Savaşın içinden

28/08/2015 Cuma
Savaşın içinden

Pek farkında değilsiniz ama dostlar bir savaşın içindeyiz. Böyle diyorum çünkü hakikaten oralarda pek hissedilmiyor barut kokusu. Son haftalarda Trakya’da ve öncesinde İzmir’de idim, herkes durumdan hoşnutsuz ve üzgün, herkes uzuna kızgın, yüzülüp gidiliyor işte.

Buralarda henüz mahalle ve ilçe ölçeğinde olsa da bildiğiniz savaş var. Mahalle mahalle, ev ev çatışmalar yaşanıyor. Yüksekova’da önceki gün çekilen fotoğrafları gördünüz mü? Artık hendek kazmak, roketatarla fotoğraf çektirmek, kocaman panzerlerle sokak aralarına girmek, tepemizde her gün helikopterlerin dolaşması rutin savaş manzaralarından oldu. “Dağ savaşı bitti artık” diyordu geçenlerde biri. İnsansız hava araçları dağdaki savaşı oldukça zorlaştırmış. Artık savaş şehirlerde olacakmış.   

Şehirlerde günlük hayat akıyor hala. Merkez bu anlamda savaştan korunmuş durumda. Akşamları pek dışarı çıkılmıyor, ilçeye gidilmiyor, çatışma olduğunda hastane randevuları iptal ediliyor, yollar açıldığında gidiliyor. Her akşam kenar mahallelerden silah sesleri duyuluyor. Şehir merkezindeki eylemler, mitingler seyrekleşti, katılım seçim öncesi döneme göre oldukça azaldı. Basın açıklamaları, yürüyüşler sadece savaş-barış denkleminde, diğer gelişmelere verilecek tepkiler erteleniyor. Gözaltılar, tutuklamalar sürüyor. Avukat meslektaşlarıma yönelik bir dava açılacağını öğrendim, stk yöneticilerinde gergin bir bekleyiş var.

Seçimlerde ne olacağı merak konusu buralarda. Kimi olağanüstü hal ilan edilerek sandıkların kontrol edileceğini düşünüyor, kimi köylerde oy kullandırılmayacağını, kimisi ise toptan sandıkların yakılacağını. Bölgede AKP’ye verilecek oyların şimdilik azalmakla birlikte, savaşın bitmesi istikrarın sürmesi adına bir süre sonra artabileceği tahminleri yapılıyor. Kürt orta sınıflarının ekonomik olarak bu savaşta zorlanacağı ve bir süre sonra itirazların yükseleceği iddia ediliyor. Bu arada Kürt bölgesinin ekonomik ve sınıfsal yapısına dair ciddi çalışmalara ihtiyacımız var, çünkü bazı arkadaşlar sınıf meselesinin Kürt halkına uzak bir tahlil olduğunu, ağalık düzeninin bittiğini ve Kürt halkının sınıfsız, sömürüsüz, kaynaşmış bir kütle olduğunu söylemekteler. Haliyle ortada sadece devlet tarafından ezilen Kürt Halkı olunca, temel çelişki devletle savaşmaktan, devleti geriletmekten öteye gitmiyor. Bu anlamda emperyalizm tahlili, devlet ile yapılan savaşta aldığı pozisyona göre değişkenlik gösterebiliyor.

Neyse. Sonuçta ölüyoruz işte. Hep fakir malikanelerinden çıkıyor cenazeler. Öldürenlerin bir kısmı erkek akıllarıyla öldürdükleri kadının bedenini gösteriyorlar, ölü bedenlerin üzerine basıyorlar, “düşmanı aşağılıyorlar”. Bu arada saraylar yükselmeye devam ediyor.

ÖNCEKİ YAZILARI