Ukrayna notları…

04/03/2014 Salı
Ukrayna notları…

Savaş mı geliyor? NATO’nun Kırım nedeniyle Rusya’ya savaş ilan etmesi şu andaki verilerle mümkün değil. Bir dünya savaşına dönüşebilecek böyle bir karar için siyasi, askeri ve ideolojik zemin yok.

Öte yandan ABD ve diğer batılı emperyalist ülkeler, Rusya’yı sıkıştırabilecek enstrümanlara elbette sahipler. Nitekim dün Moskova’da piyasalar altüst oldu, borsada yüzde 11 düşüş için “çakılma” denebilir. Ruble de dolar karşısında hızla değer yitiriyor.

Bunlar oluyor çünkü, Rus ekonomisi hem dönemsel hem de yapısal düzlemde aşırı kırılgan. Putin’in yönetimdeki ilk yıllarında gerçekleştirdiği tasfiyelere karşın, Rus ekonomisinin finans bacağı yabancı aktörlere yaslanmayı sürdürüyor. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde muslukların başına yerleşen, uluslararası oyuncular ağırlıklarını koruyor. Sovyet döneminin dengeli sanayi altyapısını dağıtan ülke büyük ölçüde enerji sektörüne dayanmakta. Bu sayede dış ticaret fazlası veren Rusya’nın, başta Almanya olmak üzere, AB ülkelerine ihracı ithalatından 90 milyar avro daha yüksekti 2012’de.

Burada karşılıklı bağımlılık söz konusu olsa da, para piyasalarındaki hakimiyetleri batılı emperyalist ülkeleri avantajlı hale getiriyor. Zaten ABD yönetimi “yaptırımlar”dan söz ederken, büyük ölçüde finans sektörüne dönük kuşatmayı ve doğrudan yabancı yatırımların frenlenmesini kastediyor.

Kuşkusuz Rusya Federasyonu, ekonomik izolasyona kafa tutabilecek kaynaklara sahip. Ama unutmayalım, artık sosyalizm yok. Kapitalist Rusya ise, borulardaki ilk tıkanmada “homurdanacak” bir sermaye sınıfı tarafından yönetilmekte. Nitekim, dün borsada büyük kayıplar yaşayan devasa şirketlerden “sen ne yaptığını sanıyorsun Putin” tepkisi geldi.

Gerçekten, Putin yönetimi ne yapıyor? Şunu yapıyor: Sessizce izlediği Kiev darbesinin ardından Ukrayna’yı bölünmeye taşıyor. Kırım’da yapılacak referandumun içeriği tam olarak bilinmese de, bağımsızlık ilanı, hatta Rusya Federasyonu’na bağlanma en güçlü seçenekler. Ukrayna’nın Kırım’da bunu engelleyecek ağırlığı yok. Burada kritik olan Donetsk gibi kentlerde ne olacağı… Milliyetçi kamplaşma oralarda ciddi çatışmalar üretebilir.

ABD yeni savaş gemileri yolluyor Karadeniz’e ancak, Rus donanmasının Sivastopol’daki yığınağını dengelemesi söz konusu değil. Bunlar sembolik adımlar. G8’den Rusya’yı dışlama girişimleri de, Avrupa’nın Rus enerjisine gereksinimi hesaba katıldığında ne kadar gerçekçi tartışılır.

İran da bunu bildiğinden, Moskova’daki elçisi aracılığıyla “yaptırımları ciddiye almayın” mesajını iletmiş oldu. Zaten Rusya’nın Kırım’daki askeri varlığını geriye çekme niyeti yok. Bu yazı hazırlanırken, Moskova’nın Kırım’daki Ukrayna silahlı güçlerine “derhal teslim olun” çağrısı yaptığı haberi geldi.

O halde bu gerilim nereye gidecek?

Belli ki, ABD Rusya Federasyonu’nun emperyalist bir aktör olarak rol üstlenmesine izin vermemek için çabalarını sürdürecek. Ancak Putin yönetimi, Baltık ülkeleri dışındaki eski Sovyet cumhuriyetlerinde batının her hamlesine yanıt vermeyi beceriyor.

Kiev komplosunda kendi başına inisiyatif alan Almanya’nın, Ukrayna’nın bölünmesinden memnun olacağı unutulmamalıdır. Böylece, Polonya’ya komşu bir ülke daha doğu yolunda Alman etkisine girecek. Bu nedenle Merkel’in, Moskova’nın Kırım hamlesine Obama kadar tepki üretmeyip, Kiev meyvesini hazmetmeyi tercih edeceğini söyleyebiliriz. Yani kaybeden ABD olabilir, bütün bu olup bitenlerden…

Göreceğiz.