Ilıcak’ı Düşünerek

09/10/2008 Perşembe
Ilıcak’ı Düşünerek

Nazlı Ilıcak'ın "12 Eylül öncesinde kontrgerilla tarafından kullanıldım" demesi gerçekten bir itiraf mıdır, emin değilim doğrusu. Çünkü itiraftan çok bir ifşaata benziyor bu sözler. Bir pişmanlık duygusunu değil, bir "kabulü" barındırıyor sadece: "Kullanıldım ".

Hepsi bu.

12 Eylül öncesinde, soruna Nazlı Ilıcak gibi bakmayanlar bunun böyle olduğunu biliyorlardı zaten. Ben de böyle düşünenlerdenim. "Kullanılma" söylemi, kişinin kendisinden bağımsız bir fiili tanımlıyor olsa da, kontrgerillanın, özellikle sol muhalefete karşı, Ilıcak gibilerini "kullanmadığını", onlardan kendi rızalarıyla, "yararlandığını" bilecek kadar zekam vardır. "Milli güçlerin", "içerideki hainlere" karşı sözümona devlet-millet eliyle, topyekün verdiği mücadelelerinde "kullanılma"nın sözü bile edilmez. Öyle ki, kendisini devletle elele bu mücadelenin bir neferi gibi gören kimileri bugün bile geçmişleriyle gurur duyarlar. Kahramanmaraş katliamlarının, Sivaslı olaylarının, kahve taramaların gurur duyulacak tarafı varsa tabii.

Şimdi sizce, "her öldürülen askere karşılık bir DTP'li öldürülmeli" diyen o gazeteci kontrgerilla tarafından kullanılıyor mudur? Ya da adı, ne yazık ki, Türk Solu olan o ırkçı dergi, "Türkiye'de bir Kürt işgali var" deyip, "Kürt bakkallardan alış veriş yapmayın" çağrısında bulunurken, örneğin Ergenekon tarafından "kullanılmış" mı oluyor? Bunlar "kullanılmak" fiiliyle açıklanacak tavırlar değildirler. Bunlar amaç birliğinin ortaya koyduğu "durumdan vazife çıkarma" tutumudur. Bir hayli de "gönüllü" olma halidir. Lamı, cimi yok.

Dünün Ilıcak'ı gibi, bugün de kendisinden "yararlanılan" kimseler, kesimler, gruplar vardır. Yaşam tarzının tehlikeye düştüğünü düşünerek, umudunu kayıtsız şartsız askere bağlayan kişi, örneğin, "kullanılmış" mıdır, yoksa askeri, kendi safında gördüğünden, tüm askeri amaçların "gönüllü" çalışanı ya da destekçisi midir?

Toplumsal saf tutmada kendine, sınıf gerçeğinden habersizce, yer tayin edenler, olmadık güçlerle "gönüllülük" temelinde ortaklık yaparlar. Nazlı Ilıcak'ın geçmişte yaptığı gibi.

Kontrgerilla ya da Ergenekon gibi yapılar kendilerine iman etmiş, "amaçlarını" amaçları bilmiş gönüllü kişileri her zaman bulurlar. Ilıcak da bulunmuş olanlardı belli ki. O nedenle şu son açıklaması itiraf değil, "yaptım, destekledim" anlamında bir ifşaattır, açık etmedir.

Yine de yararı yok değil. İster itiraf, ister ifşaat olsun, taşınması zor olan ahlaki bir yükü sırtından atma çabasında Ilıcak. 12 Eylül öncesinin kanlı, karanlık ortamında, bilerek ya da bilmeyerek rol üstlenmiş olma mahcubiyetinin yıllar sonra ortaya çıkışıdır bu. Yazılarında Ergenekon'a yüklenirken, "siz de geçmişte Ergenekon benzeri yapıları savunmuştunuz" sıkıştırmasının bir rolü var mıdır bu açıklamayı yapmasında bilinmez ama, Ilıcak'ın bu tavrı yine de iyidir. 12 Eylül paşalarından hesap sormak istiyorsak, Ilıcak'ı tanık gösterebileceğiz demek ki. "Kullandığınız kişiler varsa, sizin yarattığınız sorunlar var demektir" diye.

Sol muhalefete karşı kullanıldığı için, sol karşıtlarının pek memnun oldukları Kontrgerilla gibi yapıların, aslında Türkiye'yi istikrarsızlaştırma projesinin birer aleti olduğunu bilmeyen herhalde yok. Bugün yerini bir başka yapı almış da olsa, bu istikrarsızlaştırma programı tüm hızıyla sürüyor. Ama, bu programın yürütücülerinin de işi artık eskisi gibi kolay değil. Son yaşanan olaylardan ötürü, ciddi bir asker eleştirisi başlamış durumda örneğin. Burjuva kalemlerden, İslamcısına, sosyalistinden, liberaline kadar hemen her kesim askeri eleştiriyor. Geç kalınmış bir tavırdır bu. "Daha önce de bir kaç kez saldırıya uğramış bir karakolu ihmal ederek saldırının hedefi yapmak, böylece toplumda infial yaratılmasına yol açıp, askeri operasyona kamusal destek sağlamak amaçlanıyor" diyenler yanlış söylemiyorlar bence.

Tüm bunları akılda tutarak, AKP'ye karşı, adı geçen partinin uluslararası sermaye ile girdiği uğursuz ilişkiye de bakarak geliştirilmesi gereken sol muhalefetin askerle ortak paydası olamaz. Olmamalıdır. Israrla, bir Türk-Kürt çatışması çıkarılması çabaları varken, sol, tüm farklı unsurları kabüle dayalı, enternasyonalist bir fikri zemine sahip olmanın avantajını emek kardeşliği çerçevesinde çok iyi değerlendirebilir. Solun bir kesiminin buna uzak olduğunu görmek üzücü olduğu kadar kaygı vericidir de.

O nedenle ittifak sorununda sol çok ama çok iyi düşünmek zorundadır.

İleri de "kullanıldım" dememek için.

ÖNCEKİ YAZILARI

Su bebekleri 04/09/2015 Cuma
Jeremy Dikkat 28/08/2015 Cuma
En az üç 21/08/2015 Cuma
Hepsi bunun 14/08/2015 Cuma
Durun siz kardeşsiniz 17/07/2015 Cuma
AVMSARAY 10/07/2015 Cuma
Yandaştan yandaşa salvo 03/07/2015 Cuma