G20 Osaka Liderler Zirvesinden sıkıcı başlıklar

03/07/2019 Çarşamba
G20 Osaka Liderler Zirvesinden sıkıcı başlıklar

G20’nin gündemi kabarıktı, fakat heyecansız geçtiği anlaşılıyor. Trump’ın kendinden başka kimseyi güldürmeyen şakaları kimseyi düşündürmedi! 

Renksiz, tatsız geçen zirvede Trump, SETA mahsulü iletişim uzmanlarını "Hollywood aktörlerine" benzettiğinde ortalık biraz neşelenmiş, hepsi bu… 

Bugün G20 liderler bildirgesini özetlemek istiyorum; maalesef bu da çok neşeli değil.

G20 Osaka liderler bildirgesinde neler var?

2019 liderler bildirgesi 43 maddeden oluşuyor. Üç maddeden oluşan başlangıç kısmında sürdürülebilir kalkınma 2030 hedefleriyle eşgüdüm içinde olduğunu ileri sürüyor. Bildirgenin son maddesi (m.43) bu zirveye ev sahipliği yapan Japonya’ya teşekkür ediyor, sonra 2020 zirvesinin Suudi Arabistan’da, 2021’in İtalya’da ve 2022 zirvesinin Hindistan’da yapılacağını haber veriyor.

Küresel ekonomi alt başlığında (m.4-7) kavramın adını zikretmemekle birlikte izleyecekleri politikanın son 35 yıldır izlenen neo-liberalizmle uyumlu olacağının altını çiziyor. Ekonomik büyümenin önemini vurguladıktan sonra, "Nüfus yaşlanması da dahil olmak üzere demografik değişiklikler, tüm G20 üyeleri için zorluklar ve fırsatlar doğurmaktadır ve bu değişiklikler, mali, parasal, finansal, işgücü piyasası ve diğer yapısal politikaları kapsayan politika eylemleri gerektirecektir" diyor.

Küresel ekonomik büyümenin teşviki alt başlığında (m.8-13) ticaret ve yatırımın önemi, yeni teknolojilerin tanıtılması, dijitalleşmenin elzem olduğu, kaliteli yatırımların yapılması gerektiği, bilgi transferinde uluslararası hukuka uygun davranılması gerektiği vurgulanıyor.

Küresel finans alt başlığında (m.14-19) IMF ve Dünya Bankası Grubunun küresel finansal ağın önemli yapıları olduğu hatırlatılıp, bunların daha da güçlendirileceğini taahhüt ettiklerini bildiriyor.

Bu alt başlıkta dikkat çeken bir başka nokta, "Borç Şeffaflığı" kavramıdır. Uluslararası Finans Enstitüsü'nün borç şeffaflığını öngören bir çalışma yaptığını, böylece özel finansmanın sürdürülebilirliğini artırmayı hedefledikleri belirtilmekte, "resmi ikili borçların yeniden yapılandırılması için başlıca uluslararası forum olan Paris Kulübünün devam eden çalışmalarını desteklediklerini" belirtiyorlar. 

Bir konu parantezi açalım; bu tutumun Londra Kulübünün (bunların kuralları çok daha esnek ve farklı bir mekanizma üzerinden yürütülüyor) izleyeceği yöntemi nasıl etkileyeceği merak konusudur. Türkiye’de iktidarın izleyeceği borç döndürme politikasını etkileyebileceğini belirterek konu parantezini kapatalım.

Vergi şeffaflığı ve gelişmekte olan ülkelerde vergi ödeyebilme kapasitesinin artırılması gerektiği de ayrıca vurgulanmaktadır.

"Son zamanlarda değiştirilen Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarını, kara para aklama ve terörizmin finanse edilmesine karşı koyma konusunda sanal varlıklara ve ilgili sağlayıcılara uygulama taahhüdümüzü yineliyoruz" diyorlar.

"Uluslararası standartlara dayanan açık ve esnek bir finansal sistemin sürdürülebilir büyümeyi desteklemek için çok önemli" olduğu, "mali reformların bütün olarak, zamanında ve tutarlı bir şekilde uygulanmasının" önemi vurgulandıktan sonra özel sektörün bu sisteme dâhil edilmesi ve şeffaflığın sağlanmasının altı çizilmektedir.

Yolsuzlukla mücadele alt başlığında (m.20) yolsuzluk ve rüşvet ile mücadelenin önemi vurgulanmakta ve özellikle "yabancılara verilen rüşvete karşı mücadelede çaba harcanması gerektiği, her G20 ülkesinin yabancıya rüşveti suç sayan bir ulusal yasaya sahip olmasını sağlamak" için çaba harcayacaklarının altı çizilmektedir.

Eşitsizliğin giderilmesi için büyümenin genişletilmesi alt başlığında (m.21-25) "Nüfus yaşlanması G20 üyelerinde farklı oranlarda ilerliyor" tespitinde bulunuyorlar.  

"G20 üyelerinin demografik özellikleri arasındaki benzerlikler ve farklılıkları göz önüne alarak, gençlerin, kadınların ve engelli bireylerin işgücü piyasasına katılımını artırmaya devam etmekle birlikte, buna ek olarak daha yaşlı olanların da iş piyasasına katılımlarının sağlanmasının teşvik edileceği" belirtilmektedir. 

"Cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kapsayıcı bir başarı elde etmek için şarttır" denilmektedir.

Bu alt başlıkta son olarak turizm ve tarımın ekonomik büyümede önemi bir yeri olduğu belirtilmektedir.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya gerçekleştirme alt başlığında (m.26-42) Birleşmiş Milletler'in kurumlarının öngördüğü kalkınma, sağlık, çevre sorunları, iklim değişikliği, enerji, çevre ve son olarak yerlerinden edilmiş insanlar ve göç sorunları gibi konular hakkında daha önce alınan kararlar zikredilmektedir.

Ayrıca, bu kısımda ABD’nin İklim Anlaşmasına koyduğu rezervasyonun altı çizilmektedir. "ABD, dezavantajları nedeniyle Paris Anlaşması'ndan çekilme kararını yineledi" notu bir madde olarak (m.36) yer almıştır.

Görüldüğü üzere G20 liderler zirvesinde alınan kararların hiçbiri yeni değil. 

Kararlar bütün olarak ele alındığında bir yönüyle yolsuzluklar ve rüşvet ile mücadele öngörüldüğü için anlamlı bir adım gibi gözükebilir fakat unutmayalım ki bunu denetleyecek bir mekanizma yok. Bunu araçsal kullanabilecek imkân ve kabiliyeti olanlar emperyalistlerdir. Diğer bir ifade ile emperyalizm gelişmekte olan ülkeleri düzene sokmak için bu mekanizmaları kullanabilir, gelişmekte olan ülkeler ise emperyalistlere karşı bu mekanizmayı kullanabilme yeteneği ve kapasitesine sahip değildirler, bu nedenle yolsuzluk ve rüşvetle mücadele tek yönlü çalışır, bu düzende her durumda egemenlere hizmet eder.

Kadınlar, gençler ve yaşlıların işgücü piyasasına dâhil edilmesi konusu da ilk bakışta kulağa hoş gelebilir, fakat gerçekte durum şudur: Kapitalizm hiç kimseyi sistemin dışında bırakmak istemiyor, ulaşabildiği, dokunabildiği herkesi emeğini satarak geçinen ücretli işçi haline getirerek, kimsenin sömürü dışında kalmasına müsaade etmek istemiyor. 

Kapitalist-emperyalist sistem değiştirilmediği sürece sömürü çok taraflı, çok yönlü, herkesi kapsayıcı devam eder. Osaka liderler zirvesi bunun çerçevesini çizmektedir.