2008 ve 2009’da Sermaye Hareketleri

21/02/2010 Pazar
2008 ve 2009’da Sermaye Hareketleri

Geçen hafta 2009’un ödemeler dengesi istatistikleri yayımlandı. Bu verilerin içinde yer alan sermaye hareketleri büyük önem taşıyor. Bu köşede zaman zaman vurguladık ki, son yıllarda ekonomik genişleme giderek artan dış kaynak girişlerine bağımlı olmuştur. Ekonominin durgunluğa, daralmaya sürüklenmesinin ardındaki temel nedenlerden biri de bu girişlerin yavaşlaması, giderek tersine (net çıkışa) dönüşmesiydi.

Aşağıdaki tablo ödemeler dengesinin ana kalemlerini 2008 ve 2009 için karşılaştırmak amacıyla düzenlendi. Tablonun ilk beş satırının toplamı (tanım gereği) sıfır olur. İlk üç satır (yabancı, yerli kökenli ve kayıt-dışı) sermaye hareketlerini ayrıştırıyor. Bu üç tür sermaye hareketinin net bilançosu, cari işlem açığının finansmanına ve (2009’da olduğu gibi “eksi” işaretler gösterilen) rezerv birikimine tahsis ediliyor. Bazen, (2008’de olduğu gibi “artı” işaretle gösterilen) rezerv erimesi de döviz talebinin karşılanması için kullanılabiliyor.

Sermaye Hareketleri, 2008-2009, Milyon dolar
&nbsp 2008 2009
Yabancı Sermaye 49,992 5,707
Yerli Sermaye -14,755 -179
Kayıt Dışı Sermaye 5,653 8,437
Rezerv Hareketleri 1,057 -111
Cari Denge -41,947 -13,854
Toplam Sermaye 40,890 13,965
Net Aktarım 33,788 6,208
Borç Yaratan Sermaye 31,007 -4,717

Tablonun en önemli bulgusu 2009’da, bir önceki yıla göre yabancı sermaye girişlerindeki çarpıcı daralmadır. Bu daralma, kayıt dışı döviz girişlerinin (yaklaşık) yüzde 50 artışı ve yerli rantiyelerin, şirketlerin ülke dışına sermaye taşımaya son vermeleri ile ancak kısmen telâfi edilmiştir.

Bir diğer saptama, “borç yaratan yabancı sermaye” hareketleriyle ilgilidir. 2008’de bu özelliği taşıyan sermaye girişleri 31 milyar dolar olmuştu. Dış borç stokundaki artış rakamları da bunu doğruluyor. 2009’da ise, Türkiye ekonomisi dış dünyaya net dış borç ödemiş yabancı sermaye girişlerindeki büyük boyutlu azalmanın ana öğesi dış kredi kanallarının tıkanması olmuştur. ,

***

2009’da dış kaynak hareketlerinde gerçekleşen değişmenin ekonomiye taşıdığı şok nasıl ölçülebilir? İkinci tablo bu soruyu yanıtlıyor.

Dış Kaynak Hareketlerindeki Değişme (Mn. dolar) ve Milli Gelire Oran (%)
&nbsp 2009 eksi 2008 2008 Milli Gelirine Oran
Yabancı Sermaye -44285 -6.0
Toplam Sermaye -26925 -3.6
Net Aktarım -27580 -3.7

“Dış kaynak hareketleri” üç farklı biçimde tanımlanabilir. Birincisi, tablonun ilk sırasında gösterilen yabancı kökenli sermaye girişleridir. 2009’daki yabancı sermaye girişleri, 2008’deki toplamdan çıkarılırsa, 44.3 milyar dolarlık bir daralma gözlenecektir. Bu, 2008 milli gelirinin yüzde 6’sına ulaşan negatif bir şok oluşturmuştur.

İkinci “dış kaynak” hesaplaması, yabancı, yerli ve kayıt-dışı sermaye hareketlerinin net bilançosundan (toplam sermaye hareketinden) oluşur. Bu kalemin, 2008’deki değerden çıkarılması, 26.9 milyar dolarlık bir daralma ortaya koymakta milli gelirin yüzde 3.6’sına ulaşan negatif (daraltıcı) bir şok söz konusu olmaktadır.

Üçüncü olarak, “net aktarım” diye anılan bir dış kaynak kavramı daha vardır. Bu, cari açıktan, net (iki yönlü) kâr ve faiz transferleri çıkarılarak elde edilir. Bu rakam da 2009’da bir önceki yıla göre 27.6 milyar dolar azalmış milli gelirin yüzde 3.7’sine ulaşan bir şok oluşmuştur.

Kriz içinde sermaye hareketlerinin yol açtığı gerçek şok, bu düzeylerin, oranların üzerindedir. Daha önce bu köşede vurguladım: Dış kaynaklardaki daralma / tersine dönme 2008’in Ekiminde başlamış Ekim 2009’un sonuna kadar kesintisiz devam etmiştir. Bu on üç aylık dönemde meydana gelen dış kaynak daralması, yukarıdaki tabloda sadece 2009 için hesaplanan boyutları aşmaktadır.

On üç kriz ayı için ayrı bir tablo oluşturmadan bulguları (aynı “dış kaynak” kavramlarını kullanarak) özetleyelim: Yabancı sermaye girişleri on üç ay boyunca net çıkışa dönüşmüş bu olgunun yarattığı şok 2008 milli gelirinin yüzde 11.7’sine ulaşmıştır. Toplam sermaye hareketlerindeki ve net aktarımdaki daralmanın milli gelire oranı ise yüzde 6.1 ve (ikincisi için) yüzde 4.9 olarak belirlenmektedir.

2009’un on üç kriz ayı kadar olumsuz olmaması, Kasım-Aralık’ta dış kaynak girişleri canlanmasına bağlıdır. Yılın son iki ayında 3.2 milyar dolarlık kayıt-dışı para ve “bol kepçe” sıcak para girmiştir. 2010’un ilk iki ayında da aynı eğilimlerin süregeldiği anlaşılıyor. Kısacası, anarşik finans kapitalin yönlendirdiği dünya ekonomisi derin bir istikrarsızlık ortamı içindeyken Türkiye’de geçmişten herhangi bir ders alınmadığı ortadadır ve “eskiye dönüş” gündemdedir.