Yolsuzluk patladı ya solsuzluk!

23/12/2013 Pazartesi
Yolsuzluk patladı ya solsuzluk!

Sarıgül’ün adaylığı ilk telafuz edildiğinde, “mümkün mü böyle şey”di verdiği tepki…

Birkaç gün sonra “zaten seçilemez ki, abartılıyor”a dönüştü düşüncesi…

Haftasında “hele bir İstanbul’u alsın, sonra bakarız icabına”ydı yaklaşımı…

Kısa süre içinde “kim kazanacaksa o aday olmalı” diyordu kararlılıkla…

İstanbul semboldü, AKP orada yenilirse biterdi, bunu yapacak kimse onun arkasında durmak gerekirdi…

Ardından Mansur Yavaş’ın ismi dolanmaya başladı, “gayrı ciddiydi, sıfır olasılıktı…”

Sıfır olasılık, bir-iki gün sonra “Melih Gökçek’in gitmesi her şeyden önemli”ye evrildi…

Ama zaten Mansur kabul etmeyecekti, merak edecek bir konu değildi…

Mansur kabul etti, “bu saatten sonra başka aday göstermek olmaz”dı son kararı…

Karar verince rahatladı, “İstanbul ve Ankara’yı aldık mı, gerisi teferruat” demeye başladı…

Hatay’da ise AKP’li adaya isyan ediyordu açıkça “bu Alevilerle alay etmek”ti, “Gezi’den hiçbir şey anlamamak”tı…

“İzin vermeyecek”ti AKP’li adaya, hır çıkaracak, ortalığı birbirine katacaktı…

İşin aslını öğrenmek için birkaç gün sabredecek, sonra harekete geçecekti…

Birkaç güne birkaç gün ekledi, günler hafta oldu, “bu seçim, seçimin de ötesine geçti, Türkiye’nin geleceği oylanacak, Hatay’dı, Ankara’ydı bunların tartışılmaması gerekiyor”du…

Lütfü Savaş AKP’liydi ama iktidar partisinde çözülmenin başlangıcı olabilirdi, bunu daha önce neden düşünmemişti, ona hayıflanıyordu…

Adaylara itiraz eden arkadaşlarını “bozgunculuk etmeyin” diye uyarmaya başlamıştı son görüldüğünde…

“Çok özel”, “tarihi” bir evrede “sorumlu” davranmanın iç huzurunu yaşıyor, tepki gösterenleri küçümsüyordu…

İnsanoğlunun en “ilkel” güdülerinden birine, rasyonalize etme ihtiyacına teslim olduğunun farkında değildi “büyük siyaset”in ne olduğunu nihayet kavramıştı…

Solcuydu, partisini solcu bulmuyor, yıllardır her defasında “bir daha asla” diyordu… Bu sefer seçimi de beklemedi, “sağın üstünlüğü”nü sandık kurulmadan kabullendi…

“Bir daha asla” oldu “her zaman daima”…

Şimdi kızmakta “taş koyanlara”, küçük tırmalamalarla “büyük dünyası”nı rahatsız edenlere…