Kerem Esenoğlu
Hizbullah devrede
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:56 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:56
Kerem Esenoğlu'nun “Hizbullah devrede” başlıklı yazısı 22 Mayıs 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Niyeti gerçekten savaşmak olsaydı, Hizbullah Suriye iç savaşının başında yer alırdı. Lübnan Hizbullah’ı, Lübnan’daki her kesimin desteğini kazanmasına yol açan dengeli, mantıklı politikasını, sabırla da birleştirerek ciddi bir siyasal güç haline geldi. Başındaki genç Nasrallah’ın bölge politikalarını iyi bilen bir lider olması örgütün gerçekçi zeminlerde politika yapmasının nedenlerinden belki de en önemlisi. Öncelikle, “kahramanlık” gibi feodal kavramların çok önemli olduğu bir coğrafyada, bir kaç yıl önce İsrail’i durduran bir güç olmasına rağmen, bunu bir propaganda malzemesine çevirmemesi bu gerçekçi politikasının kanıtlarından. Nasrallah’ın tarzı bu değil. Gücün, politik uyanlıkla, siyasi öngörü yeteneğiyle kalıcı olabileceğine inanmış bir lider. Bu yanıyla örgütün diğer liderlerinden çok farklı.
Başından beri tabii Suriye’nin yanında oldu Hizbullah. Ancak sıcak çatışmanın içinde yer almadı hiç. Suriye’nin “iç düşmanla” baş edecek gücünün olduğuna inanmasının yanı sıra, sorunun uluslararası alanda alacağı boyutu da bekledi haliyle. Başkalarının bölgede ısrarla çıkartmaya çalıştığı mezhep çatışmasından kaçındığı, en azından buna fırsat verecek tutumlar içinde omadığı da bilinmiyor değil. Ancak Suriye iç savaşı artık “uluslararası bir mesele”dir. Bu boyutuyla özellikle Ortadoğu’da ciddi denge değişikliklerine, yeni ittifak oluşumlarına yol açma olasılığını yükseltiyor. Artık zaten var olduğunu bildiğimiz “kültürel”, “sosyal” mezhep çatışması, hiç olmadığı kadar “siyasal” çatışmaya da dönüşmüş durumda. Kimse tersini söyleyemez bunun. Şimdi Hizbullah, işte bu siyasal mezhep çatışmasının taraflarından biri olmuştur artık.
Çünkü, bölgeye dönük emperyal planlar, bu uğursuz planların mezhep çatışması altında ortaya çıkacak kargaşa sayesinde yaşama geçirebilecek. Bu nedenledir ki, emperyal merkezlerin bu çatışmayı körüklemek için her şeyi yaptığını görebiliyoruz. Bölgede ABD ile müttefiklerinin ittifak yaptıkları mezhep olarak Sünni ülkelerden oluşacak bir Sünni Eksen/Kuşak oluşturulmaya çalışıldığı da artık sır değil. Suriye, İran bir başka yerde, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan başka yerde. Bu ayrışmada üstün gelen taraf Ortadoğu’nun kaderinin belirlenmesinde büyük rol oynayacak. O nedenle durum çok çok önemli. Bu gruplaşmada taraflar yanında saf tutanlar da mücadelede belirleyici olacak. Hizbullah bunun için çok önemli.
Lübnan’da, tüm bölgeyi etkileyen ağırlığıyla bir çekim merkezi olduğu kabul ediliyor Hizbullah’ın. İşte bu nedenle AB, şimdi Hizbullah’ı terör örgütü listesine koymanın hazırlıklarını yapıyor. Çok önemli bir askeri güç olduğu da sır değil, bir kaç yıl önce Lübnan’a müdahale eden İsrail’i durdurduğunu, hatta gerilettiğini bir kez daha hatırlatayım. Uzun menzilli füzeleri de var. Suriye’de rejimin yıkılmasıyla Şii topluluklar için çok sancılı bir süreç başlayacak. Bu kesin. Ilımlılaştırma adı altında, siyasal bir yapıdan çok dini grupalara dönüştürülmesi hedefleniyor belli ki. Kontrol altına alınmış, güç merkezlerinden yalıtılmış bir Şii topluluğunun, işbirlikçi Sünni yönetimler için de tehdit olmaktan çıkacağı bir gerçek.
Bu nedenle Hizbullah’ın Suriye savaşında artık doğrudan yer alması, Lübnan işgali sırasında bu ülkeden aldığı desteğe minnet borcundan çok, kendi geleceği ile de ilgili kaygılardan da kaynaklanıyor. Kim ne derse desin, Ortadoğu’da Şiilerin etkisizleştirilmesi, emperyal güçlerin rahat at koşturmasına yol açacak.
O nedenle Suriye iç savaşında Hizbullah’ın yer alması kaçınılmaz bir durumdur, mezhep kaygılarıyla da doğrudan ilgisi yoktur.