Bir yıldönümü

02/04/2013 Salı
Bir yıldönümü

Korkut Boratav'ın “Bir yıldönümü” başlıklı yazısı 2 Nisan 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Irak işgalinin onuncu yılı, 19 Mart’ı izleyen günlerde hatırlandı. Hatırlayanlardan bir Iraklı, Dar Jamail, TomDispatch’e (26 Mart 2013) anlatıyor: “Tarih 8 Nisan 2004. Amerikan güçlerinin kuşattığı Felluce’de uydurma bir klinikteyim. İnsanlar, dehşet içinde Amerikalı keskin nişancıların vurduğu akrabalarını getiriyorlar… Kolu kanlar içinde hareketsiz bir çocuk(…) gırtlağından vurulmuş, hırıltılar çıkaran bir genç kız yanı başında çelimsiz, sürekli kusan on yaşındaki erkek kardeşi. Ölüyorlar. Kuşatmanın nedeni ‘teröre karşı savaş’ ama klinikteki Iraklılara göre sadece Amerikalılar terör yapmaktaydı.”

Bu Iraklı, Bağdat’ın düşmesinden bir yıl sonra Felluce’nin Amerikalılar tarafından kuşatılmasından söz ediyor. Sünni direnişin merkezi olan bu kent, on iki ay boyunca Felluce’lilerin denetiminde kalmıştır. Jamail’in tanıklık ettiği Nisan kuşatması sırasında kent halkından ölümlerin toplamı, yerel hastane kayıtlarına göre 731’dir.

Felluce direnmeyi sürdürür. Sonunda Amerikalılar kenti işgal kararı alırlar. İkinci Felluce savaşı, Kasım 2004’te uçak saldırıları ve yoğun topçu ateşiyle başlar. İki ay sonra kent düştüğünde camilerin yarısı on bin konut tamamen yıkılmıştır. Kalan konutların üçte ikisi hasarlıdır. Amerikalıların ve İngilizlerin kayıpları 25 ölü, 250 yaralıdır. Kızılhaç kayıtlarına göre 800 sivil, 2000 civarında “direnişçi” öldürülmüştür. Galiba Saddam’ın Halepçe Kürtlerine karşı kullandığı gazın bir benzeri olan “beyaz fosfor” Amerikalılar tarafından da Felluce’de kullanılmıştır ve sivil ölümlerinin bir bölümü bu etkene bağlanmaktadır.

Bir silah daha var. 4 Nisan 2004 tarihli New York Daily News gazetesi, Irak’taki ABD kara ve hava kuvvetlerinin 2003’te (yani Felluce savaşından önce) 127 ton “hafifletilmiş uranyum mermisi” kullanmış olduklarını yazıyordu. Felluce’deki uçak ve topçu saldırılarında da, güçlü delici etkisi olan bu silahı kullanmayı sürdürdükleri anlaşılıyor. Hafifletilmiş uranyum “kullananların” (yani Amerikan askerlerinin) radyasyon bulaşmasına bağlı sağlık sorunlarıyla karşılaştıkları açıklanıyor. Peki, ya hafifletilmiş uranyuma hedef olanlar? Etkisinin havaya karışma halinde hafif vücuda temas halinde ise (Iraklı “hedeflerde” olduğu gibi) ağır olduğu söyleniyor.

Bir de Robert Fisk’in dokuz yıl sonrasının Felluce’sindeki gözlemlerini (The Independent, 26 Nisan 2012) aktarayım: Felluce Genel Hastanesi’nin başhekimi, son yıllarda “hilkat garibeleri” olarak ölü doğan bebeklerin görüntülerini ekranda gösteriyor. Fisk, gördüklerini betimlemeye çalışıyor sonunda vazgeçiyor: “Fotoğrafların sonu yok. Tek bacağı ve bedeninden dört defa daha büyük kafası olan bir bebeği nasıl betimleyebilirsiniz?” Ve ekliyor: “Felluce’de çocuk ölüm oranı binde 80’dir bu oran Mısır’da binde 19, Kuveyt’ta binde 10’dur. Ve kalıtımsal kalp bozukluğu ile doğan bebekler, 2010’da benzerine rastlanmayan boyutlara yükselmiştir.”

Felluce’deki kalıtımsal bozuklukları incelemiş olan Londra’dan bir doktor (Cypros Nikolaides), “Amerikalıların bu bozukluklara neden olan silahlar kullanmış olduklarına eminim” diye suçluyor ama belirleyici araştırmaların kösteklenmesinden yakınıyor.

* * *

Sadece Iraklılar mı? Amerikalı kurbanlardan biri, Thomas Young, 2004’te Bağdat’ta yaralanmış felç olmuş ölmek üzere. Savaşın iki mimarına, zamanın Başkanı Bush ile yardımcısı Cheney’e bir açık mektup yazıyor (CounterPunch, 26 Mart 2013):

“Bu mektubu size Irak’ta ölen 4488 Amerikalı asker adına yaşadıkları travmalar ve suçluluk duyguları nedeniyle intihara sürüklenmiş, hayatları ayrıca da mahvolmuş yüzbinlerce harp malulü adına bir milyon civarında Iraklı ölünün adına yazıyorum. Sizin savaşınız nedeniyle hayatlarının geri kalan bölümünü bitmez tükenmez acı ve elem içinde geçirecek olan insan enkazları adına yazıyorum.”

“Milyonlar, kim olduğunuzu ve neler yaptığınızı biliyorlar. Adaletten kaçabilirsiniz ama bizim için ikiniz de rezil savaş suçlarından, talan ve cinayetten suçlusunuz. Siz bizi Irak’ta savaşmaya ve ölmeye yolladınız Mr Cheney, ama kendiniz Vietnam savaşı kaçağısınız Mr. Bush, siz de Ulusal Muhafızlık’tan firar ettiniz.”

“Benim vadem doldu sizin de bu dünyayı terk etme zamanınız gelince, umarım Amerikan halkından, dünyadan ve özellikle Irak halkından af dileyebilecek kişiliği, gücü bulabilirsiniz.”

* **

Bir hatırlatma ile bitireyim. Bugün Irak’ta, Suriye’de, tüm Ortadoğu’da Sünnilerin liderliğine soyunan Tayyip Erdoğan, 2003-2004’te Felluce’deki Sünni direniş kan dökülerek, kıyımla ezilirken de Başbakan’dı. Ne yapıyordu? Hiçbir şey…

Ondan bir yıl önce de Türkiye’yi Irak işgaline katmak istemiş tutturamamıştı. İstediği gerçekleşseydi, belki de Felluce kıyımının suçlularına TSK birlikleri de katılacaktı…