşvili Rusya’yı provoke eden savaşı başlatarak Batı’nın kendi yanında yer alacağını umdu, fakat bu, Saakaşvili’nin kendi sonunu hazırladı. Saakaşvili beklediği Batı desteğini bulamadı. Seçimlerde yerini Rusya’ya karşı açıktan cephe almayan yeni bir iktidara bıraktı ve Ekim 2013 itibarıyla rekabet Rusya2nın lehine döndü. Gürcistan’daki durum, Putin Rusya’sının Batı’nın Kafkasya bölgesinde etki alanı oluşturma girişimini sınırladığı anlamına gelir. Sovyetler Birliği dönemine dönüş anlamına gelmez, rekabet kapitalizm içinde yaşanmaktadır.

Ukrayna’da benzer bir durum söz konusu, fakat daha karmaşık ve uzun süreceğe benziyor. Hatırlamakta yarar var 2004 yılında Rusya, Ukrayna, Kazakistan ve Belarus Cumhuriyeti arasında “Tek Ekonomik Alan” oluşturma antlaşması imzalandı ve antlaşmanın Ukrayna meclisinde onaylanması üzerine Kiyev sokaklarında aniden gösteriler başladı. Süreç sonunda Yuşçenko devlet başkanlığına geldi, Timoşenko da başbakan oldu. Neredeyse iki yılda bir hükümetler değişti. Bir Batı yanlısı, bir Rus yanlısı hükümetler kuruldu. Kiyev de bulunan “araştırma merkezleri” ve “sivil toplum örgütleri”nin büyük çoğunluğu doğrudan Soros Vakfı ya da AB’nin aracı “düşünce kuruluşları” tarafından projeler yoluyla desteklendi. Soros ve AB Kiyev’de Batı’ya yakın epistemik cemaat ağı inşa etmek için gayret gösterdiler. Bunun gerisinde yatan neden şudur: ABD, Karadeniz bölgesine Ukrayna ve Gürcistan üzerinden girip, Kafkaslar’da enerji geçiş yollarını ve enerji rezervlerini kontrol etmek istiyor. AB ise Bulgaristan ve Romanya’nın doğusunda bulunan bölgeleri AB’nin çevresi olarak tanımlayıp (neighbourhood politikası Türkçe’ye AB’nin komşuluk politikası olarak girdi, yanlış bir çeviridir, masumane bir anlam yüklüyor. Doğrusu, AB’nin periferi/çevre bölge politikasıdır), Ukrayna ve Gürcistan’ı kapsayan bölgeyi “Entegre Avrupa Ekonomik AIanı” haline getirmek istemektedir. ABD ve AB’nin Ukrayna’da Yanukoviç’e karşı Yuşçenko-Timoşenko ikilisini desteklemelerinin gerisinde yatan nedenler bunlardır.

Gürcistan’da olduğu gibi 2008 yılı Ukrayna için de önemli bir dönüm noktasıdır. Ukrayna’nın NATO’ya üyelik yolunu açacak adımın atılması için bastıran Bush yönetimi, Rusya’nın sert tepkisiyle karşılaştı. Almanya ile Fransa yönetimleri ise Bush’un izlediği Ukrayna’yı NATO’ya üye yapmayı hedefleyen stratejiyi desteklemediler, böylece ABD frenlendi. Almanya ve Fransa için önemli olan Rusya ile 2005 yılında imzaladıkları Baltık Denizi içinden geçen doğal gaz boru hattı antlaşmasının kesintiye uğramamasıdır. Polonya ve Ukrayna üzerinden giden enerji geçiş güzergahının çeşitlendirilmesi özellikle Almanya için önemlidir. Bu nedenle Almanya, Rusya’yı provoke edecek girişimlerden özenle kaçındı. Diğer taraftan AB için öncelikli mesele Ukrayna’nın “Entegre Avrupa Ekonomik Alanı” içine çekilmesidir. Bu doğrultuda AB, Ukrayna’ya üyelik garantisi vermeyen “derinleştirilmiş serbest ticaret antlaşması” imzalaması için ciddi yönlendirmede bulundu. Bu politika Rusya yanlısı olarak bilinen fakat aynı zamanda Rusya ile AB arasında denge oluşturmayı hedefleyen Yanukoviç tarafından da benimsendi. Putin yönetimi ise, özellikle son bir yıldır, Yanukoviç’i Rusya ile AB arasında bir seçim yapmaya zorlamaktadır. Son kriz döngüsü bununla ilgilidir. Yanukoviç önce AB’nin arzu ettiği “derinleştirilmişl serbest ticaret antlaşması”nı onaylamak istedi, şimdi ise bu karardan vazgeçti. İşte bunun üzerine AB ve Soros’un Kiyev’de inşa ettiği epsitemik cemaat Yanukoviç’e karşı gösteriler yaptı. Putin Rusyası AB’yi şimdilik frenlemiş gözüküyor, fakat rekabetin burada kalmayacağı açıktır. Putin yönetimi uzun dönemde Yanukoviç’i de tasfiye edip, Ukrayna’da Rusya’nın öngördüğü “Tek Ekonomik Alan” inşasını açıkça savunacak ve uygulamaya koyacak yeni bir iktidar oluşturma girişiminde bulunacağını tahmin etmek mümkündür. AB ise ya geri çekilmeyi kabul edecek (şimdilik eğilim bu) ya da rekabeti kızıştırmak üzere adım atacak. Göründüğü kadarıyla Ukrayna’da kış ayları dondurucu olacak.