Sosyalizm uzak hedef öyle mi!

26/08/2010 Perşembe
Sosyalizm uzak hedef öyle mi!

Ne zaman sömürü düzenini ortadan kaldırmaktan, sermaye sınıfına karşı berrak bir konumlanış içine girmekten, sosyalizmin tek çözüm olduğundan söz etsek bizi gerçekçiliğe davet eden tepkiler alıyoruz. Güçler dengesinden söz ediliyor, her şeyin bir çırpıda hallolmayacağından, "akıllı" olmaktan, nihai hedefe usulünce varılması gerektiğinden…

Doğal olarak bu tartışmanın taraflarının sosyalizmin iyi bir şey olduğunda birleştiğini varsayarak tamamen siyasal strateji etrafında dolanıyor, bugünün acil görevleriyle sosyalizm arasındaki ilişki, açı, mesafe, artık her neyse, onun üzerine konuşup duruyoruz. Sosyalizmi savunmak, bir yandan AKP'ye karşı en geniş kesimlerin birliğini sabote etmek olarak gösteriliyor, öte yandan Kürtlerinin acil taleplerine sırt çevirmenin mazereti olarak kodlanıyor.

Strateji önemli, siyasal uyanıklık, zamanlama…

Ancak kavranması gereken başka şeyler de var.

Sosyalizm yaşamak, yaşatılmak durumunda!

Akademik bir tartışmaya girmeyeceğim. Ancak bugün bir toplumsal düzen olarak sosyalizmin yaşadığını göğsümüzü gere gere haykırma şansına ne yazık ki sahip değiliz. Çin Halk Cumhuriyeti'nde sosyalizmin kazanımlarından söz edebilmek belki mümkündür bilmiyorum ama bunun için bir istek duyuyor musunuz? Ben duymuyorum, her sabah Hinhua haber ajansında haberlere göz atarak güne başlıyorum, oradan yansıyanlardan sosyalizm adına heyecanlanamıyorum. Güzellik yarışmaları, defile haberleri arasında kaybolan maden kazaları ile Mao'nun büyük mücadelesi arasında bağ kuramaz oldum. ABD emperyalizmine, Japon militarizmine, Güney Kore provokasyonlarına direnen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin "teslim olmayız" politikasıyla dayanışmamızı "yeni düzen"in yaşayan kanıtından duyduğumuz gurura taşıyamıyoruz. Vietnam'da uluslararası tekellerin elde ettiği mevziler Fransızı, Amerikalıyı kovan Vietnamlı gerillaların imajını çoktan gölgelemeye başladı. Küba farklı, evet… Ama tartışılan artık "özel girişimciliğe ne kadar izin verileceğidir"… Zorunluluk, güvenceler, Kübalı komünistlerin uyanıklığı, bunlar var lakin Kübalı dostlar kusura bakmasınlar, yeni ekonomi politikalarından heyecan değil ancak kaygı duyarız. Dost olduğumuzdan, komünist olduğumuzdan...

Gerçek bu.

Sosyalizm, yaşayan bir toplumsal düzen olarak ölmese de, yaralı bereliyse eğer ve insanlığın kapitalizm karşısında zamanı kısıtlıysa, ona dönük mücadelenin yaşatılması daha büyük önem taşır.

Öyle değil ama, diyelim ki Marx ve Engels'in Manifesto'su, onun denk geldiği büyük 1848 devrimleri sıfır noktasıysa, o günden bu yana sosyalizm ya bir kurtuluş projesi olarak ya da SSCB'nin başını çektiği ülkelerde kurulmakta olan bir düzen olarak fazlasıyla somut, fazlasıyla elle tutulur bir olguydu.

1991'den bu yanaysa kapitalizm barbarlık sıfatına en yakışır dönemini yaşar ve insanlığı kötüye mahkum edip iyiyi yok ederken, sosyalizm gerçekliğini büyük ölçüde yitirdi.

Taktikler, ince hesaplar… Bir noktadan sonra bunların hepsini bir kenara koyup başka bir hesap yapmak gerek. Sosyalizmin yaşaması gerekiyor. Sosyalizm somut örneklerde yaşamakta güçlük çekiyorsa, onu hedefleyen mücadelelerin yükselişiyle yaşayacak, yaşatılacak!

Bugün bunun eksik bırakıldığı her konumlanış hangi soylu amaca hizmet ederse etsin, kapitalizmin kötüleştirdiği, giderek daha fazla kötüleştirdiği insanın büsbütün yok oluşuna hizmet etmek demek. Olmaz ya, şu aşamalarınız, acil işleriniz biter de yarın "artık sosyalizmi konuşabiliriz" noktasına gelirseniz, o an bunu konuşacak, bununla ilgilenecek bir toplumsallık bulamayabilirsiniz. Kapitalizm insanın aptallıklarını pekiştiriyor daha büyük bir hız ve kalitede anlayışsız, bencil, itaatkar, cahil üretiyor.

Kapitalizmin krizlerine fazla güvenmeyin, o krizler çürüyen insanlıkla buluşur ve öldürücü darbeyi de vurabilir.

Sosyalizm yarının değil, düpedüz bugünün gündemidir.

Soyalizmin devre dışı kalmasına izin verilmemelidir.

Güncel siyasal başlıklar, taktikler, hesaplar, manevralar… İşçilerin, emekçilerin acil gündemleri… Bunlara göz kapatılamaz, evet! Bunlarsız devrimci mücadele olmaz, buna da evet!

Ancak sınıfsız-sömürüsüz bir düzen arayışı, eğer kapitalizmin öğütücülüğünde zamana karşı yenik düşmeye başladıysa, sosyalizm mücadelesini zamana bırakma korkaklığına kocaman bir hayır!

Hiçbir şeyden öğrenmediysek, AKP'nin 8 yıllık iktidarının kitleler üzerindeki uyandırıcı etkisinin, uyananlar dahil olmak üzere, aynı kitleleri bozucu etkisinden daha düşük olmasından bazı dersler çıkarabiliriz.

Çok mu umutsuz bir değerlendirme?

İnce hesaplara gömülenler için öyle olabilir. Bense, insanlık adına iyi olan ne varsa onu ileriye ancak sosyalizm için mücadele etmenin taşıyabilecek olmasının tarihsel bir fırsat olduğunu söylüyorum. Sosyalizm hiçbir zaman, bu kadar büyük bir sorumluluk ve tarihsel enerjiyi arkasına almamıştı.

Bu mutlaka değerlendirilmeli... Türkiye'de özellikle!