Yardım çağrısı

28/05/2010 Cuma
Yardım çağrısı

Olayları bazı "gizil" güçlere bağlamaya hastalık derecesinde düşkünlükleri nedeniyle, bu coğrafyaya dönük gerçek operasyonlara ilişkin ayakları yere basan iddiaları da değersizleştirenlerin Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı'na seçilmesini ve bir anda "umut" haline getirilmesini hiç sorgulamamaları, AKP hükümetinin kendisinden olmayan herkese şu yada bu ölçüde yaşattığı eziklikle mi açıklanmalı?

Deniz Baykal'ı yeterince "solcu" bulmayan, bu nedenle her seçim sandığa söylene söylene gidip CHP'ye oy verenlerin Kılıçdaroğlu için tereddütsüz "hah şimdi tamam" demelerinin nedeni ne olabilir? Kılıçdaroğlu Baykal'dan hangi başlıklarda "daha solcu"dur? Mesele "yoksullara seslenmek"ten ibarettiyse, Erdoğan'dan özür dilemek gerekir mi?

Aralarında sözü dinlenen siyasal analizcilerin de olduğu çok sayıda kişinin ABD ve bizim patronların şimdilik Kılıçdaroğlu'nu bir iktidar projesi olarak değil, AKP'ye çeki düzen vermek için biçimlendirdiklerini fark edememesi neyle açıklanabilir? "Yeni CHP"nin hızla AKP'den rol çalmaya başlaması iktidara giden yürüyüşün kanıtı mıdır, Türkiye'yi dönüştürme sürecinde alınan mesafenin sanıldığından fazla olduğunu mu göstermektedir?

Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığının ilk günlerinde, hem de uzun süren bir sağcılaşmadan sonra toplumda sola dönük arayışlar kendini ilk kez hissettirirken medyanın "Türkiye sağcılaşmış" başlıklarıyla "sosyolojik gerçekler"i ilan etmesinin kimseyi kuşkunlandırmaması neye yorulmalı? Bulguyu ortaya atanların CHP'yi sol arayışlara sağdan olta vazifesiyle görevlendirmek istediği bu kadar açıkken, "ne yapalım, sağa kayacağız mecburen" demeyecek kaç kişi çıkacaktır?

Düne kadar Deniz Baykal'ın "parti içi demokrasi"yi kurutmasından şikayetçi olup da Kılıçdaroğlu'nu daha ilk günden "dokunulmaz" ilan eden, ona laf söyletmeyen, bırakın CHP'lileri, konuyu bir başka siyasi partinin perspektifinden ama gerçek verilerle değerlendirenlere tahammülsüzlük "bize bayram sevincini çok görmeyin" serzenişi midir, yoksa Baykal'ın düşürülüşünün yarattığı şokun yol açtığı bir hırçınlık mı?

Çok değil bir hafta önce Deniz Baykal cemaate çiçek uzattığında CHP ailesi ikiye bölünmüş, bir kanat "giderayak kendi kalemize gol attı" diye iç geçirirken diğer kanat "geç kaldık, keşke bunları daha önce yapsaydı" diye hayıflanmıştı. Yeni "lider" ilk iş olarak İmam Hatip Lisesi kermesine gidip cümle gazetecinin önünde Fatiha okuduğunda ve üstüne 100 tl bağış yaptığında "halkçı siyasetçinin de hali başka"dan öte ses duyulmamıştır. Bundan bir kanadın ötekini ikna ettiği sonucu çıkarabilir miyiz?

Kılıçdaroğlu "27 Mayısçılar şimdi utanç içinde" derken, "biz de şimdiye dek 27 Mayıs'ı sahiplendiğimiz için utanç içindeyiz" demek istemiş midir? Eğer böyle bir utanç varsa, düşünsel enerjilerinin büyük bölümünü 27 Mayıs'ın ne kadar değerli bir devrim olduğunu kanıtlamaya ayıran, arada bu "devrim"e hakkını vermediğimiz için bizim gibileri de kalaylayan "aydın"ların bu yeni trende uyum sağlayacak enerjileri kalmış mıdır?

Kılıçdaroğlu'nun "asıl sınavı" Ergenekon, Kürt sorunu, demokratikleşme başlıklarında vereceğini "solculuk" adına söyleyenler CHP'nin artık emekten, halktan yana bir çizgiye yerleştiğini mi düşünmekteler? Yoksa şimdiye kadar "ekmek ve emek" meseleleri ilkesiz politikalara karşı yöneltilecek haklı eleştirilerden korunmak için hazırlanan bir sığınak mıydı?

Kılıçdaroğlu'nu "yoksulluk, işsizlik konuları tamam ama ya şu meseleler ne olacak" diye sıkıştıranlar CHP'den yeni dönemde Ergenekon, Kürt sorunu, demokratikleşme başlığında ne beklediklerini açıklayacaklar mıdır? Örneğin CHP "avukatlıktan bıktık, artık biz de savcı olmak istiyoruz" diye tercih beyan etse, Kürt sorununda Erdoğan'ın açılımlarına köstek değil destek olacağını açıklasa, asker vesayetine karşı mitingler yapmaya başlasa bir süredir AKP'ye meyl edenler yuvalarına dönüş yapacaklar mıdır? AKP ile kurulamayan demokrasi cephesi bu kez CHP'nin öncülüğünde hayata geçecek midir?

İmam Hatipli dua şovu, yıllarca "katı laiklik"ten, "elitist laiklik"ten, "bürokratik laiklik"ten şikayet eden türlü liberalimiz için yeterli midir? Kılıçdaroğlu'nun "demokratik laiklik" konusunda inandırıcı olması için başka ne yapması gerekmektedir?

Zihnimiz sosyalizm hayali ile, gerçekleşmesi mümkün olmayan projelerle, hayattan kopuk siyaset anlayışı ile işgal edildiğinden bu sorulara yanıt üretmekte zorluk çekiyoruz. El uzatan yok mudur?