Son Tezgah!

06/08/2009 Perşembe
Son Tezgah!

Döndük bir kez daha Ergenekon davasına! Üçüncü İddianame’nin üçte birini okudum, diğer bölümlerine göz attım.

Yine bir yığın telefon görüşmesi, belge ve “gizli tanık” ifadesi. Yığın diyorum çünkü her şey üst üste yığılmış, iddianamenin özünü anlayabilmek için o yığının içinde debelenmek zorundasınız.

Yeni iddianame, Kürt sorununun ve de PKK olgusunun Ergenekon’un işi olduğunu “kanıtlamak” için hazırlanmış. Temel amaç bu. Zamanlama mükemmel. ABD patentli Kürt açılımına bundan daha iyi yargı desteği gelemezdi. MHP’ye “zart zurt ediyorsun ama PKK devletin içindeki bir ekip tarafından kuruldu ve yönetildi” DTP’ye “kendi geçmişinden kurtulmak için sana benzersiz bir kapı açıyoruz, bunu değerlendir” Öcalan’a “ya açılıma tamamen bağlanırsın ya da seni de Ergenekon’a bağlarız” deniyor.

Zaten her bir iddianamenin aşırı uzun tutulması, verilerin bir yığın haline getirilmesi, bir beceriksizlikten çok akılcı bir stratejinin ürünü gibi duruyor: Dava etkili bir mücadele aracı, ucu açık, gelişmelere göre herkesin konumu değişiyor, eklenenler, çıkanlar...

ETÖ dedikleri yapılanmanın lider kadrosu da sürekli yenileniyor. Tamam bunu örgütün özgün hiyerarşisine bağlıyorlar ama üçüncü iddianameden sonra işler iyice karıştı, örgütün liderliğine Yalçın Küçük yerleşti.

Kürt savaşının sorumluluğunu Yalçın Küçük’e yıkmanın kolaylıkları var elbette. Nihayetinde devlette görevi yok, Kürt siyasetçilerinin zaten sildiği birisi, solcu... Çok yazıyor, çok konuşuyor, Ergenekon savcılarının gereksindiği “yığın” için fazlasıyla üretken.

Bu kadarı yeterli.

McCarthy dönemini andıran sorgu ve suçlamalardan “adalet” çıkıp çıkmayacağına karar vermek insanlarımızın vicdanına ve aklına kalmış. Aydınlar söz konusuysa, aydın olma onur ve sorumluluğuna...

Bu iddianameyi okuyup, “olabilir, zaten cuntacının tekiydi, PKK’yi ele geçirmeye kalkmış olabilir, derin devletin merkezinde durabilir” sonucuna ulaşabiliyorsanız bilemem. Yok, “bu kadarı fazla” diyorsanız, o zaman “ne kadarı makul”?

Bakın, üçüncü iddianamenin asıl kahramanları Hilmi Özkök ve İbrahim Şahin. Özkök, varlığından hiç kuşku duymadığım darbe niyet ya da girişimleriyle nasıl oynadığını bir güzel anlatmış. Bu yetenek “yerli” midir bilemem. Vicdana gerek yok, akılla karar verebiliriz bu örnekte.
İbrahim Şahin ise... Süikast, sabotaj, katliam, bombalama türü işlerin büyük çoğunluğu Şahin’in üzerinden, evinden ya da ağzından çıkan “kanıt”larla somutlanıyor. Haberleşmek için falanca direğe bant yapıştıracak kadar “titiz” bir örgütün liderlerinden biri, Ergenekon operasyonları sürerken telefonda “şunu öldür, bunu korkut” diye saatlerce konuşuyor.

Herkesi korkuttular, sindirdiler, Şahin korkmamış demek! Tıbbın konusu olabilir. Bir ihtimal daha var elbette. İbrahim Şahin faaliyete devam ediyor olabilir hâlâ!

Sonuç nedir?

Üçüncü iddianame, TSK’nın içine dönük operasyonun büyük ölçüde bittiğinin ilanıdır. Bitirilenlere umut bağlayanlar YAŞ’ta bir-iki terfiyle idare edecek, teselli bulacaklar ama olay şimdilik kapanmıştır.

Dediğim gibi artık Kürt açılımına odaklanacak, toplumu Kürt sorununun kaynakları konusunda bir kez daha yanıltacaklar.

Son tezgah...

Gizli tanıklardan birinin kod adı bu. Yığının içinde TKP’yi tarif ediyor: “Gizli tanık SON TEZGAH alınan ifadesinde 1980’de Türkiye İşçi Partisi’nin gençlik örgütü olan GENÇ ÖNCÜ yapılanmasının merkez yöneticilerinin şimdi TKP’nin merkez yöneticileri olduklarını, Aydemir GÜLER’in başkanlığını yaptığını, 1980’den sonra TİP’e muhalefet eden, TİP-TKP birleşmesine karşı çıkanların GELENEK diye bir dergi çıkarmaya başladıklarını, daha sonra SOSYALİST İKTİDAR PARTİSİ’ni örgütlediklerini ve en sonunda TKP olduklarını, halen TKP olarak devam ettiklerini o dönem bunların devlet içinde karanlık bağlantılarının olduğunun hep konuşulduğunu, Yalçın KÜÇÜK’ün, 1980’de TİP’in muhalif kanadında yer aldığını, GENÇ ÖNCÜ ile birlikte hareket ettiğini GENÇ ÖNCÜ’nün ağababasının YALÇIN KÜÇÜK olduğunu, YALÇIN KÜÇÜK’ün Sosyalist İktidar Partisi kurulunca Abdullah Öcalan’ı desteklemek üzere PKK’nın peşine takıldığını...”

Hep demişimdir, internet ortamı polis, provokatör kaynıyor diye. İşte bir tanesi gizli tanık diye çıktı ortaya!

Solun çok bilenleri, solu çok bilenler, bizi ilgilendirdiği için bunu seçtim çıkardım... Bir paragrafta bu kadar yalana yorumlarınızı bekleriz!