Wikileaks belgelerinden neden heyecanlanmıyoruz?

03/12/2010 Cuma
Wikileaks belgelerinden neden heyecanlanmıyoruz?

"Birgün bize bir cennet armağan etmeye kalkarlarsa, bunu biz kendimiz yaratmalıyız diyerek reddederiz…"

Bir devrimci edebiyatçının dile getirdiği bu söz, insanlığın çekmekte olduğu acılar hesaba katıldığında düpedüz çileseverlik olarak damgalanabilir, veyahut çağdışı kalmış bir ahlak anlayışının ürünü olarak küçümsenebilir.

Oysa söze asıl anlam katan, çok yalın bir siyaset kuralıdır: Mevcut güç dengelerini değiştirme iradesi ile yön verilmeyen hiçbir gelişme insanlığa hizmet etmez!

Kapitalizmin kaderinde olan krizler, en büyükleri dahil, işçi sınıfının müdahalesi olmaksızın, kapitalizmin sonunu müjdelemek bir yana, emekçi kitlelerin kabusuna
dönüşürler çoklukla…

Burjuva toplumların teşhiri için de aynısı söylenebilir. Artık kurulu düzenin en müstehcen biçimde açık edilmesi işini bizzat kurulu düzenin aktörleri yapmakta, kapitalizmin işleyiş mekanizmalarını bilimsel yöntemlerle tarif etmek isteyenlerin çabaları bu "ayıp" görüntülerin arasında kaybolup gitmektedir.

Örnek olsun, Susurluk'ta 1996 yılında gerçekleşen kazanın hemen ardından Türkiye'de yaşananlar tam da budur: Solun bütün (ama etkisiz ve korkak) çabasına karşın, burjuva diktatörlüğü zeytinyağı gibi üste çıkmış, suçlar kanıksanmış, suçlular saygınlaşmış, süreç bir bütün olarak ele alındığında bundan Türkiye'nin ezilenleri hiç yararlanamamışlardır.

Hesabı sorulamayan her suç, teşhir edildiğinde suçu meşrulaştırır, toplumu çürütür.

"Hesap soramayacaksak, pislikler sır olsun" değildir burada murad edilen bizim işimiz halkın hesap sorabilme, dahası bu düzeni değiştirebilme yeteneği kazanmasıdır.

"Oh olsun, birbirlerini yesinler", "pislikler dökülsün ne güzel" siyasal bir tavır olmuyor.

"ABD belasını buldu" da…

Hatırlayın 11 Eylül saldırılarını… Bugün bile ABD'nin parmağı olduğuna ilişkin güçlü kuşkulara sahip olduğumuz bu saldırıların Amerikan emperyalizminin sonunu getirmekte olduğu ileri sürülmüştü.

Vaşington'un aciz duruma düşmesi iyi bir şey olabilir. Son tahlilde ABD emperyalizmi elbette yenilecektir de… Lakin bir yırtıcı hayvanı yaraladıktan sonra, onun pençeleriyle parçalanıyorsanız, "nasıl yaraladım" diye böbürlenmezsiniz. Amacınız sadece "yaralamak"sa ve gerisi sizi ilgilendirmiyorsa, aptalsınız demektir. Yok, düşmanınızı alt etmek için bir hamle yaptıysanız ve bunu beceremediyseniz, ders çıkarır daha iyisini yapmaya çalışırsınız.

Omlet yapmak için yumurtayı kırmak gerekir ancak yere düşen yumurtaya aynı iyimserlikle bakmazsınız!

Örgütlü, tutarlı bir karşı koyuş olmadan ne bir ülkede egemen sistemi değiştirebilirsiniz ne de dünyada kurulu sistemi.

Bu anlamda skandallara, ortaya çıkartılacak belgelere bel bağlamak devrimcilerin işi olamaz.

Wikileaks için de bir önceki yazımda dediğim budur. ABD bu belgeleri kendi lehine kullanabilecek olanaklara sahiptir, başka hiçbir uluslararası güç bu belgeler üzerinden ABD'yi zayıflatabilecek durumda değildir. Ve en önemlisi, belgeler ABD'nin kendine yontabileceği bir içeriğe sahiptir.

Benim işim bu belgeleri ABD devletinin sızdırdığını ileri sürmek değil. Şu ya da bu şekilde kontrollü bir sızma olduğuna inandığımı yazdım evet ama asıl önemli olanın bu belgelerin yayınlanmasının son tahlilde ABD çıkarlarına hizmet etmesidir. İşimizin bir parçası bu gerçeğe işaret etmektir.

Rusya'nın PKK'ye para yardımı yapmakta oluşuna ilişkin İspanyol yargıçların iddiaları, Çin Halk Cumhuriyeti üst düzey yöneticilerinin ABD'li yetkililere "Kuzey Kore bizim de canımızı sıkıyor, Güney Kore eksenli bir birleşmeye karşı değiliz" demeleri, AKP'nin üst düzey kadrolarının birbirlerini Vaşington'a jurnalleme yarışına girmeleri…

ABD yandaşlarına not veriyor, diğer uluslararası aktörleri birbirine düşürmek istiyor ve de bütün dünyanın kendisine tabi olduğu izlenimi yayıyor.

Wikileaks, iyi düşünülmüş bir proje değilse, ABD krizi çok iyi yönetiyor, dünyanın geri kalan kısmındaki hödük egemenlerin çaresizliğini çok iyi kullanıyor.

Kimileri ABD'nin bundan böyle kendisine hizmet edecek işbirlikçi bulamayacağını ileri sürerek sadece bu gelişmenin bile öldürücü sonuçları olacağından dem vuruyor.

Ortada kimsenin kimseden hesap soramadığı, herkesin ABD'ye çalıştığı bir "dünya sistemi" var! Bu sistemin ahlakını yeni öğrenmiyoruz.

ABD ajan ve muhbir sıkıntısı asla çekmez.

Devrimci bir propagandanın etkili bir biçimde devreye girmediği her "skandal"dan hakim sınıf yararlanır. Kural budur.

Peki gerçekleri öğrenmeyelim mi?

Buna karşı konulamaz.

Ama devrimci mücadele aynı zamanda gerçekleri tasnif edebilme yeteneğidir. Bir gecede insanlığın önüne dökülen yığınla pisliğin bugünkü siyasal dengelerde insanlığı daha da "kirli" hale getireceği iddiamı yineliyorum.

Belgeler açıklanıyor… Özür dileyen bir tek ABD yönetimi oldu!

Sarkozy, Berlusconi, Putin, bizimkiler…

AKP'nin açıklanan belgelerden sonra tek bir gün iktidarını sürdürememesi gerekirdi. Bu ülkede halk, örgütlü bir halk olsaydı!

Sürdürüyorsa, bundan sonra işimiz daha kolay değil, daha zordur.