Ukrayna olmamak için...

21/02/2014 Cuma
Ukrayna olmamak için...

Zor zamanlar... Suriye’de emperyalist tezgah henüz bertaraf edilmiş değil. Ukrayna bölünmenin eşiğinde. Venezuela’da ABD destekli darbe girişimine karşı mücadele sürüyor. Bunlar ana başlıklar, başka ülkelerde de siyasi iklim sertleşiyor.

Peki Türkiye burada nerede?

Meclis muhalefetinin “normalmiş” gibi davranması, ülkeyi elbette olağanlaştırmıyor. Bir siyasi meftanın çılgınlıkları “30 Mart’ta bitecek bir kabus” gibi algılanmaya ve algılatılmaya çalışılıyor. Oysa Türkiye, gerçekten de cesedi zamanında gömememenin bedelini mecbur ödeyecek.

Meclis muhalefeti, bütün unsurlarıyla, sermaye diktasının bekası uğruna, diktatöre yığınak yapma fırsatı verdi. Haziran’da ortaya çıkan “halk”, bu yığınağa boyun eğmez. Öte yandan bu kadar yığınaktan sonra diktatör, yeri geldiğinde sağlam kavga eder.

Söylenmesi gereken şudur: Hazırlanın!

Berrak bir akılla, emperyalizme, gericiliğe karşı hazırlanın. Emperyalizmin uluslararası tekellerin tahakkümü olduğunu unutmadan ama... “Benim sermayedarım yerlidir, iyidir” diye saçmalamadan!

Sol bir kimlikle... Suriye ve Ukrayna’yı bu hale getiren solsuzluktur. Solun, devrimci sosyalist hareketin güçlü olmadığı her yerde milliyetçilik, dinsellik, fanatizm yoksul halk kitlelerini bölüyor, emperyalistlere müdahale imkanı ortaya çıkıyor.

Korkunun ecele faydası yok. Türkiye kaosa sürükleniyor. “Oyları bölmeyelim” saçmalığıyla bu kaosu engelleyemezsiniz. Kafalar sandıktan kaldırılmalı. Evet, 30 Mart önemli ama sadece 30 Mart’a odaklanıldığında, 31 Mart’ta ortalıkta sandık da kalmadığı görülebilir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, “taraf” olmaktır. Emperyalizme karşı, gericiliğe karşı taraf olmak. Kapitalizm artık dikiş tutmuyor. Bunun anlamı, yeni yeni krizler, emperyalistler arası çelişkilerin keskinleşmesi ve savaşlardır. Bunun anlamı, kestanelerin ateşten emekçiler tarafından çıkarılması için “sopa”nın devreye girmesidir.

Sermayeye sığınarak, onun “çağdaş”lığına güvenerek, AB’ye filan yaslanarak kendinizi koruyamazsınız. Avrupa’da tekellerin 20. yüzyıl performansına iyi bakın. Faşizm Afrika’dan çıkmadı! Ukrayna’da bugün Rus oligarklara meydan okuyanlarla Alman Naziler arasındaki süreklilik, Merkel gericisinin rolünü unutturmasın.

Onlarla mücadelede Putin’gillerden de fayda yok. Yarın Moskova ile Vaşington ve Berlin geçici süreliğine işi bağlar, herkes kendi halkını boğazlamaya devam eder.

Kötülerden daha iyisini beğenmek zorunda kala kala “kötü”leşiyoruz.

Türkiye’de zaman da var, enerji de...

Hızla örgütlenmeli. Kafaları netleştirerek. “Venezuela’da polis çok sert davranıyor” diye Amerikancı faşolara destek çıkmadan. Isınan sokaklarda kavgaya tutuşan ideolojilere, barikatların arkasında biriken sınıfsal güçlere bakıp karar vererek. Ukrayna’da Rusya yerine Avrupa Birliği tercih edilmeli diye buyurup komik duruma düşmeden. Türkiye’de “hele bir Erdoğan gitsin” acizliğini dile getirmeden.

Evet, bir ihtimal daha var. Bu kaosu aydınlığa taşımak.

Hızla örgütlenmeli. Örgütlenmek en büyük kavgadır. Çünkü örgütlenmek, insan aklını özgürleştirmektir. Liberalizmden, işbirlikçilikten, sermaye dalkavukluğundan, kötünün iyisinden, riyakarlıktan...

Sol örgütlensin ki, bu ülke Ukrayna’nın çaresizliğini yaşamasın!