Sol Ne İşe Yarar?

09/02/2009 Pazartesi
Sol Ne İşe Yarar?

Memlekette kriz var mı, var. Gerçi, AKP hükümeti erteleyici önlemlerin yanı sıra, psikolojik mekanizmalarla toplumun bazı kesimlerinde "bunu da atlattık" duygusu yaratıyor ama yine de nüfusun çok büyük bölümünün gündeminde kriz var. En azından bugün işsizlikten, sömürüden, düşük ücretlerden, çalışma saatlerinin uzunluğundan söz edildiğinde kimsenin "ne öyle yoksulluk edebiyatı yapıyorsunuz" diyecek yüzü yok.

Memlekette gericiliğin de alası var. Erdoğan imzalı genelgelerle "aman dikkat edin, başımıza seçim arefesi dert açmayın" diye uyarılan AKP'li milletvekilleri ve adayları bir süredir pek dikkatli ama Türkiye'nin gericileşme serüveninde özel bir durgunluk dönemi yaşandığını söylemek için gerçekten ahmak olmak gerekiyor. Kaldı ki, gericiliği AKP icraat ve söylemleri ile ölçmeye hiç gerek yok. Gündelik yaşam, ekonomi, siyaset, kültür... Son derece akıllı bir biçimde yaratılan "steril" alanlar şimdilik "merak edecek bir şey yok" hissi uyandırmaya yetiyor ama işin gerçeği... CHP'nin açılımlarındadır! Oy avcılığı için yapıldığı belli nasılsa, bir önemi yok mu? Çarşaftır, kurstur Baykal'ın ülkeyi AKP'den kurtarmak için mecbur kaldığı küçük seçim hileleri midir?

Seçim biter, hegemonya baki kalır! Beter olsunlar, CHP zaten solcu parti değildi, iyi oldu ak koyun kara koyun çıktı ortaya tepkilerinin hepsi sağlıklıdır bir bakıma ama öte yandan, ideolojik mücadelede bir zaferdir gericilik hesabına. "Ilımlı İslam" bir proje değildir artık buralarda, yaşananların kendisidir ve CHP kendine ayar çekmektedir.

Bağımlılık... En büyük demagoji burada elbette. AKP'nin "onurlu dış siyaset" palavrası Davos'la başlamadı. Gericilik karşısındaki direncin ne kadar kof, ne kadar temelsiz olduğunu gören ve toplumdaki eğilimlere güvenen hükümetin başı en fazla ABD ve hatta Avrupa karşıtlığının geniş kitlelerde genel kabul görmesiydi. "Aldatıcı" ve "geçici" yönler taşıyan bu karşıtlıkların en büyük dayanaklarından biri dış destek olan ve bir perspektif olarak emperyalist projelerde çok daha fazla rol kapmak isteyen AKP iktidarının "işbirlikçilik" yaftasından kurtulmak için büyük çaba harcadığı açık. Ama ilginçtir yine de bu hükümete dönük "ABD uşağı" suçlaması genel bir kabul görüyor, solun ideolojik ve siyasal etkisinin çok ötesine geçen bir yaygın kanı olmaya devam ediyor.

Özetle, bugün Türkiye'nin ABD ve AB elinde oyuncağa dönüştüğünü iddia ettiğinizde kimse size "deli" muamelesi yapacak durumda değildir, Davos zokasını yutanlar bile en fazla "iyi ama bu Erdoğan'dan öncekilerin suçu" diyebilmektedir.

Yani, kriz var, yoksulluk var, işsizlik var, gericilik diz boyu, bağımlılık pekişmiş!

Memleket, özetle budur.

Peki bu memlekette sol ne yapmaktadır?

Sol var mıdır, yok muduru bir kenara bırakıyorum. Kim solcudur, o tartışmayı da geçiyorum, anlamı kalmadı. İstediğimiz kadar "CHP sol değildir" diyelim, "AKP CHP'den daha soldadır" pişkinliğiyle faşizme karşı mücadele ettiğini sananların bile seçim geldiğinde bir yolunu bulup CHP ile iş pişirdiği bir ülkede "gerçek sol"u tanımlamaya kalkmak üzücü sonuçlar doğurur. Çoğaltılabilir, gericililerle kol kola giren solcu olur mu, Avrupa Birliği projelerine dahil olan solcu olur mu, milliyetçilikle flört eden solcu olur mu... Böyle gider.

Sol adına her şeyin yapılabildiği bir ülkede, solun sınırları belirlenemez. Ankara'da komünizmle mücadele düşkünü Karayalçın'ı, Kocaeli'nde önceliği Kuran kursu açmaya veren Sirmen'i destekleyen solcular varmış... Sonra, "asker tehlikesi geçmemiş, AKP'ye fazla yüklenmemek gerekirmiş"... Yani sol adına... Bir de örneğin, "DTP'yi kayıtsız şartsız desteklemek" solculuğun temel göreviymiş... Şimdi bu tabloda İlhan Selçuk'un çıkıp AKP'yi "İsrail'le ilişkileri bozup ülkeyi maceraya sürüklemek"le eleştirmesinin ne önemi var? Dileyen Selçuk zaten solcu değil desin, dileyen İsrail'i mollalara tercih etsin...

Sol, şimdilik AKP'de ve biraz da MHP'de cisimleşen sağ karşısında ciddi değildir.

CHP'den, yani ne yazık ki hâlâ "sol" olarak kabul edilen gerici partiden başlayarak Türkiye'de sol inandırıcılığını yitirmiştir. Hem de bu dönemde!

Biz varız, TKP var demiyorum. TKP bu tabloya karşı direnmek, bu tabloyu değiştirmek için uğraşıyor diyorum. Ve bunu illa ki yapacak.

Bu nasıl olacak?

Kendine inanmayanlara, küçük hesapçılara, kuyrukçulara, rüzgar güllerine, ilkesizlere direnç artırılacak... Solu gayrı ciddi hale getiren yaklaşım ve tavırların kanıksanması engellenecek... Solu çirkinleştiren tartışma ve ilişki kültürü etkisizleştirilecek...

TKP bütün bunları kendi başına yapma iddiasında değil. TKP bütün bunları yapma ve yaygınlaştırma iddiasında...

İşin gerçeği, solun tek şansı bu.

not: Geçenlerde okudum, bir "sol parti" yöneticisi "TKP büyüyor ama kaç fabrika komitesi var, onu sorun bakalım" türünden değerlendirmeler yapmış. Tam anlamadım ama sanırım "TKP'den ne farkınız var" sorusuna yanıt vermeye çalışır, "ondan çooook farklıyız" demek için uğraşırken... Farklıyız tabi... Biz bir başka partiyi bir kendimize, iki memlekete bakarak eleştiririz., bu kadar saçma bir laf etmeyiz. Bir de şu "aman bizi TKP'yle karıştırmayın, biz onlar gibi değiliz..." meselesi var. Sağolsunlar, bizi zahmetten kurtarıyorlar. Devam!