"Sade Suya Tirit" Bir Eleştiri

01/11/2009 Pazar
"Sade Suya Tirit" Bir Eleştiri

İki hafta kadar önce İngiltere’de Hertfordshire Üniversitesi profesörlerinden Geoffrey Hodgson’un kaleme aldığı ve çeşitli ülkelerden iktisatçılara gönderilen bir e-posta bana da ulaştı. İletide Nobel ödüllüsü iktisatçı Paul Krugman’ın New York Times gazetesinde yayımlanan bir yazısından bir bölüm aktarılmakta ve bu görüşlere katılan iktisatçılardan imza desteği istenmekteydi.

Krugman’ın yazısından alınan bölümü aktarayım:

“Bugünkü krizin gelmekte olduğunu gören iktisatçıların sayısı çok azdır ama bu öngörüdeki başarısızlık, iktisat alanının diğer sorunları yanında hafif kalır. Daha önemlisi, iktisat mesleği bir piyasa ekonomisinde felâketlere yol açan başarısızlıkların mümkün olabileceğini görememiştir. İktisat mesleği tökezledi çünkü iktisatçılar görünüşte etkileyici matematiksel giysilerle bezenmiş olan güzelliği gerçek sandılar. Mükemmel piyasalarda rasyonel bireylerin birbirleriyle ilişkiye girdiği eski, idealleşmiş (ve şimdilerde fantezi denklemlerle bezenmiş) bir ekonomi vizyonuna tekrar âşık oldular. Ne yazık ki, bu romantikleşmiş ve arındırılmış ekonomi vizyonu yüzünden iktisatçıların çoğu, işlerin tümüyle kötüye gidebileceğini düşünemediler. İnsan rasyonelliğinin çoğu kez balonlara ve patlamalara yol açan yetersizliklerini çılgınlaşan kurumların sorunlarını ekonominin işleyişini ani, öngörülemez çöküntülere sürükleyebilen piyasaların –özellikle de finansal piyasaların- aksaklıklarını ve düzenleyicilerin düzenlemeye inanmadıklarında ortaya çıkan tehlikeleri görmezlikten geldiler. Gerileme-depresyon, tamamen insanî sorunlardır konu buraya geldiğinde, herkesin rasyonel olduğunu, piyasaların da mükemmel çalıştığınu varsayan, zarif, ama yanlış çözümün iktisatçılar tarafından terkedilmesi gerekecektir.”

25 Ekim’de Hodgson’dan yeni bir ileti geldi ve Krugman’ın yazısının 2000’den fazla iktisatçı tafaından imzalandığı haberini ve seçkin imzacılardan bir bölümünün adlarını verdi.

***

Krugman, doğru, fakat önemsiz şeyler söylüyor. Neoklasik iktisat okulu matematiğe ve formel/soyut modellere abartılı boyutlarda saplanınca, her kanattan çok sayıda iktisatçı yıllar boyunca uyardılar: “Matematik sadece yararlı bir araçtır ona bunun ötesinde kapılmayın. Modellerinizin dayandığı varsayımlarla gerçek arasındaki kopuklukta fazla ileri gitmeyin…”

Sadece akademik iktisatçılar mı? Dokuz yıl önce Fransa’da iktisat öğrencileri “otistik iktisat” diye adlandırdıkları bu eğilimlere karşı mücadele açtılar iktisat öğretiminin bu sakıncalardan arındırılmasını istediler. Yirmi küsur yıl önce bir Amerikan üniversitesinde lisans-üstü iktisat öğrenimi gören Türkiye’den bir öğrencinin yakınmalarını hatırlıyorum: “Ben Boğaziçi İktisat Bölümü’nden çok iyi bir dereceyle mezun olarak yani hem İngilizce, hem de iktisdı öğrenmiş olarak buraya geldim. Gecemi gündüzüme katarak çalışıyorum derslerden ancak orta halli notlarla geçebiliyorum. İngilizce ve iktisat bilmeden buraya gelen Çinliler de var. Sadece iyi matematik biliyorlar ve aynı derslerde çok daha iyi notlarla başarılı oluyorlar.”

Artık sıradanlaşmış olan bu eleştirileri, Krugman’ın güncel birkaç örnekle destekleyerek tekrarlamasından oluşan bir paragraf, nasıl olup da 2000 iktisatçı tarafından uluslararası bir bildiriye dönüştürülecek değerde görüldü? Acaba, diye düşünüyorum, bu meslektaşlarımız, Krugman’ın eleştirdiği yaklaşımları, “matematiksel giysilerle güzel[leşmiş], ...zarif, ama yanlış çözümler,… tekrar âşık ol[unan] eski vizyonlar” olarak nitelendirmesinin efsununa mı kapılmışlar? Geçmişte bu günahlara katkı yapanlar, hatalarının “estetik” boyutlar taşımış olmasından bir teselli (“yiğiti öldür ama hakkını ver” tesellisi) mi çıkarıyorlar?

Bana gelince, Krugman’ın eleştirdiği matematiksel / formel iktisat yazınının (Türk iktisat öğrencisini dehşete düşüren Çinliler gibi) iki-üç yüz sözcüğün sınırları içinde kaldığını ve bu kısır dil haznesinden “estetik” ürünler çıkmasının mümkün olmadığını düşünüyorum.

***

Bence, asıl sorun, Krugman’ın söylemediklerinden kaynaklanıyor. “İktisatçılar krize giden süreci niçin kavramadılar?” Bu soruyu tartışmaya kalkan Krugman, sadece matematiksel iktisatçıların değil, tümüyle burjuva iktisadının bazı kritik konuları gündem dışı tutmuş olduğunu söyleyemiyor. Sınıflar-arası ve sınıf-içi (örneğin sermaye grupları arasındaki) bölüşüm karşıtlıkları finans kapitalin bünyesinde giderek artan çürüme eğilimleri devlet aygıtının büyük sermaye ve finans kapital tarafından kontrolü sömürü, kaynak aktarımı ve bağımlılık ilişkilerine dayanan ve hegemonik bir devletin belirleyici rol oynadığı emperyalist sistem sermayenin dünya çapındaki saldırısının ifadesi olan neoliberalizm… Kapitalizmin bugünkü bunalımının arka planını, oluşumunu, gelişimini bunları dışlayarak kavrayamazsınız. Bu tür bir araştırma gündemini dışlayan dahası, “ekonomik krizleri ve çevrimleri” adım adım ders programlarının dışına çıkaran bir iktisat öğretisi, bugünkü krizi de elbette öngöremeyecekti.

Bu öğelerin ve dönüşümlerin, burjuva iktisatçılarının gündeminde yer almamış olmasını Krugman bir eksiklik olarak görmüyor. Zira, o da yerleşik iktisat kuramının temsilcilerinden biridir. Bu okulun gerçekçi-yenilikçi kanadında yer alması ABD’de krize karşı reformist-ilerici seçenekleri savunması, onu burjuva iktisadının temel açmazlarından azade edemiyor. Meslektaşlarına yönelttiği eleştiriler bu yüzden “sade suya tirit” özelliği taşıyor.

Bana gelince, özellikle yazmadıklarından ötürü Krugman’ın makalesini önemsiz, eksik buldum ve bildiriyi imzalamadım.